İNCİ ÇETİR


Yoksunluk


Kibirlerinden önlerini görmeyecek, göremeyecek insanlar taniyorum çokça. Varliklarinin kiymetlerini yalniz kagit parçasi haline dönüstürmüs merhamet yoksunu bir sürü insan.

Zamansizliktan degil bu kez yadirganan bu haller. Zaman içerisinde zamani silmeye çalismaktan çok daha fazlasi. Kismen insanin kendi yasamindan çalmasi gibi de diyebiliriz aslinda bizler buna.

Yokluklarin getirdigi tüm bu zorluklarin karsisinda bile dimdik durabilmek de olabilir miydi acaba tüm mesele?

Çünkü basarmis olmak sana degil, yalniz onlara özel kilinmaliydi. Çünkü yalniz onlar var olmaliydi bu hayatta…

Bencillikten öteye geçememis ve kendini bundan alikoyamamis, zaman sonra da kendi içlerinde birbirlerinin saldirilarina maruz kalmis ve uzaktan bakildiginda da yalnizca gülünç durumlarin ortada kaldigini da belirtmek istiyorum.

Süregelen sürü psikolojisini bozmakla mükellefim ben de kendimce, kendi içimde.

Sizler de çok iyi bilirsiniz ki; basaranlara veyahut basarmak için çaba gösterenlere daha bir olumsuz bakilan çaglardan katiyen kurtulamiyoruz, koparamiyoruz her nedense kendimizi bu tür olumsuzluklardan…

Ayirt edemiyoruz hayatimizin içindekilerini..

Iyi ve kötüleri ayristiramiyoruz..

 

Eskilerin hayata dair muhtesem bulgularina bayiliyorum. Adeta öngörmüslüklerinden paylar çikararak önderlik etme çabalarinda olanlara da ayri bir hayranligim yok degil hani.

Kalabaliklar içerisinde de hep birileriyle anlamsiz yarislar içerisindeyiz adeta. Rotamizi bizler de bilmiyoruz aslini soracak olursaniz. Sadece günü kurtarma diye, ki tabiri caizse kullanilmislik diyorum ben buna; bunun ötesine de geçiremiyoruz kendimizi. Ve kendimize hos gördügümüz her ne var ise, hep baskalarina çokmuscasina görmekten de geri kalamiyoruz.

 

Vazgeçilmezlik sifatini yakamiza yapistirip, avuçlarimizdan kayip gitmesine yalnizca seyirci kaliyoruz hadsiz tavirlardan ötürü.

Kafami çeviriyorum bu kez etrafa. Anlam vermeye çalisiyorum olan bitenlere..

Kimi görsek dost meclislerinde, aile ziyaretlerinde. Herkesin albümleri adeta mutluluk pozlariyla dolu. Ama kime dönsek yüzümüzü hep umutsuz, bombos, gelisigüzel amaçsiz nice yasamlar…

Yitip gitmekten korkmayan, degerleri bile yok sayip yeni nesile aktarilan saçma sapan akil üstü fikirler de dolaniyor ortalarda.

Yazik ediyoruz farkinda olmadan kendimize, kendi benligimize.

 

Oysa ki Sebahattin Ali ne güzel diyordu Içimizdeki Seytan kitabinda geçen su cümlesinde;

 

“Halbuki ne seytani azizim, ne seytani? Bu bizim gururumuzun, salakligimizin, uydurmasi... içimizdeki seytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... içimizde seytan yok... içimizde aciz var... tembellik var... iradesizlik, bilgisizlik ve bunlarin hepsinden daha korkunç bir sey: hakikatleri görmekten kaçinma itiyadi var..”

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593