Yunus, Türk Islam medeniyetinin mihenk taslarindan biridir. Ata yurdundan Anadolu’ya ve Avrupa içlerine kadar uzanan bir medeniyetin halkalarindan ve belki de en önemli isimlerindendir. Atesin, Hoca Ahmet Yesevi dergâhinda tutusturuldugu korlarin Yunus gibi nice dervis gönüllü alperenlerin ellerinde, dillerinde ve bellerinde nesilden nesile kor halinde tasinmis ve asla sönmemistir. Bu alp erenler ki; isimler ve cisimlerinden geçmis, bu yüzden de onlara degisik zamanlarda serdengeçti denilmistir.
Yunus, sadece edebiyatimizda ve kitaplarimizin sayfalarinda kalmis bir sahsiyet degildir. Yunus, Türk Islam Medeniyetinin temelini olusturmustur. Bu yüzden bu milletin gönlünde yer etmis, sevilmis ve sahiplenilmistir. Bu sahiplenis o kadar önemlidir ki, Türkiye’nin pek çok yerinde Yunus Emre türbeleri mevcuttur. Bu, milletimizin “ Yunus Emre Bizimdir ” anlayisinin disa vurumudur.
Önemli olan Yunus’u anlamak ve özümsemektir. Yunus gönüllü olabilmektir. Yunus gönüllü olabiliyor muyuz? Biz, Yunus gönüllü olabilsek dünyayi yönetir, dünyada huzur ve güveni saglamis olurduk. Bu firsat elimizdeydi fakat bu firsati kaçirdik. Fitnenin oldugu yerde huzur yoktur. Ötekilestirmelerden, dedikodudan, giybetten, fitneden kendimizi korudugumuz gün Yunus’un yoluna yeniden girmisiz demektir. Yunus bize sevgiyi, kardesligi, dostlugu, dünyanin gelip geçiciligini hatirlatiyor. Sevgi ve hosgörüyle pek çok sorunlarimizin üstesinden gelebilecegimizi hatirlatiyor. Içimizdeki ayriligi gidermenin yolunu, birlik ve beraberligin önemini hatirlatiyor.
Türkiye’nin degisik yerlerinde oldugu gibi Ünye’de de bir Yunus Emre türbeniz var. Biz inanmaliyiz ki Yunus Emre buradadir. Ünye’nin bagrinda yatmaktadir. O halde bu büyük ve önemli manevi sahsiyetimize sahip çikmali, onu öncelikle Ünyeliye ve Orduluya tanitabilmeli, sahiplenebilmeyi ögretmeliyiz. Bunu yapabiliyor muyuz?
UNESCO 1991 yilini Yunus Emre Sevgi Yili olarak ilan etmisti. Kaç Ünyeli duydu, ilgilendi, gündem olusturdu. Sahsen o tarihlerde bir yazimiz olmustu ve ne yazik ki o zaman Ünye’de bu konuda Rotary Kulübünün bir etkinliginden baska bir çalisma da olmamisti.
Daha önceki yillarda Ünye Belediyesi tarafindan, bizim de destegimizin bulundugu yerel bazda ve fakat dar çerçevede yapilan üç yillik faaliyetlerin etkisi olmamis, Ünyeli çokbilmis aydinlarimiz bu konuya sahip çikmamistir. Yunus Emre Derneginin Büyüksehir Belediyesi araciligiyla yapmaya çalistigi etkinlikler de kataloglarda ve belediyenin faaliyetleri listesinde kalmaktan baska bir ise yaramamistir.
Bu yil, 2021 UNESCO Yunus Emre Anma ve Kutlama Yili olarak ilan edilmis durumda. Ünye’yi yönetenlere baktigimizda böyle bir çalisma göremiyoruz. Eski milletvekilimiz M. Hasan ÖZ Bey’in son günlerindeki gayretlerini takdirle karsiliyorum. Ancak, özellikle Büyüksehir Belediyemiz, Kültür Müdürlügümüz ve tabii ki Valiligimiz bu konuya, reklamdan uzak, sahip çikmadan bir sonuç alacagimiza inanmiyorum. Eskisehir, bu konuda hem çok samimi hem de çok inançli. Yunus’un dünyaya tanitimi konusunda etkili durumdadir.
Yunus, ne mezar ne türbe ne anilma ister bizden; anlasilmak ve samimiyet ister. Her türlü menfaatlerden uzak, sadece Allah rizasi için yola çikanlar basarili olurlar ve sonuç alabilirler. Bu is kisilerle degil birlik ve beraberlikle, özellikle Ordu ili ile basarilabilecek bir istir ve ne yazik ki Yunus’un Ünye’de oldugunu hazmeden kaç Orduluya rastlayabiliriz ondan bile emin degilim. Kaldi ki Ünyeli bile buna inanmis degil.
Sonuç su ki Yunus’un mezarinin nerde oldugu, kaç yerde mezarinin bulundugunun hiçbir önemli yoktur. Hatta mezarinin çogalmasinin yadirganacak ve yanlis bulunacak bir tarafi da yoktur. Ülkemizde mezarinin çoklugu demek ecdadimizin Yunus’u ne kadar sevdigi ve onu sahiplendigi anlamini tasir ki bize de bu emanete sahip çikmak düser.
Onun hangi mezarda oldugunu ispatlama gücü ve imkânina sahip olmadigimiz gibi bu mümkün de degildir. Önemli olan onun Ünye’de oldugu inanciyla onu tanimak, anlamak, özümsemek ve onun ilkelerine sahip çikarak gelecek nesillerin de çok iyi anlamalarini saglamaktir. Yunus'un kuru bir övgüye ve sevgiye ihtiyaci yoktur. Bizim Yunus’a, onun sevgi ve hosgörü anlayisina ihtiyacimiz var. Bu konuda yola çikanlarin Allah yar ve yardimcisi olsun… Niyet hayir, akibet hayir…


