Menü Ünye Kent Gazetesi
TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Tarih: 18.08.2021 14:53

100. CÜ YILINDA SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ-SAKARYA DESTANI

Facebook Twitter Linked-in

          “Sakarya Nehri’nin  kan kirmizi  aktigi günler.”  ( 23 Agustos -13 Eylül  1921 )

1.ve  2. Inönü muharebeleri  zaferle nihayetlenmis, Yunan Birlikleri  Eskisehir önlerinde  durdurulabilmis, Ankara’da moraller biraz olsun  düzelebilmistir.  Ancak,  yeni bir  Yunan  saldirisi   mutlaka  beklenmektedir  ve  elbette ki,  Yunanlilar, Osmanli’dan kurtulduktan sonra, bunca yüzyillardir hasretle  bekledikleri, Bati Anadolu’da yeniden hakimiyet kurmak yönündeki  emellerinden, tam da,  böyle sürpriz bir firsat  çikmisken,   kolaylikla  vaz geçecek degillerdir. 

Kuzey Bati Anadolu karargahi  olarak kullandiklari  Bursa’da  yeniden büyük  bir yiginak yapmaktadirlar. Ankara’nin  Istanbul’la baglantisini  kesmeye  ve  Ankara hükümetini Sevr Anlasmasi’ni  kabule  razi etmeye kesin kararlidirlar.

Inönü  savaslarinin  üzerinden çok geçmeden, 1921 yili Temmuz  baslarinda,   güneyden ve  kuzeyden  yeni bir Yunan saldirisi  baslamis, Afyon ve    Eskisehir’deki  Türk  birlikleri, geri çekilmek zorunda kalmistir Kütahya -Eski sehir Muharebeleri.   13 Temmuz’da      Afyon,  17 Temmuz’da Kütahya  ve  20 Temmuz’da  Eskisehir düser.  Türk  Birlikleri   Sakarya Nehri’nin  dogusuna çekilir. 

Alelacele, bir ordu donatilmaya   çalisilmaktadir.  Baskumandanlikça  Tekalif-i Milliye Emirleri yayinlanmis ve  halktan   Ordunun ihtiyaçlarina destek verilmesi  istenmistir. Hakimiyet  altindaki vilayetlerden  askere alma  islemleri hizlandirilmis,  Ankara’da  yetistirilen  askeri okul ögrencileri  ile  yedek  subay ögrencilerinin  komutalarinda  yeni birlikler  kurulmaya  çalisilmistir.

Ilk çarpisma, 23 Agustos 1921 tarihinde, Sakarya Ovasi’nda  baslar.  23  Agustos  günü, General Papulas komutasindaki  Yunan birlikleri, savas saldiri  düzenine,  24 Agustos’ta, iki  kolordu  ile  Sakarya  nehrinin  dogu  yakasinda mevzilenmis  Türk savunma hatlarin   sol kanadina   karsi  saldiriya  geçer. Yunanlilar,  yaklasik  4 bin subay, 120 bin er, 60 bin tüfek, 3 bin  makinali, 4 yüz top,  1350  kiliç,   18  uçak  ve  yüzlerce kamyon ve  sayisiz  binek  ve yük hayvani ile  ilerlemekte,  Türkler   ise,  5 bin den fazla subay ve 100 bin er,   ayni sayida tüfek, bir miktar  makineli ve top ile ayni  sayida  kiliç,  2 uçak  ve  Yunanlilara  göre  bolca binek ve  yük hayvani ile  direnmektedir.

Yunan  Ordusu’nun Ankara’ya  ulasmasina 50 km kalmistir. Top sesleri  Polatli’dan duyulmaktadir. Günler  huzursuz  geçmekte, komutanlar  sik sik cepheyi  ziyaret  etmekte, her hangi  bir  tehlikeye  karsi  her an tetikte  beklenmektedir. Mustafa  Kemal  ileri yillardaki  hatiralarinda,    çogu  uykusuz  gecelerinde  Ismet Pasa  ve  diger  komutanlarla  birlikte,  silah kusanip,  gece  karanliginda   siper  beklediklerini anlatir.

Yunanlilar   büyük  bir hirsla, Kütahya –Eskisehir  muharebelerindeki  gibi  Türk  Birliklerini   çember içine  alarak imhaya  çalismaktadir.

Bu kez  Türk Ordusunu TBMM Baskani  ve   Baskumandan Mustafa  Kemal idare etmektedir ve  vatan savunmasinda o kadar  kararlidir ki,  savasan bütün birliklere,  sonraki yillarda,  modern askerlik tarihine  girecek olan,  o ünlü  emrini  yayinlar. “Hatti müdafaa yoktur, sathi müdafaa vardir ve  o  satih bütün vatandir.”  Savasin  o sartlarinda,  ne  kadar  gözü dönmüstür, bilemem, amma,   Mustafa  Kemal, aynen, Çanakkale  -Anafartalar’da  gösterdigi  deliligi,  pardon gözü  karaligi  ikinci kez  yapmistir.

 “ Vatanin her karis topragi vatandas kaniyla sulanmadikça, vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her birlik, bulundugu mevziden atilabilir, fakat küçük, büyük her birlik durabildigi noktada, tekrar düsmana karsi cephe teskil edip muharebeye devam eder. Yanindaki birligin  çekilmeye mecbur oldugunu gören   birlikler, ona tabi olamaz. Bulundugu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur.” Bunun  anlami,  ‘buradan geri dönüs yok’,  demektir. 

 Ve savasin  tam ortasinda  bir  siir.

Kanli Geçit Destani.

“.. Düsman  yaklasirken   Kaman  köyüne                                                                                    

 Asker yerlesmisti,  geçit  boyuna                                                                                       

 Birlik  mevzi  tutmus, kurmustu pusu                                                                                 

Günlerdir  kimsenin  yoktu  uykusu                                                                     

 Çok  geçmeden yaylim ates  açildi                                                                                         

Mermi, kursun yagmur  gibi  saçildi.                                                                                      

Bir  seferde  on bes kisi vuruldu                                                                                          

Düsmanin bir hayli eri  kirildi                                                              

 / Yamaçta koparken, kizil  kiyamet                                                                     

Her Mehmet  bir  mevzi, her  mevzi Mehmet                                                                                

 Neyleyip  netseler,  düsman  çok idi                                                                                     

Cesurdular, amma  çare  yok  idi                                                                              

Ardlarinda  dizi dizi  agitlar                                                                              

Birer birer  düstü,  bütün yigitler                                                                 

Aliler, Hasanlar, bir yigin  Mehmet                                                                     

 Bogaz’daki sesler, sustu nihayet…”

Türk birliklerinin     umutsuzca, ancak  güçlü  direnisi ve Türk  Süvari Birliklerinin vur kaç   karsi saldirilari  ile baskin niteligini de  kaybetmeye  baslayan  Yunan ordusunun ilerleyisi, ancak,  31 Agustos ta  durdurulabilmis,   7 Eylül'den itibaren  çekilme  hazirliklarina ve 10 Eylül’de baslayan karsi  Türk taarruzu ile yollari üzerindeki  köyleri yakarak ve  köprüleri  yikarak   çekilmeye  baslamis,   12 -13 Eylül gecesi,  Sakarya nehrinin  batisina siginmistir.

Birbiri ardinca  kesilmeyen  karsilikli   saldirilarla  geçen savas, Sakarya  nehri boyunca  100  km lik bir  hatta  yayilmis,  22  gün 22 gece  sürmüs , o zamana  kadar ki, Türk ve dünya savas tarihinin en uzun Meydan Muharebelerinden biri olarak  kabul edilmistir. Yeni askere  alinmis  fedakar,  vatansever  ve henüz,  tam bir  askeri  ve savas  tecrübesi  olmadan, kendisini, acimasiz  ve kanli bir savasin  içinde  bulmus, üstün düsman silahlari  karsisinda  mahvolan,  genç subay, yedek subay, erat ve  erlerden kurulu  birliklerin akan kanlarindan,   Sakarya  nehrinin  günlerce  kan kirmizi  aktigi  söylenir.

Atatürk  tarafindan,  Sakarya Meydan Muharebesi’ nin, ileriki  yillarda,  ‘çok büyük ve kanli savas’ anlamina gelen Melhame-i Kübra, Sakarya Melhame-i Kübrasi,   yani  Sakarya  kan gölü, kan deryasi  ifadesi ile anildigi  söylenir. Türk ordusunun,  5 bin  ölü, 20 bin  kadar  yarali , bin  esir ve  15 bin ( ölü-kaçak?)   kaybina  karsilik, 4 bin ölü , 20 bin  yarali ve  çok az  kayip ile  Yunan tarafinin kaybi daha   az  olmasina  ragmen  , Yunanlilar  üzerindeki  moral bozuklugu  etkisi  daha  fazla olmustur. Çok  fazla subay-yedek subay  kaybi  oldugu için ‘Subay -yedek subay- Muharebesi’ de  denir. Tipki  Çanakkale  gibidir.   Bu vatan,  öyle  kolay  kurtarilamadi.   

Türk  Kurtulus Savasi'nin  dönüm  noktasi   olarak  kabul edilen  Sakarya Meydan Muharebesi,  1683 Viyana Bozgunu’ndan beri devam eden Türk geri çekilmesinin,  son  duragi   olarak,  tarihe geçer. Bu savas,  Yunanlilarin Anadolu  topraklarindaki  son taarruzudur. Bundan sonra, Anadolu  topraklarinda  daha  fazla  ilerleyemeyeceklerini  anlayan  Yunanlilar  ( ve yedi  düvel Dünya  devletleri)  savunmaya  geçecek,  Türkler  ise,  düsmana  son darbeye,  26  Agustos güney bati  cephesi saldirisina,  Afyon Karahisar   Baskumandanlik  Meydan Muharebesi’ne ,  30  Agustos  Zaferine , Izmir’in ve  Vatan’in  Kurtulusu’na  hazirlanacaklardir.

 Sakarya  Savasi’nin  kazanilmasiyla  Mustafa Kemal’e  Müsir-Maresal  Rütbesi  ve  Gazilik  Ünvani  verilir.  Mustafa  Kemal’ in  Ilk Türk Madalyasi.  Zafer, Istanbul’ da  ve tüm yurtta  sevinçle  karsilanmis ve halka büyük bir moral olmustur. Ingiltere, Yunanistan’a olan destegini çekmis, Fransa ile Ankara  anlasmasini  imzalanmis,  Italyanlar, Anadolu’dan çekileceklerini bildirmislerdir.

 Sakarya  Savasi,  çok  özel  bir  destandir ve  bu destanin kahraman  sehit  evlatlari,  Ankara ili, Polatli  ve  Haymana  ilçeleri  arasindaki, Sakarya  Meydan Muhaberesinin  yapildigi,  75 km uzunluk ve 15 bin hektar genislikte 14 parçadan olusmus,  Sakarya  Meydan Muharebesi Milli Parki’nda  yatar. Oralara ‘Umudun Dogdugu  Topraklar’ denir.   O topraklar ki,   bütün bir  vatandir.

Saygilarimla. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —