BERKAY YALIN


TİYATRO YAZARI


1932 Kışı…

Tepebaşı’ndaki ahşap Darülbedayi binasının müdür odasına bir ‘Yazar’ girdi.

Müdür Muhsin Ertuğrul, Yazarın düşünceli olduğunu ilk bakışta fark etti. Yazarın kaleme aldığı “Kafatası” piyesi Darülbedayi’de sahneye konacaktı ve piyesteki “sinyorina” tangosunu icra edecek kişi henüz bulunamamıştı. İşte Yazar, bu kişinin bulunması için mücadele ediyordu.

Piyesi sahneye koyacak kişi Darülbedayi Müdürü Muhsin Ertuğrul’du. Muhsin Bey, yazara “Öğrencilerim arasında bir esmer güzeli var. Coleen Moor’a da çok benziyor, ne dersiniz tangoyu o icra etsin?”

Güzel Sanatlar Akademisi’nin ikinci sınıfındaydı bu kız. Çağırdılar esmer güzelini, geldi. Muhsin Bey, “Yazar Beyle bir prova yapın” dedi. Prova yapıldı ve Yazar, kızın sesine hayran kaldı.

1 Mart 1932’de sahneye kondu Kafatası. Tangoyu icra eden esmer güzeli ise çok beğenilmişti. Fakat bir hafta sonra Kafatası piyesi yasaklandı. Ve yolları ayrıldı Yazar ile Esmer Güzelinin.

Ta ki 2 yıl sonra 1934’te Kadıköy vapurunda karşılaşıncaya dek. Hoşlanmışlardı birbirlerinden. Çay içmek için sözleştiler. Sonra arkadaşlıkları ilerledi ve sık sık görüşmeye başladılar.

Abravaya Apartmanında teyzesi ve anneannesi ile kalıyordu bu genç kız. Bir gün uğradı Yazar “Takip ediliyorum, benim yüzümden senin de başın yanacak” dedi.

Yazar endişeliydi, ama ayrılamıyorlardı da…

Endişeyle aşklarına devam ettiler.

Yazar, kızın sesine de aşıktı. Baş başa kaldıklarında kızdan aryalar söylemesini istiyor, teşvik ediyordu. Ve esmer güzeli bu teşvikle Lüküs Hayat operetinde oynamaya başlamıştı. Güzelliği ve sesiyle göz dolduruyordu.

Yazar 1934’de bir hediye vermek istedi sevdiği kıza. Ne miydi bu hediye; “Bu bir rüyadır” adıyla bir operet.!..

Yanlış duymadınız, Yazar sevdiği kıza bir operet yazmıştı. Böylesine değerli bir hediyeyi kabul etti güzel kız. Ve sahneye kondu, kız kendisini yani ‘Fatma’ rolünü büyük bir keyifle oynadı.

19 Haziran 1934’tü tarihler…

Ankara’da bir ilk yaşandı. Ne mi? Atatürk ve İran Şahı Pehlevi’nin huzurunda ilk Türk operası Özsoy sahnelendi. İşte burada Ayşim rolünü oynadı bu esmer güzeli…

1936’da Saz-Caz operetini icra ederken İnönü seyrediyordu genç kızı. O gece, çok beğendi sesini ve Almanya’ya tahsile göndermeye karar verdi. Böyle bir fırsat kaçmazdı, gitmeliydi kız.

“Ben gidiyorum dedi” Yazara ve gitti…

Kız Berlin’de opera tahsilinde, Yazar ise mahpushanede.

Evet, hapse düşmüştü adam… Ama mektuplaştılar, kopmadılar. Kız, eğitimini bitirip yurda dönünce hapishaneye gitti. Elinde bir dosya vardı,

“Bunu çevir parasını Devlet sana ödeyecek” dedi.

Maksadı belliydi; hapisteki sevdiği adama maddi destek olmaya çalışıyordu. “Çevir ki İstanbul’daki eşine para gönderebilesin!”

Evet, Yazar evliydi! Ama gönlü Almanya’dan dönen bu genç hanımdaydı.

Bu arada yazardan istenen çeviri ne miydi? Atatürk’ün 1913’te Sofya’da izlediği ilk operanın metniydi.

Yazar, çeviriyi yaptı ve Karl Ebert yönetiminde 2 Nisan 1941’de Ankara Halkevi’nde saat 20.20’de İnönü ve devlet erkanının da katılımıyla Tosca Operası sahnelendi.  

Bu anlatıdaki esmer kız ve yazarın kim olduğunu merak ediyorsanız;

Kız Türkiye’nin ilk opera sanatcısı Semiha Berksoy, yazar ise Nazım Hikmet’ten başkası değildi.

(Tolga Aydoğan’a teşekkürlerimizle..)

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593