Menü Ünye Kent Gazetesi
YAHYA CUMHUR TAPÇI

YAHYA CUMHUR TAPÇI

Tarih: 24.08.2021 08:40

ALMA MAZLUMUN AHINI…

Facebook Twitter Linked-in

“Alma mazlumun ahini çikar aheste aheste.”demis atalarimiz. Hiçbir iyilik ve kötülügün karsiliksiz kalmayacagini da sik sik hatirlatir bize yüce dinimiz. Yüce dinimiz, deyince biraz düsünmek ve üzerinde konusmak gerekiyor. Kime göre yüce? Yüce oldugunu söyleyenlerin veya inananlarin ne kadari bu yücelik karsisinda sözlerinde ve inançlarinda samimi?  Bu konu çok tartisilir… Inandim, iman ettim, diyenlerin ne kadari gerçekten inanmis veya iman etmistir?

Günlük hayatimizdaki olaylari eger çok dikkatli tahlil edebilse, bu sorularin hepsinin cevabini çok kolayca bulur insan. Tabi bu cevabi ararken ve bulurken merkeze kendini koymali ve öyle degerlendirme yapmalidir. Kisi öncelikle kendi samimiyetini sorgulamalidir. Yani kendi inancini, söz ve davranislarini iyice/tarafsiz bir gözle tahlil edebilmeli ve ona göre karar vermelidir. Eger bunu gerçekten yapabilse kendi eksikliklerini, yanlisliklarini, ne kadar samimi olup olmadigini görecektir. Dolayisiyla baskalarinin kusurlariyla, hatalari ve yanlisliklariyla fazla mesgul olmayacak, belki de baskalarinin yanlislari ve hatalari üzerinden kendi hal ve hareketlerini degerlendirme firsati yakalamis olacaktir. Böylece kendi hatalariyla mesgul olup onlari düzeltme gayretinde olunca baskalarinin hatalariyla ilgilenme firsati da bulamayacaktir.  

Kisi, öncelikle kendinden sorumludur. Sonra ailesi ve çevresinden... Biz insanlar nedense öncelikle çevremizden sorumluymusuz gibi davraniyor, kendimiz sütten çikmis ak kasikmisiz gibi toplumun yanlisliklari üzerinden sosyal tepki ve iletisim davranisi sergiliyoruz. Öncelikle suna inanmaliyiz: Herkes ne yaparsa kendine yapar. “Ne edersen kendi kendine…” sözü beni çok etkilemistir. Sik sik da kullanirim. Günümüz siyasi tartismalari, öfkelenmeler, saldirmalar, hakaretler, belki iftira ve haksizliklar karsisinda muhatabimi itidale davet ederim ama faydasiz oldugunu görürüm. Neden, çünkü herkes kendinin hakli, digerlerinin haksiz, yanlis yolda olduguna inandirmis bir kere kendini. Hal böyle olunca etrafinda olup bitenlere tarafsiz bir gözle bakamaz olmus. Ben, su ömür serencamimda kimsenin yaptiginin yanina kar kalmadigini; iyi isler yapmissa iyi, kötü ve yanlis isler yapmissa cezasini çektigini görmüs, bu iyilik ve cezanin ahirette de misliyle karsiliginin verilecegine inanmis biriyim. Buna samimiyetle inanan bir insanin bu dünyada yanlis isler yapma istek ve arzusu olamaz. Alla(cc), iyiligi emretmis, kötülüklerden sakinmamizi bizden istemistir. Haram ve helaller de bu anlamda bizim için çok önemlidir. Kim ki haramlara temayül etmisse basina mutlaka bir fenalik gelmistir. Bilmek isterse onu mutlaka anlamistir/görmüstür. Iyi, dogru ve güzel isler yapan insanlarin da zaten isleri düzgün oldugu için bir sikinti baslarina gelmemistir. Bizim toplumda gördügümüz mazlum insanlarin çektigi sikinti yine kendi toplumunun, ailesinin ve fertlerinin yanlisliklari sonucu baslarina gelen felaketlerdir ki, inanan insanlarin da burada tefekküre ihtiyaçlari vardir. Sabir, bu tefekkür çerçevesinde önemli bir faktördür. Mazlum, sabriyla sikintilardan kurtulabilir ancak. Sabra sinir koymak kisinin hakki degildir. Rahata, huzura kavustugunda bir bakacaktir her sey düzelmis. Nasil oldugunu bile fark edemeyecektir.

Zannedilir ki her sey yapanin yanina kar kaliyor. Insan, sabirsiz davrandigi için öyle zannediyor. Er ya da geç zalim zulmünün cezasini görüyor bu dünyada. Ya kendi üzerinde ya çoluk çocuklari ya da çok deger verdigi dünya mali üzerinden görüyor.

Bize düsen görev her isimizde, inancimizda, imanimizda samimi olmaktir. “Nasil inaniyorsaniz öyle yasarsiniz, nasil yasiyorsaniz öyle inanirsiniz.” Sözü bize bir ihtar olmalidir. Yaptiklarimiz hiçbirimizin yanina kar kalmayacaktir. O halde dogru yoldan, dogruluktan ayrilmamaliyiz. Özellikle yönetenlerin ve yönetime talipli olanlarin bu konuda duyarli olmalari gerekir. Bize düsen, icraatçilarin ve icraata talipli olanlarin yaptiklari, yapmadiklari üzerinden onlara haksizlik, saygisizlik, hakaret, kötü söz ve davranislarda bulunup ne kendimiz onlara bir yanlis yapmis olalim ne de birbirimizi üzelim; birlik ve beraberligimize halel getirelim. Sunu unutmayalim ki, herkes bu dünyada ne yapmissa onun hesabini verecektir. Hele ki, kiyida kösede kalmis, kimsesiz, kendi halinde çaresizlik içinde kalmis bir mazlum varsa, yöneticiler bundan haberdar degilse ve buna kendileri sebep olmussa vay o yöneticilerin haline, eyvah o yöneticilere…  Yönetime talipli olanlar da bunu asla unutmamalidir. Çünkü mazlumun ahi yerde kalmaz, kalmamistir. Nice padisahlar köle, nice köleler padisah olmustur. Bu dünya onlarin hikâyeleriyle doludur. O zaman, “Alma mazlumun ahini, çikar aheste aheste.” sözünü asla unutmamali ve ona göre hareket etmeli, iyilige kosmali, kötülükten uzaklasmali, harama ve helale dikkat etmeliyiz…  22.08.2021


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —