Dünyamiz madde açisindan bakildiginda kapali bir sistemdir. Bundan anlamamiz gereken elimizdeki maddeler neyse ,onlar ile yasamak zorundayiz. Bittigi zaman bu maddelerden biraz daha bulmamiz mümkün degildir.
Aslinda elimizdeki maddeler bittiginde çok iddiali bir laftir ve eminim buna itiraz edenleriniz olacaktir. O nedenle konuyu biraz daha açalim mesela tarimda kullanilan gübrenin iki ana bileseni vardir. Azot ve fosfor biliyoruz ki atmosferimizin çogunlugu azot ve neredeyse istedigimiz kadar gübre yapalim, havadaki azotu kullanip bitiremeyiz. Ama fosfor öyle degil . Çogumuz farkinda olmasak da fosfor bir madendir. Yani dünyanin belirli yerlerinde çikar ve islenerek gübre yapabilecegimiz bir hale getirilir. Her ne kadar elimize aldigimiz herhangi bir tasin agirligi olarak yaklasik binde biri fosfor olsa da ticari anlamda karli fosfor elde etmek için kayanin en az yüzde 1-2 lik kisminin fosfor olmasi gerekir. Bu da çok az noktada bulunan fosfor yataklari anlamina gelir . Bu fosfor yataklari tükendigi zaman fosfor bulamayacagimizi düsünmeyelim . Sadece bu fosforu elde etmek artik o denli pahaliya mal olacaktir ki tarimda kullanilan gübrenin maliyeti kat kat artacak.
Kisacasi , dünyada çogu element bizim kullanabilecegimizden çok daha fazla bulunmaktadir. Anvak bu elementler ve bilesikler tüm yer kabuguna dagilmis oldugundan bunlarin çikartilip kullanima hazir hale getirilmesi çok masraflidir. Bu nedenle de kaynaklari sinirlidir diyoruz. Bu gün kaynaklari sinirli olan nesnelerin gelecekteki bir teknoloji ile sinirsiz halke getirilmesi de makul bir düsünce degildir. Çünkü bu gün kaynaklari sinirli yapan bizim bulma veya çikartma kapasitemiz degildir. Bu kaynaklar dünya yüzeyine azar azar dagildiklarindan gerekli miktarlari elde edebilmek için çok genis alanlarda madencilik yapmak gerekir bu hem çevresel olarak hemde ekonomik manada isimize gelmez.
O zaman bu maddeleri ikinci elde etme yolumuza gelelim; kullandiktan sonra geri dönüstürerek tekrar kullanima sokmak. Bildiginiz gibi , bir elementi baska bir elemente dönüstürmenin teknigine simya diyoruz. Her ne kadar orta çag da simyanin mümkün ve kolay oldugu düsünülüyor olsada bu gün ve makul gelecekte simyanin mümkün ama hiçde kolay olmadigini biliyoruz. Bir elementi kullanarak baska bir element elde etmek ancak o elementlerin atomik yapilariyla oynayarak olur. Yani Fosfor bitecek olsa , bu metodu kullanarak fosfor elde edebilmemiz makul bir çerçevede mümkün degildir.
Bir elementi baska bir elemente çevirmenin makul bir çözüm olmadigini kabul ettigimize göre yapacagimiz diger sey kullanim sonrasinda çikan atiklardan istedigimiz elementleri geri elde etmektir. Bir baska deyis ile , fosforu tarimda kullandiktan sonra çikan ürünlerden fosforu tekrar geri almaktir. Bu da kolayca tahmin edeceginiz üzere yapilabilecek bir sey degildir, çünkü fosfor ürettigimiz patatesin yapisina girmistir, oradan biz yedigimizde bize geçer , bizden de kanalizasyona karisir. Bu durumda fosforu geri elde etmenin yolu kanalizasyondan aritmak yöntemine dayanir. Takdir edersiniz ki bu yöntemi tarimin sürdürülebilirligini saglamak için kullanmak pek makul olmaz.
Tarim için fosfora ihtiyacimiz var , yenilenebilir enerjiyi saklayacagimiz pilleri üretmek için kobalta ihtiyacimiz var , bu listeyi epeyce uzatabiliriz. Tüm bu ihtiyaçlarimizi göz önüne alarak sürdürülebilir bir hayat sürebilmek için gerçekten de sifir atik üretmemiz gereklidir. Ama sifir atik ne demektir ?
Sifir atik , çogumuzun düsündügü gibi nesneleri kullandiktan sonra geri dönüstürerek basta kullandigimiz ham madde ihtiyacini azaltmak degildir. Çünkü fosfor örneginde gördük ki her seyi geri dönüstürmek mümkün degildir; geri dönüstürsek bile önemli kayiplarimiz var. Mesela beyaz bir kagit geri dönüstürerek gene beyaz bir kagit üretebilmemiz çok zor ; genelde yapilan bir alt kalite kagit üretmek oluyor. Bu neden ile de geri dönüstürme sifir atik kavraminin küçük bir parçasi olsa da temeli degil.




