ARİF TAKICI

Tarih: 16.09.2022 18:16

19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ

Facebook Twitter Linked-in

T.B.M.M 19 Eylül 1921 tarihinde Sakarya meydan muharebesinde düşmanı bozguna uğratan Muzaffer başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’e Mareşal Rütbesi ve Gazi unvanı tevcih etmiştir.

  19 Eylül; Çanakkale de ve kurtuluş savaşında, yarısı çıplak ayak yarısı çarıkla, çoğunun süngüsü hatta matarası bile olmadan, yüzde 80’inde elbise bile yokken cepheden cepheye koşan kahraman istiklal savaşı Gazilerimizin şeref günüdür.

19 Eylül, Kore’de Dünyada Türk askerinin disiplin ve kahramanlığını gösteren, bir milletin özgür ve bağımsız olması için savaş veren kahraman Kore Gazilerinin şeref günüdür.

19 Eylül, Kıbrıslı soydaşlarımızı katliamdan kurtaran ve adada enosis hayallerini Akdeniz’in karanlık sularına gömen Kıbrıs Gazilerinin şeref günüdür.

 19 Eylül, Türkiye cumhuriyetinin rejimi, üniter yapısı ve toprak bütünlüğü uğrunda vatan hainlerine karşı kahramanca müdahale eden Gazilerin şeref günüdür.

Gaziler günü, bu aziz vatana canını adayan kahramanların günüdür.

 Şehitlik nurlu, Gazilik onurlu makamlardır… Gaziler ‘’aziz şehitlerimizin’’ temsilcileridir.

   Türk askeri sadece şehit ve Gazi olarak yüce değerlere sahip olmaz… O savaşta hakikaten şairin dediği gibi: İleri atılan sellerce sine, göğsünden vurulup bir ercesine, bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa girmeye hazırdır vatan için her daim… Türk askeri sadece cesaretle savaştığı için kahraman değildir.  O savaşta gerektiğinde düşman askeri ya da sivillerine bile merhamet gösteren,  yani hem savaşın kurallarına uyarak mertçe savaşan, hem de vicdan, merhamet ve adaletten ayrılmayan, dünyada başka ordularda bulamayacağınız ulviyete sahip mümtaz bir askerdir.

  Bu konuda siz okuyucularımla Kıbrıs harekâtındaki bir anımı paylaşmak isterim:

   Kıbrıs’ta O zamanki ismi Dikoma olan Rum kasabasının yakınından İkinci harekâta katılmak için hazırlanmıştık. Bölük komutanımız Üsteğmen Tümer Işık, harekâtla ilgili bilgi vermek için konuşma yaptığında hedefimizin Magosa olduğunu söyledi… Ama benim hiç unutamadığım, ancak asil bir milletin asil evladının ağzından çıkabilecek şu sözleri söyledi:

     Arkadaşlar Hedefimiz Magosa. Sizlerin üstün eğitim ve cesaretinize güveniyorum. Arkadaşlarınızdan şehit olanlar olabilir, ben de şehit olabilirim. Buna rağmen duraksama yapmayacaksınız. Ben de şehit olsam, sizler yapmanız gerekeni yapıp cesaretle kahramanca savaşmaya devam edeceksiniz.  Harekât yürüteceğimiz bölgelerde sivil insanlara, yaşlılıklara, kadınlara çocuklara sakın kötü muamele yapmayın. Onlara hor davranmayın!

  Bir gün arazi ürerinden arama tarama operasyonu yürütürken, tarlada birkaç Rum çocuğuna rastladıkKomutanımız Tümer Işık tarlada görülen bu çocukları yanına çağırdı. Tercüman aracılığıyla şunları söyledi: Çocuklar siz ne arıyorsunuz burada?  Çocuklar, biz şu karşı köyde oturuyoruz, bu tarafa dolaşmaya geldik, dediler. Komutanımız bunun üzerine şunları söyledi: Hadi bakalım, evinize gidin, dolaşmanız için elverişli zaman değil, hem anne babanız merak eder, hadi bakalım doğru evinize!

   Söyler misiniz, bunu dünyada kaç devletin subayı harp esnasında düşman çocuğuna söyler? Ama Türk subayı söyler, çünkü o asil, kahraman ve merhametlidir.

  Çanakkale’de Fransızlar ile yaptığımız çarpışmalarda hat safhada yaralı meydana gelince iki taraf kısa süreliğine ateş kesmişti, yaralılar toplanıyordu. Fransız general bir de bakar ki, bir Türk askeri Fransız askerinin yarasını sarıyor. Fransız general tercümanı aracılığıyla sorar bizim Mehmetçiğe: Asker, biraz önce çarpıştığın düşman askerinin yarasını neden sarıyorsun? Mehmetçik der ki: Biraz önce bu Fransız asker cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkarıp bana gösterdi… Anladım ki anasıdır. Benim anam yok. İstedim ki, düşman da olsa bu askerin yarasını sarayım da, varsın gitsin anacığına kavuşsun garip. Biraz sonra ikisi de canını teslim etti.

 Söyler misiniz, bu medeni davranışı dünyada hangi ordunun askerinde görebilirsiniz?

  Gazilerimizin bazı talepleri vardır. Bu talepleri Muharip Gaziler Genel Merkezi Devletin ilgili makamlarına iletmiştir, iletmektedirler elbette. Ancak görünen odur ki,  bu taleplere yönelik gerekli adımlar atılmamaktadır. Yerimin daraldığından dolayı burada hepsini dile getiremeyeceğim. Ancak, Gazi maaşlarındaki ayrımcılığın bir an evvel düzeltilmesi hakkaniyetli bir davranış olacaktır. Daha da açık söyleyeyim, bu sorunun düzeltilmesi, devleti yönetenlerin namus borcudur. Ha yanlış anlaşılmasın, hiç verilmese anlarım, vatan sağ olsun… Ancak bir yanlışın düzeltilmesi de Gazilerin beklentisidir

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —