MUSA Ö. KIROĞLU


Yılbaşı olsa ne olur!


Yılbaşı geliyor diye günler öncesi heyecana kapılamam!

Sadece çevremde heyecana kapılanları izlerim anlamsız bakışlarla.

Niye heyecana kapılamam?

Bu soruyu zaman zaman sormuşluğum olmuştur kendime.

Ama çok derinlemesine düşünmemiş, “Ben böyleyim… Başkası nasıl istiyorsa öyle hareket etsin.” gibi yüzeysel cevaplarla geçirmişimdir.

Bu sefer öyle yapmadım… “Biraz düşüneyim bakalım, yılbaşı beni niye heyecanlandırmıyor? dedim...

Cevabını bulmak için doğup büyüdüğüm ailemden başladım…

Zaman tünelimden kareler getirdim gözümün önüne.

Dedemi 1963 yılında 8 yaşımdayken kaybettim. Dindar, gününün çoğunu ibadetle geçiren biriydi. 

Böyle bir dede için yılbaşı “kafirlerin gecesi”ydi. Zinhar kutlanamazdı.

Dedemden sonra ne oldu, kutlandı mı yılbaşı geceleri evimizde?

Evet kutlandı.

Babam hiç aksatmaz, İstanbul’a sefer yapan otobüs şoförleri aracılığı ile her yılbaşı öncesi İstanbul Nimet Abla Büfesinden Milli Piyango bileti getirtirdi.

Seri bilet aldırırdı babam.

Son rakamı sıfırdan başlayıp dokuza kadar olan biletlere seri bilet denirdi.

En başta, daha yılbaşı gelmeden günler öncesi bu biletlerin heyecanı sarardı hepimizi.

Belki de bizim için yılbaşının asıl heyecanı, bu piyango biletleriydi.

Evimizde henüz elektriğin olmadığı yıllardı.

O gece lüks lambası yakılır, pırıl pırıl aydınlanırdı evimiz.

Bu aydınlıktan sebep olsa gerek, bazı komşular da gelirdi.

Duyardım, derlerdi ki, “Hay maşallah evin içi cennet gibi aydınlık olmuş.”

Oturulur önce hal hatır sohbeti… Yemek, çay… Derken tombala torbası çıkardı ortaya…

Bakın, bu tombala da çok heyecanlı olurdu. 

Yılbaşı gecelerinin heyecanı, önce bu tombala oyunuyla başlardı.

Sayısı söylenen… Çinko yapan… “Tombala” diye bağıranların keyfi…

Uzun süre ya da hiç tombala yapamayanların sinirli hali…

Biz çocuktuk, oynatmazlardı… Ama seyretmek bile bizim için çok daha güzel oyun haline gelirdi.

Yılbaşı biletlerinde kazanan numaralar radyodan gece yarısına doğru okunurdu.

Saati yaklaştığında tombala bırakılır, bilet sohbetine geçilirdi.

Para vurursa ne yapılacak, ballandıra ballandıra anlatılır. Biraz da palavra atılırdı tabi! 

Ayrıca kime ne zaman, ne kadar para çıkmış… O parayla ne yapmış… Bunlar özenle dile getirilir… İçerdeki “Keşke bana da çıksa” arzusu yüzlere yansırdı. 

Babam da bu arada hem kendi biletlerini hem de komşulardan gelen biletleri en küçüğünden en büyüğüne sıraya koyar… Sonra bunları bir kağıda yazardı. Radyodan okunurken biletleri takip etmek bu şekilde daha kolay olurdu.

Para kazanan biletler okunmaya başladığında heyecan doruk yapar… Bazı yüzlerde kızarma, alarma, morarma meydana gelir… Tikler ortaya çıkardı. Ben çocuktum ama bunları çok net fark ederdim.

Hep birlikte pür dikkat radyoda söylenen numaraları dinlerdik.

Babam elinde kalem, bazı biletleri işaretler…

Bunu gören komşulardan bazıları; “Aha da benim bilete para çıktı” narası atardı.

Peki, para çıkar mıydı?

Babam seri bilet aldığı için iki, amorti garantiydi. Böylece bilete verdiği paranın ikisini kurtarır… Sekizi ise cebinden çıkardı!

Komşulara da öyle… Amortiye “Eyvallah” çekilirdi.

Dedemin vefatı 1963’ten üniversite için evden ayrıldığım 1973’e kadar 10 yıl boyunca, biletine para vurup ta zengin olan çıkmadı bizim evdeki yılbaşı gecelerinden.

Ama çok güzel gecelerdi o geceler.

Ne yazık ki 10 yıl yaşayabildim. 

Babam da öyle… O da 10 yıl yaşayabildi bu güzelliği…

1973’te, 5 evladından dördü artık evde yoktu… Birisi evlenmişti…  Birisi Almanya’ya gitmişti…  Birisi askere gitmişti… Ben üniversite için çıkmıştım...

O gürül gürül hareketin yaşandığı baba ocağımız boşalmış… Sessizliğe bürünmüştü.

Benim için hep hüzün olmuştur evimizin bu hali.

Yaşanan onca güzellikten…  Güzel günlerden, gecelerden sonra hiç kabullenemedim bu “sessizlik” gerçeğini.

15 yıl oldu babamı kaybettim… Baba ocağımız böylece hepten söndü… Kapandı kapısı…

Ama benim içimdeki hüzün… Baba ocağında kaybettiğim o dünyaya bedel güzelliklerin hüznü 50 yıl geçti hiç sönmedi.

Hele yılbaşı gecelerinde bu hüzün beni derinlemesine kaplar… Dayanılmaz bir ağırlığa dönüşür.

Ve ben bilirim ki bu yüzden sevmem yılbaşını, yılbaşı gecelerini.

Bazen takılır eş dost; “Bu yılbaşında ne yapıyorsun?” diye sorar.

Yüzümde hüzünlü bir gülümseme belirir.

Cevabım ise sessizdir;

Derim ki içimden; “Benim için yılbaşı olsa ne olur?” 

Benim için böyle olsa da, herkes için mutlu, huzurlu, sağlıklı, başarılı bir yeni yıl diliyorum.

Hoşça kalın…

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593