Kendisiyle kavgasi bitmeyen insanlar taniyorum çokça. Ne istedigini, ne yapacagini kendisinin de bilmedigi bir hayati bocalayarak yasayan bir sürü insan.. Kararsizliklarla içini kemiren bolca sebepsiz düsünceler... Ve beraberinde getirdigi huzursuz yasamlar, mutsuz koca koca bireyler...
Doyumsuzlugun hazzini almis, simdilerde de yetinemeyen bireyleri kendi içimizde aslinda kendimiz besleyip kendimiz büyütür olduk..
Yokluk degil kastim, varken sinirini çizememis, nihayetinde olunca da doyumsuzlugun zirvesini görmüs ama hala içinde mutsuzluklarla savasan binlercemiz...
Eksiklerimiz yok aslinda bizim. Ne istedigimizi bilmeyen yanlarimiz var sadece. Ve tipki digerlerinde oldugu gibi bizler de herkeslesip, siradanlastik farkinda olmadan. Saçma sapan bir savas haline bürünüp kendimizi olmadik girdaplarda biraktik. En iyileri olma yoluna girerken bile eksik düsündük. Oysaki en iyilerimiz kayiplar vermeden bugünki sahip olduklarimizdaydi...
Hayat planlar üzerine kurulmaya çalisilsa da, bizler yine de nasibimiz kadarini alabildik bu hayattan. Nasip olmayan seyler de bile yine nasiplerimizi dile getirdik bir çogumuz. Kocaman yükleri de hafifletmek yerine, binlerce yük daha bindirdik omuzlarimiza.. Yoruldugumuz kadarinin fazlasini yasattik bu kez bedenlerimize, zihnimize...
Kendimizi kendimiz düsman ettik aslinda hiç bilmeden. Bütün yoksun bireyleri düsüncelerle bizler kirlettik. Bizler ön ayak olduk bir nevi mutsuzluklara...
Payimiza düseni degil, paylarina düsenlere gözlerimizi uzatir olduk... Yok oluyorduk yavas yavas, hizlandirdik yikilislari.


