“Sakarya Nehri’nin kan kirmizi aktigi günler.” ( 23 Agustos -13 Eylül 1921 )
1.ve 2. Inönü muharebeleri zaferle nihayetlenmis, Yunan Birlikleri Eskisehir önlerinde durdurulabilmis, Ankara’da moraller biraz olsun düzelebilmistir. Ancak, yeni bir Yunan saldirisi mutlaka beklenmektedir ve elbette ki, Yunanlilar, Osmanli’dan kurtulduktan sonra, bunca yüzyillardir hasretle bekledikleri, Bati Anadolu’da yeniden hakimiyet kurmak yönündeki emellerinden, tam da, böyle sürpriz bir firsat çikmisken, kolaylikla vaz geçecek degillerdir.
Kuzey Bati Anadolu karargahi olarak kullandiklari Bursa’da yeniden büyük bir yiginak yapmaktadirlar. Ankara’nin Istanbul’la baglantisini kesmeye ve Ankara hükümetini Sevr Anlasmasi’ni kabule razi etmeye kesin kararlidirlar.
Inönü savaslarinin üzerinden çok geçmeden, 1921 yili Temmuz baslarinda, güneyden ve kuzeyden yeni bir Yunan saldirisi baslamis, Afyon ve Eskisehir’deki Türk birlikleri, geri çekilmek zorunda kalmistir Kütahya -Eski sehir Muharebeleri. 13 Temmuz’da Afyon, 17 Temmuz’da Kütahya ve 20 Temmuz’da Eskisehir düser. Türk Birlikleri Sakarya Nehri’nin dogusuna çekilir.
Alelacele, bir ordu donatilmaya çalisilmaktadir. Baskumandanlikça Tekalif-i Milliye Emirleri yayinlanmis ve halktan Ordunun ihtiyaçlarina destek verilmesi istenmistir. Hakimiyet altindaki vilayetlerden askere alma islemleri hizlandirilmis, Ankara’da yetistirilen askeri okul ögrencileri ile yedek subay ögrencilerinin komutalarinda yeni birlikler kurulmaya çalisilmistir.
Ilk çarpisma, 23 Agustos 1921 tarihinde, Sakarya Ovasi’nda baslar. 23 Agustos günü, General Papulas komutasindaki Yunan birlikleri, savas saldiri düzenine, 24 Agustos’ta, iki kolordu ile Sakarya nehrinin dogu yakasinda mevzilenmis Türk savunma hatlarin sol kanadina karsi saldiriya geçer. Yunanlilar, yaklasik 4 bin subay, 120 bin er, 60 bin tüfek, 3 bin makinali, 4 yüz top, 1350 kiliç, 18 uçak ve yüzlerce kamyon ve sayisiz binek ve yük hayvani ile ilerlemekte, Türkler ise, 5 bin den fazla subay ve 100 bin er, ayni sayida tüfek, bir miktar makineli ve top ile ayni sayida kiliç, 2 uçak ve Yunanlilara göre bolca binek ve yük hayvani ile direnmektedir.
Yunan Ordusu’nun Ankara’ya ulasmasina 50 km kalmistir. Top sesleri Polatli’dan duyulmaktadir. Günler huzursuz geçmekte, komutanlar sik sik cepheyi ziyaret etmekte, her hangi bir tehlikeye karsi her an tetikte beklenmektedir. Mustafa Kemal ileri yillardaki hatiralarinda, çogu uykusuz gecelerinde Ismet Pasa ve diger komutanlarla birlikte, silah kusanip, gece karanliginda siper beklediklerini anlatir.
Yunanlilar büyük bir hirsla, Kütahya –Eskisehir muharebelerindeki gibi Türk Birliklerini çember içine alarak imhaya çalismaktadir.
Bu kez Türk Ordusunu TBMM Baskani ve Baskumandan Mustafa Kemal idare etmektedir ve vatan savunmasinda o kadar kararlidir ki, savasan bütün birliklere, sonraki yillarda, modern askerlik tarihine girecek olan, o ünlü emrini yayinlar. “Hatti müdafaa yoktur, sathi müdafaa vardir ve o satih bütün vatandir.” Savasin o sartlarinda, ne kadar gözü dönmüstür, bilemem, amma, Mustafa Kemal, aynen, Çanakkale -Anafartalar’da gösterdigi deliligi, pardon gözü karaligi ikinci kez yapmistir.
“ Vatanin her karis topragi vatandas kaniyla sulanmadikça, vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her birlik, bulundugu mevziden atilabilir, fakat küçük, büyük her birlik durabildigi noktada, tekrar düsmana karsi cephe teskil edip muharebeye devam eder. Yanindaki birligin çekilmeye mecbur oldugunu gören birlikler, ona tabi olamaz. Bulundugu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur.” Bunun anlami, ‘buradan geri dönüs yok’, demektir.
Ve savasin tam ortasinda bir siir.
Kanli Geçit Destani.
“.. Düsman yaklasirken Kaman köyüne
Asker yerlesmisti, geçit boyuna
Birlik mevzi tutmus, kurmustu pusu
Günlerdir kimsenin yoktu uykusu
Çok geçmeden yaylim ates açildi
Mermi, kursun yagmur gibi saçildi.
Bir seferde on bes kisi vuruldu
Düsmanin bir hayli eri kirildi
/ Yamaçta koparken, kizil kiyamet
Her Mehmet bir mevzi, her mevzi Mehmet
Neyleyip netseler, düsman çok idi
Cesurdular, amma çare yok idi
Ardlarinda dizi dizi agitlar
Birer birer düstü, bütün yigitler
Aliler, Hasanlar, bir yigin Mehmet
Bogaz’daki sesler, sustu nihayet…”
Türk birliklerinin umutsuzca, ancak güçlü direnisi ve Türk Süvari Birliklerinin vur kaç karsi saldirilari ile baskin niteligini de kaybetmeye baslayan Yunan ordusunun ilerleyisi, ancak, 31 Agustos ta durdurulabilmis, 7 Eylül'den itibaren çekilme hazirliklarina ve 10 Eylül’de baslayan karsi Türk taarruzu ile yollari üzerindeki köyleri yakarak ve köprüleri yikarak çekilmeye baslamis, 12 -13 Eylül gecesi, Sakarya nehrinin batisina siginmistir.
Birbiri ardinca kesilmeyen karsilikli saldirilarla geçen savas, Sakarya nehri boyunca 100 km lik bir hatta yayilmis, 22 gün 22 gece sürmüs , o zamana kadar ki, Türk ve dünya savas tarihinin en uzun Meydan Muharebelerinden biri olarak kabul edilmistir. Yeni askere alinmis fedakar, vatansever ve henüz, tam bir askeri ve savas tecrübesi olmadan, kendisini, acimasiz ve kanli bir savasin içinde bulmus, üstün düsman silahlari karsisinda mahvolan, genç subay, yedek subay, erat ve erlerden kurulu birliklerin akan kanlarindan, Sakarya nehrinin günlerce kan kirmizi aktigi söylenir.
Atatürk tarafindan, Sakarya Meydan Muharebesi’ nin, ileriki yillarda, ‘çok büyük ve kanli savas’ anlamina gelen Melhame-i Kübra, Sakarya Melhame-i Kübrasi, yani Sakarya kan gölü, kan deryasi ifadesi ile anildigi söylenir. Türk ordusunun, 5 bin ölü, 20 bin kadar yarali , bin esir ve 15 bin ( ölü-kaçak?) kaybina karsilik, 4 bin ölü , 20 bin yarali ve çok az kayip ile Yunan tarafinin kaybi daha az olmasina ragmen , Yunanlilar üzerindeki moral bozuklugu etkisi daha fazla olmustur. Çok fazla subay-yedek subay kaybi oldugu için ‘Subay -yedek subay- Muharebesi’ de denir. Tipki Çanakkale gibidir. Bu vatan, öyle kolay kurtarilamadi.
Türk Kurtulus Savasi'nin dönüm noktasi olarak kabul edilen Sakarya Meydan Muharebesi, 1683 Viyana Bozgunu’ndan beri devam eden Türk geri çekilmesinin, son duragi olarak, tarihe geçer. Bu savas, Yunanlilarin Anadolu topraklarindaki son taarruzudur. Bundan sonra, Anadolu topraklarinda daha fazla ilerleyemeyeceklerini anlayan Yunanlilar ( ve yedi düvel Dünya devletleri) savunmaya geçecek, Türkler ise, düsmana son darbeye, 26 Agustos güney bati cephesi saldirisina, Afyon Karahisar Baskumandanlik Meydan Muharebesi’ne , 30 Agustos Zaferine , Izmir’in ve Vatan’in Kurtulusu’na hazirlanacaklardir.
Sakarya Savasi’nin kazanilmasiyla Mustafa Kemal’e Müsir-Maresal Rütbesi ve Gazilik Ünvani verilir. Mustafa Kemal’ in Ilk Türk Madalyasi. Zafer, Istanbul’ da ve tüm yurtta sevinçle karsilanmis ve halka büyük bir moral olmustur. Ingiltere, Yunanistan’a olan destegini çekmis, Fransa ile Ankara anlasmasini imzalanmis, Italyanlar, Anadolu’dan çekileceklerini bildirmislerdir.
Sakarya Savasi, çok özel bir destandir ve bu destanin kahraman sehit evlatlari, Ankara ili, Polatli ve Haymana ilçeleri arasindaki, Sakarya Meydan Muhaberesinin yapildigi, 75 km uzunluk ve 15 bin hektar genislikte 14 parçadan olusmus, Sakarya Meydan Muharebesi Milli Parki’nda yatar. Oralara ‘Umudun Dogdugu Topraklar’ denir. O topraklar ki, bütün bir vatandir.
Saygilarimla.