siirin ana dilini kullanan insanlar bir millettir
görmeseler de birbirlerini; aralarinda gökyollari köprüleri viyadükleri baglanti yollari vardir siirin anadilinden yapilmis
kalp beyin ruh gönül, klasik kelimeler kalir onlarin evreninde
siirin ana dilinde ask hem varolus hem yok olus hem dogustur
dizeleri düsürürken yüce coskun levhalara sairler, birbirlerinin siirini okurlar, dünyevî yüzlerini görmeseler de
tam da gög ile denizin birlestigi bir yerde dörtnala coskuyla sürerler siir atlarini sairler
onlari, ufka bakmayi üslûbunca bilenler görürler
baskasi görmez, duymaz, umrunda da olmaz
siirin ana dili hem buranin hem ‘öteler’in dilidir
‘güzellerin’ hediyesidir, konustugudur, ögrettigidir
sairler onu içerlerinde gezdirerek sifalanir, disarlarina terk ederek sifalandirir
‘insancadir’ bir adi siirin ana dilinin
adanmadir, arinmadir diger adi da
siirin ana dili siirin ana yurdunda, ata yurdunda civildar
o yurda girmek için bulmak gerektir
bulmak da sabir, ilm, hilm gerektirir
siirin ana dili anlasilmaz gelir ‘düz’lere
ancak kirilanlar, kirginlar, burulmuslar anlar
haritasinda bir insanin, cografyasinda bir varligin, uçar ve konar en uygun su kenarina bir siir kusu ve sakir ‘dünyalarin’ hepsini görürcesine, gördürtürcesine
dili kus dili degildir siir kusunun
siirin ana dilidir.


