Yirminci yüzyilda bagimsizlik mücadelesini basariya tasiyan dünyanin mazlum milletlerinin örnek aldigi ülke Türkiye, lider ise Mustafa Kemal'dir.
Atatürk sonrasi basari ise maalesef sekteye ugramistir. Hele Ismet Inönü'nün 1947 yilinda Amerika ile imzaladigi antlasma Türkiye’yi Amerika ve NATO'nun güdümüne sokan maddeler içermesi dolayisiyla bir anlamda ülkemizin Amerika'ya teslimiyetinin açik tescili olmustur.
Amerika benzer antlasmalari kendine baglamak istedigi ülkelerle yapmistir... Bu onun milli politikasidir. Ismet Inönü gibi milli bir liderin bu hataya nasil düstügü anlasilir gibi degildir! Belki su anlasilabilir... O tarihlerde Sovyet Lideri Stalin Türkiye'yi taciz ediyor, Kars, Ardahan ve bogazlarda gözü oldugunu açikça belli ediyordu.
Bu bakimdan, Inönü bir pakta dahil olup Türkiye'yi olasi risklere karsi güvence altina almak istemis olabilir. Ancak böyle düsünmüs de olsa, Amerika ile yapilan 1947 antlasmasi gerçekten bir teslimiyettir... Çünkü bu antlasmanin ilk sikintilarini ve sorunlarini da 1964 yilinda Kibris'ta rumlarin yaptigi katliamlara müdahale etmeye kalkistiginda Basbakan olarak bizzat kendisi yasadi. 1964 yilinda Inönü adaya çikarma yapmaya kalkismis, donanma Kibris önlerine kadar varmisken, Amerika baskani Jonshon Inönüye yazdigi mektupla 1947 antlasmasini hatirlatmis, Inönü'yü tehdit etmis, benim silahlarimi izinsiz baska bir ülkeye karsi kullanamazsiniz demisti... Inönü de bunun üzerine çikarmadan vazgeçerek orduyu geri çekmisti... rum radyolari günlerce Türkçe olarak beklemdimde gelmedin sarkisini çalmislardi.
12 Temmuz 1947 yilinda Amerika ile imzalanan antlasmanin giris bölümü su sekildedir: Türkiye hükümeti, Türkiye'nin hürriyetini korumak için ihtiyaci olan güvenlik kuvvetinin takviyesini temin ve ayni zamanda ekonomisinin istikrarini muhafazaya devam maksadiyla, Birlesik Devletler Hükümeti'nin yardimini istediginden, Birlesik Devletler Kongresi, 22 Mayis 1947'de tasdik edilen kanun ile, Birlesik Devletler Baskani'na, Türkiye 'ye her iki memleketin egemen bagimsizligina ve güvenligine uygun sartlar dairesinde yardimda bulunmak yetkisi verdiginden... Madde böyle uzayip gidiyor!
Bu antlasmayi 1947 yilinda imzalayan Inönü, kendisini çok kizdiran ilk kazigi 1964 yilinda Amerika baskaninin Kibris'ta benim verdigim silahlari kullanamazsin tehditli seviyesiz nezaketsiz mektubuna muhatap oldugu zaman yedi... Amerika'ya güvenmekle hata ettigini anladi, bunu itiraf etti, ama artik çok geçti.
Amerika, ya da NATO hattizatinda bizi hiç korumadi, sovyetler bize saldirsaydi da korumayacakti... Bizim ordumuz sovyetler karsisinda tanpon görevi olarak düsünülmüstü çünkü.
Amerika ile yakinlasmak bizi korumak söyle dursun... Bizim gelismemizi, sanayilesmemizi engelledi... Bizi IMF ve dünya bankasina mahkum ederek yillarca borç cenderesinde oyaladi, kolayciliga endeksledi. Bu yüzden yillarca, Amerika'nin sömürmek ve dizginlemek istedigi ülkeleri bagimli kilmak için sözde kalkindirma programlariyla IMF ve dünya Bankasindan sürekli borç verme tuzaklarina bizde düçar olduk, bir türlü bitmek bilmeyen bu borçlar yüzünden kendi basimiza ekonomik kararlarimizi alamaz olduk.
Yerim darlasti hepsini anlatamiyorum... Sonuç olarak demek istedigim sudur: Amerika'nin askerimize çuval geçirmeside, su anda bizimle ugrasiyor olup terör balasini basimiza musallat etmeside, kendisinden bagimsiz milli durus sergilemeye çalismamizi berteraf etme girisimidir.