MUSA Ö. KIROĞLU


Ünye’de sahil sadece Yalı’dan ibaret değil!


Yıl 2026… Şubatın yarısı günlerden pazar, dışarısı yazdan kalma bir gün… Millet kendini atmış dışarı… Sahil boyu insan, bisiklet, scoter, motosiklet karma karışık tıklım tıkış…

Kaldırım kenarı Atatürk Parkı-Yalı boyu arası araç parkı… Hemen hepsi misafir araç plakası… Rize, Trabzon, Giresun, Tokat, Amasya plakaları araçlar arasında Samsun’dan gelen araç sayısı dikkat çekiyor.

Öğleden sonra evden bizde indik Yalı sahiline… Baktık şehir istikameti çok kalabalık Çamlık yönünde yürüdük. Meteorolojinin oraya vardık.  Oradaki otoparkta bir tur otobüsü dikkatimizi çekti. Yanında 28 plakalı iki de otomobil park etmişti.

Fener Kafe’ye doğru yürümeye başladık. O güzergahta kalabalıktı. 

Karşımızdan gelen gruptan birisi yaklaştı; “Amca Ünyeli misiniz?” diye sordu. Ünyeli olduğumuzu söyledim.

Devam etti; “Biz Giresun’dan geldik. Batı Parkı ziyaret ettik. Dönüşte Çamlık’ta çay içelim dedik. Feneraltı Kafe’de oturduk çay içtik. Her şey çok güzel...” dedi.

“Hoş geldiniz. Sanırım otoparktaki Giresun plakalı otomobiller sizin… Kale, Asarkaya ve Binicilik Tesislerini de gezebildiniz mi?” diye sordum.

Oraların da adını duyduklarını, ancak zamanlarının yetmediğini, daha sonra gelip gezeceklerini söyledi.

Bizimle konuşana, beraberinde kendisiyle gelen gruptan; “Az önce konuştuğumuzu da söylesene” diye bir ses geldi.

“Bilmem söylesem mi ki?” deyince… “Hayrola nedir, bir durum mu var?” dedim.

Bunun üzerine şunları söyledi; “Amca, sizinle asıl konuşmak istediğim konu şu; Ünye’de her şey çok güzel… Ama bu bölümdeki sahil ne böyle? Her yeri diken sarmış. Çok çirkin görünüyor.”

Bu sözleri duyduğumda nasıl bir mahcubiyet duygusuna kapıldım, anlatamam… Biraz durdum, dedim ki; “Ben emekli öğretmenim. Ayrıca gazeteciyim. Bu söylediğinizi not aldım. İlgili kurumların dikkatine sunmak üzere köşe yazımda dile getireceğim. Uyarınız için teşekkürler…”

Giresunlu ziyaretçilerle vedalaştık, uğurladık, ayrıldık.

Ayrıldık ayrılmasına da benim kafam zonklamaya başladı.  Kendi kendime; “Bu kadar göze batan çirkinliğin nasıl olur da farkında olmayız, el gelir tokat gibi yüzümüze vurur.”

Biz takılmışız varsa yoksa sahil düzenlemesi, Yalı projesi… Sanki Ünye’nin kıyısı, deniz kenarı, sahili sadece buralar… Şunu özellikle vurgulamak istiyorum; Ünye’de sahil sadece Yalı’dan ibaret değil… Hasan Baba önündeki kıyı… Topyanı’ndan devamla Meteoroloji önündeki koydan Aynikola’ya uzanan falez bölgesi de şehrimizin sahili… Kaldı ki bu bölge, şehir merkezlerinde az rastlanan falez ve koylarıyla çok özel bir bölge…

Nasıl olur da bu özel bölgede gerekli bakım ve düzenleme yapılmaz, yabani ot, dikenler arasında kaderine terk edilir?

Hep deriz; “Ünye, güneşin denizden doğup denizden battığı müstesna bir şehir.”

Doğru, Ünye’de güneş denizden doğup denizden batıyor. Ama bunun ne kadar farkındayız?

Son yıllarda Aynikola bölgesinde güneşin denizden batışı izlenmeye başlandı. Ama sadece batışı… Hal bu ki gel Çamlık-Fener bölgesinde otur falezlerde güneşin denizden hem doğuşunu hem de batışını seyret…

Gerek Ünye gerekse Büyükşehir Belediyemizden beklentimiz, Hasan Baba’dan itibaren Aynikola’ya kadar, hatta Aynikola-Uzunkum arasını da buna katarak kıyı bölgemizde ve buraların eşsiz falezlerinde bakım ve düzenleme yapmaları… 

Ama sadece düzenleme ve bakım… Ot, kök temizliği… Varsa uçan, kayan bölüm, taş malzeme kullanarak gerekli güvenliği sağlama… Bol bol ağaçlandırma… Uygun bölümlerine oturma bankları…

Tabi buralarda şöyle bir sorun var… Bu alanların bir kısmı özel mülk… Sahipleriyle anlaşmak gerekli… Kamulaştırma, takas, ya da başka bir çözüm… Bir yol bulup şehrimizin kıyı gerdanlığının bu bölümünü pırıl pırıl parlatmalıyız. Sadece biz değil dışarıdan gelen ziyaretçiler de bunu bekliyor.

 

 

 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593