TÜRKIYE DEKI NÜFUS HAREKETLILIGININ TARIMSAL ÜRETIME VE ÜRÜN KALITESINE ZARARLARI.
Ülkemizde son 50 yilda nüfusda meydana gelen hareketlilik özellikle büyük sehirlere olan göç hareketi kirsalda ki yasami olumsuz etkilemis ve köy nüfusu giderek daha azalmis genç nüfus yasam beklentisini büyük sehir deki para kazanma ve yep yeni bir hayat kurmak için köyü terk etmeye baslamistir. Köylerin bosalmasi özellikle büyük bas hayvan varligininda azalmasina neden olmus sonuçda büyük sehirlerdeki kalitesiz bir yasam ve kalabaliklarin ürettigi kirlilik ile çevre sorunlarina atmosferin kirlenmesine hava ve yagis kalitesinin bozulmasina sebep olmustur. Özellikle yagislarda Ph dengesi bozulmus yagan yagmurlar giderek asitlenmis tarim arazilerinde toprak kalitesini bozacak kadar etkili olmaya baslamistir.
Asagida birkaç tablo ile konuyu biraz daha anlatmaya çalisacagim..
1970 lerde 71,3 olan kirsal nüfus 2018 de 7,7 ye 2020 de 5,4 lere kadar gerilemistir. Ayni oranlarda büyük ve küçük bas hayvan varligida azalmistir. Bu arada özellikle genç nüfus is ve yeni bir hayat kurma özleminde oldugu için köyleri terk etmis geride kalan nüfus yas ortalamasi giderek artarak köylerde is yapilamaz bir hale dönüsmüstür. Su an köylerde olan nüfusa herhangi bir tarimsal faaliyeti yaptirmak nerde ise imkansizdir. Köylerdeki isçi istihdaminin yerini ise genellikle güneydogu ve dogudan gelen mevsimlik tarim isçileri almis ,maalesef onlarda farkli tarimsal faaliyetleri bildikleri için ihtisaslasmadan rastgele çalisarak , sadece günlük yövmiye ve geçimlik çalisma öyküsündedirler. Oysa köylerde ki kadim bilgelik dededen babaya , babadan ogla, oguldan toruna geçmeli idi.. Maalesef bu yüzden köylerdeki kadim bilgelik de yerini günü kurtarmaya çalisan , degersiz bir is haline dönüsmüstür.
Köyde üretimin temelinde dogal gida üretimi ve sadelik , minimal bir yasam felsefesi varken çalisma bir anda menfaate , daha fazla kazanma hirsina , kibire ve çok kazanmak için kadim bilgelikden degersizlige dogru sürüklenmistir.
Gelinen nokta burasidir. 1. derece deprem bölgesi olmasina ragmen 23 ilin nüfusu bir anda tek bir sehre dolarak , hem dip dibe sosyal mesafeden uzak , herhangi bir güvenlik ve sihhi sartlarin saglanamayacagi kontrolsüz bir yasam biçimine dönüsü vermistir. Üstelik bu dönüsüm maalesef her türlü riskide beraberinde getirerek , dayanilmaz ve içinden çikilmaz bir haldedir.
Geldigimiz nokta tam bir esiktir. Buradan ya yeniden varolusa yada tamamen bir yok olusa dogru gidecegiz… Heleki su korona virüs endisesi altinda bizi nasil bir gelecek bekliyor ?
• Biz insanlar dünyaya ayak bastik ve burayi kendi alanimiz olarak
belledik.
• Evrimin galipleri, iki ayak üzerinde durabilen ve el becerileri
gelismis olan bizler, yani insan türü; çevremizdeki mucizevi
güzellikleri teker teker yok ediyoruz.
• Dogal yasam alanlari gitgide küçülüyor, canli türleri hizla yok
oluyor...
• Dogamiz geregi benciliz ve dikkatimiz çok çabuk dagiliyor; bu
nedenle ne yapmakta oldugumuzu henüz fark edemiyoruz.
• Ama gelecek nesiller hepsini görecek ve tüm aci veren detaylari
ile anlayacaklar.
• Fark ettikçe, kaybettiklerinin üzüntüsü de büyüyecek.
• Edward O. Wilson, Dünyaca ünlü Biyolog, Yazar
Azalan nüfus ile birlikde topraklarimizin hayvan gübresinden gelen organik madde miktarida azalarak tüm tarim topraklarimizda bir verimsizlik sorunu ,gübreleme yetersizligi, niteliksiz topraklar olusmustur. Oysa olmasi gereken organik madde miktari,
dir.
Özellikle Karadeniz Topraklarimizda ( Istanbula Göç veren 23 ilin topraklari) yagan asit yagmurlari sebebiyle Ph degeri 4,5- 5,5 seviyelerine inmis bu asitlenme ile makro elementlerin alimi konusuda sikintili bir hal almis, daha çok sentetik gübre konvansiyonel gübre kullanma ihtiyaci ortaya çikmistir. Daha çok Kireç ve Kimyasal gübre kullanimi..
Sonuç da ; tüm bu olumsuzluklari gidermek adina daha çok kimyasal ilaç ve gübre söz konusu olsada , birim alandan alinan ürün mevsimlik tarim isçilerin yövmiyeleri de hesaba katildiginda , ekonomik olarak verimsiz, ürün kalitesi açisindan da kullanilan kimyasallar ve islemek zorunda oldugu sistematik yüzünden daha niteliksiz ürün elde etmek söz konusu olmustur. Olusan aflotoksin, ürün analizindeki kalinti ve ihracaatda yasananlarda bunu ortaya koymaktadir. Çözüm bir an önce aile çiftciligi ve aile hayvanciligina geri dönmektir.
Referans : 2020 TÜSIAD ISTISARE KURULUNUN RAPORU. tusiad.gov.tr
Doga ve iklim dostu üretime ihtiyaç var
Küresel olarak basdöndürücü gelismelerin yasandigi bu dönemde ülkeler arasi yogun rekabet de eklenince tarim ve gida sektörleri gündemin üst siralarina yerlesmektedir. Karsi karsiya kalinan sorunlar aslinda hemen her ülke için geçerlidir. Küresel olarak tarimda nüfus yaslanmakta; kirdan kente göç artmakta; gençleri sektöre çekmek zorlasmakta; teknoloji sirketleri tarim ve gida sektörlerine kayitsiz kalmasa da yatirim sermayesi ayni ilgiyi göstermemekte; iklim degisikliginin etkileri bariz olarak ortaya çikmakta; degisen tüketici profili, nüfus ve talep baskisi sebebiyle gida arzinin hem güvenligi hem de güvencesi ile ilgili sorunlar ön plana çikmakta; doga ve iklim dostu, sürdürülebilir tarimsal üretime ihtiyaç duyulmakta; üretim sistemlerinin degismesi ile birlikte biyoçesitlilik kaybi belirmekte ve hem üreticinin hem de tüketicinin gelir ve refah kaygilari hükümetler üzerinde baski yaratmaktadir. Ilave olarak, tüm sektörler iyi yetismis beseri sermayeyi kendi bünyelerine çekmek istemekte ve özellikle tarim sektörü bu alanda zorlanmaktadir. Ülkeler bu sorunlara yönelik olarak tasarlamis ve uygulamis olduklari politikalar çerçevesinde kurumlarinin etkin bir sekilde çalismasini sagladiklarinda rekabetçi bir tarim ve gida sektörüne sahip olabilmektedirler.
Yapisal sorunlari çözmede zayif kaliniyor
Türkiye tarimsal üretimde yüksek bir potansiyele sahip olmakla beraber yapisal problemlerine somut çözümler getirmekte zayif kalmaktadir. Özellikle ekonomi genelinde yasanan kirilganliklar tarim sektörüne de kuvvetli sekilde yansimakta ve uzun vadeli etkisi olacak kalici çözümlerin hayata geçirilmesi daha da önem kazanmaktadir.
Kisa vadeli ve palyatif politikalarin maliyeti uzun vadeli planlardan daha fazla olmaktadir; nihayetinde, aksaklik olan parçalara yapilan yatirim uzun vadeli yapisal sorunlari çözmede yetersiz kalmaktadir. Bu sebeplerle, Türkiye özelinde sektörde istikrari saglama amaçli olarak kisa vadeden orta ve uzun vadeli planlamaya geçmek; sektördeki temel yapisal sorunlari çözme amaçli güncel veriye dayali detayli planlari çalismak; yapisal sorunlara çözüm getirmek ve firsatlari degerlendirmek çok daha verimli sonuçlar doguracaktir.
Çok hizli bir sekilde degisen ve gelisen küresel düzende ülkemizin bu degisimin hangi noktasinda yer alacagina karar verilmesi ve sadece fiziksel ve rakamsal büyüklük olarak degil, rekabet açisindan da üst siralarda nasil yer alacaginin tasarlanmasi büyük önem tasimaktadir.




