Daglar serpilmis sira sira. Omuzlarinda agaçlar siralanmis kâh vadilere dogru, kâh doruklara dogru. Küçük büyük her biri renga renk. Her bir agaç onlarca dal salmis sagina soluna. Yapraklari yesilin her tonu. Biraz daha indiginizde vadiye dogru rastliyorsunuz o yapraklar arasinda mis gibi kokan meyveler ve meyve agaçlarina. Aman Allah’im cennette miyim ne. Kuslar ötüsüyor agaçlar arasinda civil civil. Günes süzülüyor gökyüzünden taa en derinliklere yapraklar arasina. Ve ben arasinda dolasiyorum bu kadar büyük bir cümbüsün tam orta yerinde. Içim kipir kipir. Hayallerim var istikbale dair. Aklimdan neler geçiyor neler. Kafami kaldirip baktigimda gökyüzünde ara ara bulutlar. Adeta o agaçlari, yesillikleri kiskanircasina bakiyorlar. Neden kiskaniyorsunuz, siz zaten en zirvede en üsttesiniz diyesim geliyor içimden. Bu yesillikler arasinda yol alirken, bazen mutluluk içinde, bazen umutsuzluk arasinda dolasiyorum. Bitmez tükenmez hayallerim, istek ve dileklerim var. Hep daha fazlasi daha iyisi olsun diyorum.
Ben en fazlasiyim. Ben en iyisim. Ben en çok bu isin bileniyim diyorum. Öyle degil böyle olacak diye tutturuyorum…
Birde bakiyorum ki yillarim böyle gelip geçmis. Hizla tükenmis o yillar, istekler ve hayaller. Birçok güzellikleri yasamisim. Onlarin mutluluk ve hazzini yeniden tatmaya çalisiyorum. Hatta yasadigim/yaptigim o anlardan/islerden daha da çok keyif aldigimi, mutlu oldugumu görüyorum. Bazen de sunlari sunlari söyle yapsaydim ne güzel olacakmis diyorum kendi kendime. Birde pisman olduklarim var. Keske sunlari söylemeseydim. Keske böyle davranmasaydim. Keske böyle zanda, süphede bulunmasaydim. Keske sunlari yapmasaydim diyor ve sadece geriye kalan iyilerim beni mutlu ediyor.
Uzun uzun bakiyorum. O yesilliklerden, kus seslerinden, yaprak cümbüslerinden hiçbir eser kalmamis. O vadileri, yamaçlari, tepeleri bir sessizlik, bir sükûnet bir hüzün kaplamis. Yapraklar sararmis. O gencecik agaçlar yaslanmis. Durulmusum. Ayaklarim almiyor o agaçlar arasinda yürümeyi. Gözüm tutmuyor çikip dallar arasinda sallanmayi. Anliyorum benimde omuzlarima yillarin yorgunlugu çökmüs. Dizlerimde derman kalmamis. Sakaklarima beyazlar düsmüs. Benimde yapraklarim solmus. Sairin su dizeleri dökülüyor dilimden. Eylülü takvimden bir yaprak mi sanirsin. Vuslati mahserin habercisidir. Halen yesillikler olsa da eteklerinde, Sakaklarina beyaz, gözlerine perde inince anlarsin.
Gözlerim yasariyor. Allah’im senin kapina yaklastigimi artik daha çok hissediyorum. Sen bana soracaksin. Ey kulum! Ömrünü, gençligini nerede harcadin? (Tirmizi kiyamet 1) Elde etmek için hayaller kurdugun ve elde ettigin malini nerede, kiminle, kime sarf ettin? Bu beldeler, bu mekânlar benden sorulur dedigin yillarini, yollarini nasil, kiminle tükettin.
Kökünden dallarin oldu. Onlar senin evlatlarin, senin medari iftiharindi onlara nasil bir dünya kurdun. Sen su an sadece kendi hesabini düsünüyorsun. Onlarin hesabinin da bir kismi senden sorulacak. Yapraklarin ziynetlerindi. Evindi, binegindi. Süs esyalarindi, takilarindi ve onlarla mutlu oluyordun. Benim adima onlari nasil kullandin. Meyveleri verdim sana. Tadin diye. Benim için de ikram ettin mi? Yoksa beni yok mu saydin ve üst üste sorular… Aman Allah’im!
Bu sorular kafami kurcalarken, kalan yillarim geçen yillarimdan daha az kalmisken ben nasil civil civil olabilirim. Bu kadar soru ve hesap beni beklerken ben nasil bütün bunlari görmezden gelebilirim. Daha dünyamin hesabini vermekte zorlanirken, ukbamin hesabini ne yaparim!
Iste hakikatin ta kendisidir bütün bunlar…
Dönüs yolculugunda bir kendime, birde geride kalanlara baktigimda yolum açiliyorsa sonbahar bana degil kis, ilkbaharin, yazin habercisidir. Murat ettigime ulasmanin, Allah’in rizasina kavusmanin sevincidir. Dualarimin kabul oldugu, istikametimin yön buldugu zamanin adidir. Dünyanin oyun, eglence, zinet, tefahür ve tekasür, (Hadid 20) oldugunu ögrendigim mevsimin adidir. Allah’im! Benim sonbaharim, imtihan için yarattigin bu islere, girdaplara, takilmadan, aldanmadan geçirdigim yillarin tefekkürünü yaptigim vaktimin adi olsun. Benim sonbaharim dualarimin kabul olundugu, dallarimin, yapraklarimin, meyvelerimin insanlarin hizmetinde oldugunu gördügüm mevsimlerin adi olsun.
Pismanliklarim, keskelerim, eyvahlarim olmasin.
Sonbaharim da, bana iki cihanda dostluk edecek, güzel amellerimin oldugu, dolastigim o ilk yillarim kadar sen ve içimi isitacak beni vuslata/istedigime emin bir sekilde ulastiracak bir baslangicim olsun.
Kiymetli okurlarim insanin hayallerinden, hayatin hakikatine, dünya yolculugundan ebed yolculuguna bir metafor, bir seyir olusturmaya/çizmeye çalistik.
Sonbaharimiz, ilkbaharimiz ve yazimiz kadar bereketli olsun diyor bir baska yazimizda bulusmak üzere Allah’a emanet olunuz.




