Ülke, Istiklâl Harbinden çikmis; fakirlik, yokluk, kitlik kol geziyor. Tarlada çalisacak erkek yok. Kendisini zor tasiyan iki-üç ihtiyar erkek ve çocuklari ile kadincagizlar ... Her taraf dökük-saçik, perisan ... Yol yok, degirmene götürecek zahire yok, ekmek yapacak un yok, satin almaya para yok. Asayisi saglayacak kolluk kuvvetleri zayif. Bütün bu yokluklar yetmiyormus gibi; harp kaçkinlari, asker kaçagi eskiya, yokluklar içinde çirpinan kadincagizlarin inegini - öküzün, tavugun - yumurtasini çaliyor veya elinden zorla alarak daga kaçiyordu.
Yavas yavas toparlanan ülke, öncelikler arasina aldigi ulasim sorununu çözmek için el-ele, omuz-omuza verme prensibi ile; çalisabilenlerin gücünden, parasi olanlarin varligindan faydalanilarak yollar yapiliyor, köylere- kentlere ulasilmaya çalisiliyordu. Isin kötü tarafi; daha önce daglara kaçan eskiya, sosyal toplum düzeldikçe, yavas yavas halkin içine sizarak toplumun bireyi haline geliyor ve adam yoklugundan istifade ederek yönetim kademelerinde görev aliyordu. Dul kadinlardan yok pahasina veya zorla aldiklari arazilerin basinda AGA, köyde/mahallede muhtar, ileri gelen söz sahibi kisi ve halki temsil eden vekil oluyorlardi. Kuzu, kurda teslim... Ye babam ye !.. Ösür adi altinda, vatandasin ürettigi nesi varsa elinden aliniyordu. Iste bu karmasik ortamda halktan alinan YOL PARALARI ( yeni yapilmakta olan yollara katki parasi), vatandasi canindan bezdiriyordu. Yoktan vermenin ne agir bir iskenceye dönüstügünü tahayyül edelim ( hayalimizde canlandiralim). Ünye-Çaybasi ( o zamanki adi ile Çilader ) yolunun kazma-kürekle çalisilarak yapildigini ben çocuklugumdan hatirliyorum. O günlerde araba yoktu. Bir hafta içinde bir veya iki kamyon geçecek de görecegiz diye, karsi-beri yolu gözlerdik .
Yol Parasi Devam Ediyor
Eskiler, yol yapim parasi vermisler. Bizler de simdi, rahat asfaltta uçarken CEZA PARASI ödüyoruz. Geçtigimiz, yaklasik bir ay içinde , ayni yerde ( Ünye Fakültesi civarinda) HIZ sinirini asmaktan iki defa ceza ödedim. Yol rahat, araba da gidiyor; ver gazi, öde cezayi... Irademizi heveslerimize teslim etmisiz, nefsimize güç yetiremiyoruz. Bu heveslerin arkasindan ölüm, gözyasi, aci-elem geldigini hep biliriz de, nefislerimize bir türlü güç yetiremeyiz.
Bayram Tatili Ve Trafik Sorunu
Bizler millet olarak birbirine bagli, hisim-akrabasini seven, sila-i Rahmi (yakin akrabayi ziyaret) önde tutan, ziyaretlesmeyi Peygamberimizin bir Sünneti olarak diri tutmayi ve yasatmayi dini-milli bir görev bilen incelige sahibiz. Bu özelligimiz bizi, dini bayramlarda bir arada olmaya zorluyor ve yollara düsüyoruz. Acelecilikten, birbirine giren araçlar, kavgalar ve kazalar. Bu kazalarda trafik canavarina çok kurbanlar veriyoruz.
Iste ben, bu yazimi kendi hikâyemi anlatmak için degil de bayram tatili TRAFIGINE dikkat çekmek için yazdim. Kazasiz-belâsiz, huzurlu ve saglikli yolculuklar ile hayirli tatiller, dileklerimi sunuyorum.
Saygi, sevgi ve selâmlarimla...
Ismail Sari


