Aldığımız terbiyede; yaşadığımız şehrin bize “emanet” olduğu belletilmiştir.
Emanet kavramı inancımızda, örfümüzde, töremizde son derece hassas… Anlamı derin bir kavramdır.
Denir ki; “Kime ne emanet edilmişse onun namusu olmuştur. Ona göre korumalıdır.”
“Namusu korumak” bizim toplumumuzda can pahasına bir görevdir.
Şehrimiz bize emanetse onu da namusumuz gibi korumakla mükellefiz.
Ben elimden geldiği, gücümün yettiğince bu terbiyeden, bu düsturdan hareket ederim.
Şehrime kim yanlış yapar… Kim haksızlık ederse uyarırım…
Uyarıma rağmen yanlışa ve haksızlığa devam ederse “çizer” geçerim.
Yıllarca Ordu İl Özel İdaresince yapılan yanlışlarla… Haksızlıklarla mücadele ettim.
Diğer taraftan Ordu merkez lobisine “su taşıyan” milletvekillerinin Ünye’ye kasti tutumlarına karşı şiddetle tepki gösterdim.
Ordu merkez lobisince Ünye’ye kullandırılmayan imkanlara dikkat çektim.
Kimse bunlar; kurum olarak, şahıs olarak ifşa ettim.
Akıllanmayanları, yola gelmeyenleri çizdim.
2014’te Büyükşehir olduk. İl Özel İdaresi kapandı.
Ünye’de asıl yapılması gereken büyük hizmetler bu sefer Büyükşehir’e verildi.
Ancak her şey eskisinden de kötü oldu.
Büyükşehir tarafından Ordu’nun 2. en büyük ilçesi değil de, sıradan mahallesi muamelesine tabi tutulduk.
Ünye’nin kullanması gereken haklarının önemli bir kısmı, alması gereken hizmetlerin çoğu İl Özel İdaresi döneminden çok daha kötü şekilde, bugünkü adı Altınordu olan merkez ilçeye verilir oldu.
Bu, önceki Başkan Enver Yılmaz döneminde de böyleydi… Bugünkü Başkan Hilmi Güler döneminde de böyle…
Bir de yüzleri hiç kızarmadan göğüslerini gere öyle anlatıyor… Davet ettikleri ziyaretçilere öylesine keyifle gezdiriyor, gösteriyorlar ki Altınordu’da yaptıklarını…
En son geçen hafta Büyükşehir, ulusal basından gazetecileri davet etti bu ilçeye.
“Eserlerini” bir bir gezdirdiler.
Onlar da gitti, gazetelerinde “Düşleriniz Ordu olsun” başlıklarıyla gördüklerini, yaşadıklarını yazdılar.
Ama sadece Altınordu ilçesinde ve o ilçeye yakın mesafedeki birkaç noktadan bahsettiler yazılarında.
Ünye yoktu; çünkü gazetecileri Ünye’ye getirmediler.
Bunu bugün de, geçmişte de hep böyle yaptılar.
Ne kadar söylediysek…
Ne kadar eleştirdiysek…
Ne kadar tepki koyduysak dinlemediler.
Haksızlık bütün azgınlığı ile sürdü geldi…
Ve de sürüp gidiyor.
Bakın, çok küçük bir örnekten hareketle daha önce de birkaç kez yazdığım “göze parmak sokarcasına” yapılan bir haksızlığa bir kez daha dikkat çekeyim…
Tabakhane Deresi kenarına yaya köprüsü…
Altınordu ilçesindeki bütün derelere yaya köprüsü yapıldı.
Hem de bir tane de değil… Her bir dereye birkaç tane yapıldı.
Ünye’nin bu tek köprüsü ise yapılmadı… Yapılmıyor…
Fi tarihinde yapılan, ilkel ve basit görünüşlü köprüyü bize reva görmeyi sürdürüyorlar.
Oney Flaş FM’deki Haftanın Yorumu programında program yorumcusu gazeteci arkadaşımız Ali Öztürk, araştırmış… Hilmi Güler döneminde Altınordu’da neler yapılmış, Ünye’de neler yapılmış tek tek listelemiş… Programda dile getirmişti.
Oranı da hesaplamış, Altınordu’ya yapılan 100 hizmetse, Ünye’ye 18 hizmet yapıldığına dikkat çekmişti.
Başta dediğim gibi, “Yaşadığımız şehir bize emanettir.”
Bu emanete Büyükşehir yanlışlık, haksızlık yapıyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı ise çoğunu bilerek, bir kısmını da bilmeden göz yumuyor.
Bu yazımı bu konudaki son uyarı yazım olarak kaleme aldım.
Yapılan yanlışlara, haksızlıklara devam edildiği takdirde “Emanete sahip çıkıp koruma” görevim kapsamında Büyükşehir Belediyesini de, Belediye Başkanı Hilmi Güleri de çizeceğim.
Sonra mı ne yapacağım?
Benim tek başıma gücüm yetmez. Bütün Ünye yapacak yapılması gerekeni…
Tek çare, tek kurtuluş ÜNYE İLİ…
Kalın sağlıcakla…




