Sosyal Medya ortaliga ilk çiktiginda herkes; kim olduguna, gerçekten ‘dost’ ve ‘dostça’, ‘arkadasça’ bir insan olup olmadigina bakmadan, kimi yakindan-uzaktan taniyorsa ve özellikle de Face’de, ulasabildigi bütün, ama bütün hisim-akrabalarini ekledi ve bekledi…
Taa ki bu günler gelene kadar…
ARTIK MANIPÜLE EDILMIS BEYINLER VAR VE BIRBIRLERIYLE KIYASIYLA CENK EDIYORLAR SOSYAL MEDYADA,
DIGER MECRALARDAN FARKLI OLARAK DA ÇOGUNLUKLA YAKIN AKRABALARIN OLDUGU FACEBOOK’TA…
Kimse gerçegin pesinde degil, kimse birbirini dinlemiyor!
Herkes kendi fikrini kabul ettirmeye çalismakla mesgul… Ama bu durum artik çok kirici ve yikici olmaya, ebedî küskünlüklere yol açmaya basladi. Ne kötü!
Nerde bizim hasletlerimiz?
Nerde kadim saygi-sevgi-tahammül-sabir-vefa kültürümüz?
Ne oldu bize?
Çirkin siyasetle, yalan haberlerle, algilarla kandirilmis-kirletilmis yarali bilinçler, öfkeli dimaglar var artik…
Hele hele, senin çocuklugunu, gençligini, ‘her seyini’ bilenler… Sana istedikleri gibi davranmanin ve fütursuzca laf etmenin neredeyse ‘dogal haklari’ oldugunu saniyorlar…
Biraz, “Ne biliimus u? Dünkü çocuk! G.tü b.klu!” Durumlari yani!
Bu, konustugum herkesin basina gelen bir ‘sûnî afet’ maalesef artik…
Bazen durum çok saçmalasiyor; bir kisilik davasina, varolus kaygisina dönüsüp, sebepsiz kirginlik ve ayriliklara yol açiyor!
Deger mi mübarek!
AMA DURUM ARTIK BÖYLE MAALESEF...
DEVIR DEGISTI, DERTLER DEGISTI…
Internet ve sosyal medya tarafindan yanlis bilgilendirilen, fiilen ve kafaca yalnizlasan insanlarin dertleri de degisti.
‘Muhabbetsiz’ yasadigimiz her yerde yeni ‘hastaliklar’ peyda oldu.
Mahalle ve insan sicakliginin, dayanismasinin, güzelliginin, muhabbetin, akrabalik baglarinin ve en yakin insanlarin bile birbirine saygi ve sevgisinin ‘öldügü her yerde’ öncelikler de meseleler de insanlar da degisti…
Sosyal medyada, Twitter’da, Instagram’da, en çok da Facebook’ta akrabalarinla, dostlarinla ‘saçma-inat’ tahrik edercesine siyasî kavgalara tutusup, onlari üzmek, belki de sonsuza dek kaybetmek NE AHMAKÇA BIR SEY YAHU!
GÜLMEYIN, BU DERT SU ANDA EN GÜNCEL DERTLERDEN BIRI.
Büyük bir öfke ve istahla birbirine haddini bildirmek, muhatabina ‘gerçegi’ ‘göstermek’ (!) ama aslinda nefsini tatmin etmek ugruna, beynini SOSYAL MEDYA MAPUSHANESINE bizzat kendisi hapsetmek…
Bu pandemi günlerinde evlerde kafayi siyiran insanlar birer birer bu ‘Mapus Damina’ düsmeye basladilar maalesef…
Bizi ‘Enformatik Cehaletle’ kusatan, varolusumuza, benligimize bazen usulca bazen de teklifsizce saldiran, aklimizi-ruhumuzu isgal eden, gönül, sevgi, merhamet, insaf, vefa ve mantik kalelerimizi bir bir ele geçiren bu ‘Seytan Plani’nin farkinda olmak lazim gelmez mi?
Yarin yüz yüze bakacagin sevdiklerine, akrabalarina karsi, hatta yüzünü görmesen bile herkese karsi (çünkü ‘hakiki insanlik’ bunu gerektirir) daha insafli, vefali, sabirli olmali sosyal medyada…
Onun ‘eksik ve yaniltici bilgi dünyasina’ kanmamali.
Özür dilemesini, geri adim atmayi ve helallesmeyi de bilmeli… Dünya ‘3 günlük’ çünkü!
Gerçek bilgi için okumali, arastirmali, olaylarin, kavramlarin ‘gerçegine ulasmaktan’, ögrenmekten kaçinmamali, “Enformatik Cehalet”e karsi koymali…
Yüzde doksani ‘çöp’, ‘yalan’ ve ‘algi’ olan internete, ‘SOSYAL MEDYA MAPUSHANESINE’ kendi kendini mahkûm etmemeli…
Ahmaklardan olmamali…
AHMAKLARIN VASIFLARI
(Mevlânâ Hazretlerinin de Hocasi, Nisâburlu Mehmet Feridüddîn-i Attâr Hazretlerinin ‘PENDNAME-ÖGÜT KITABI’ adli eserinden...)
1. Bilmedigi islere soyunmak.
2. Kendi ayibini görmeyip de baskalarinin kusurunu aramak.
3. Gönlüne cimrilik tohumu saçtigi halde cömertlik ummak.
4. Huyu ile halki hosnut etmeyen kimsenin Allah kapisinda hiçbir degeri yoktur. Âdeti huysuzluk olanin isi daima nefret kazanmaktir. Kötü huy, tende canin belâsidir. Huysuz kisi insandan sayilmaz.
…
Huysuz ve hadsiz olmayalim Vesselâm…


