Menü Ünye Kent Gazetesi
ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

Tarih: 25.08.2023 20:40

26 Ağustos Kurtuluş Savaşını Taçlandıran Taarruz

Facebook Twitter Linked-in

 

26 Ağustos 1922’de yapılan büyük taarruz, 1071 Malazgirt, 1453 İstanbul’un fethi savaşları ile birlikte tarihimizin en büyük savaşlarındandır.  

 Birinci İnönü, İkinci İnönü savaşları, Sakarya ve Dumlupınar Muharebeleri ile yurdun kurtarılması yönünde büyük savaşlar verildi. 

26 Ağustos’ta başlayan Büyük taarruz ile 30 Ağustosta düşman bozguna uğratılmış, ardında devam eden takip ve süpürme harekâtıyla dokuz Eylülde İzmir’den denize dökülmüştür.   

26 Ağustos da Tümenler önceden belirlenmiş hazırlık hatlarına ulaşmışlardı. Ağır ve hafif toplar önceden belirlenmiş olan yerlere yerleştirildiler. Cephane kolları topların yanına mermi taşıyor, muhabereciler telefon ağını kuruyorlar, sıhhiyeciler hazırlık yapıyorlardı. Asker zaten tüm heyecanıyla taarruza hazırdı. 

 Kocatepe tarihin en büyük taarruzuna tanıklık yapacaktı. 

Mustafa Kemal Paşa Kocatepe doruğunun kıyısına geldi. Aşağıya baktı. Ufka kadar her yer sis içindeydi. Saat 05.00’ şe doğru gün ışımaya, sis dağılmaya, Afyon kalesi ve dev tepeler yavaş yavaş belirmeye başladılar. 

 Herkesin Ankara’da sandığı ‘’Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’’ Kocatepe’de Ordusunun başındaydı. 

Başkomutan tarihin akışını değiştirecek olan ateş emrini verdi. 

Birinci Ordu komutanı Nurettin Paşa telefonla Kolordulara gerekli emri bildirdi. 

Önce bir tek top mermisi duyuldu, top mermisi koca Tınaz tepeye düştü. Saat 05.30’da batarya komutanları ateş emri verdi…  Bütün toplar gürlediler. Tahrip ateşi başladı. Bu kesimde 200 kadar top vardı. Hazırlanmış ateş planına göre, Yunan mevzilerini, direnek merkezlerini, makine tüfek yuvalarını, tel örgüleri, yeri bilinen Yunan toplarını ateş altına aldılar. 

 Yunanlılar böyle yoğun, dehşet verici ateş hiç görmemişlerdi. Tepeler yanıyordu sanki. Cephanelikler ateş alıyor, kamyonlar uçuyor, toplar parçalanıyordu. Kocatepe bile sarsılıyordu. 

Piyadeler hücum mevzilerine, tel örgülere doğru ilerlemeye başladılar. 

Bu cehennemlik ateş 20 dakika sürdü. Bataryalar bu kez 10 dakika sürecek imha ateşine geçtiler. 

Siperleri, gözetleme yerlerini dövmeye başladılar. Başkomutan Atatürk ateş planını, topların ustaca kullanımını çok beğendi. İmha ateşi sona erer ermez subaylar ve askerler, açılan gediklerden mevzilere, direnek merkezlerine daldılar. Fırtına gibi esiyorlardı: Allah Allah… Allah Alllah. 

 Topçular ateşi ilerilere kaydırdılar. Top, makineli tüfek, el bombası, boru sesleri ve savaş naraları içinde, beşinci Tümen Kalecik sivrisini ele geçirdi. On dakika sonra 15’ci Tümen’in 28’ci Alayı’nın da Tınaz tepeyi aldığı haberi geldi. Belen Tepe’nin ön yamacındaki sık ve yüksek çalılar, top ateşi yüzünden tutuşmuştu. Subaylar ve askerler hiç duraksamadan ateş kuşları gibi alevlere daldılar. 

Kimi yanarak şehit oldu, kimi alevlerin içinden ok gibi geçip siperlere, direnek merkezlerine girdi. Saat 09,30’da 23’ci Tümen Belen tepeyi ele geçirdi. Alınmaz, girilmez, yarılmaz sanılan Afyon mevzilerinin en kritik yerleri tek tek ele geçiriliyordu.  Şimdi bu başarıyı derinleştirip genişletmeye sıra gelmişti. 

Hava kontrol gücüde Türklerin eline geçmişti. Savaş çok yönlü çarpışmalarla 30 Ağustosta zafere ulaşmış, Yunan kuvvetleri İzmir’e kadar kovalanarak 9 Eylül de denize dökülmüştü. 

Emperyalistlerin donattığı, emperyalizmin yönlendirdiği Yunan Ordusu çok kısa bir sürede ezilmişti. 

Türkiye için yeni bir dönem başlıyordu. Yunan ordusunun hezimete uğraması, İngiliz şımarıklığına kapılıp Yunanlılara Türklere saldırmaları için cesaret veren Lord George’yi çok öfkelendirdi… Kızıp bağırdı… Bu ‘’benim iflas etmem demektir’’ dedi. İngilizler, Türk Ordusunun bu kısa zamanda, İngiliz subaylarının ‘’ mükemmel bir savaş makinesi’’ diye övdükleri Yuna ordusunu ezmiş olmasına inanamıyorlardı. 

Birçok Yunan subayı esir düşmüştü. Bunların arasında Yunan kuvvetlerinin komutanı General Tirkupis’de vardı. Esir Yunan Generalini Mustafa Kemal Paşa’nın huzura getirdiler. Başkomutan General Tirkupis’e sordu. Hacinesti yerine Başkomutanlığa atandığınızı biliyor musunuz? Diye sordu. 

Hayır. Bildirmek için telsizle sizi arıyorlardı. Yunanlı General, durumumuz bu işte Mareşalim, Yönetim her zaman olayların gerisinde kaldı, sonuçta böyle oldu tabi. Utanç içinde önüne baktı. 

Mustafa Kemal, üzülmeyin General’’ siz vazifenizi yaptınız, artık misafirimizsiniz’’ dedi. 

Atatürk ayağa kalktı. Diğerleri de kalktı. Sizin için bir şey yapabilir miyim? Eşime sağ olduğumun bildirilmesini rica ederim. Kendisi İstanbul’da. Başkomutan İsmet Paşa’ya, ‘’ gerekeni yapın’ ’dedi. 

Başta büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu şanlı zaferi kazanarak ülkemizin özgürleşmesini sağlayan tüm Gazilerimizi, Şehitlerimizi rahmetle anıyorum… Türk silahlı kuvvetlerini en derin kalbi duygularımla tebrik ediyorum. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —