An ve vakit ülkemiz insanlarinca maalesef çogunlukla iyi degerlendiremeyip, israf edilen nimetlerin basinda gelir.
An vardir, vezir eder, an vardir rezil eder! Anlar hep çabuk uçup gider, geri alamazsiniz, her anin baslamasi ile bir sonraki an geçmis ve mazi olur. Mazi ise tarih olur. Ders alirsiniz, ama geri getiremezsiniz.
An demisken, yasadigimiz her 24 saatte 84 400 saniye harcadigimizi bili yormusunuz?
Bu Allah’in bize verdigi çok büyük bir lütuf, nimet ve kredidir!
Soru su ki, biz bu nimeti, yani krediyi layikiyla kullaniyor muyuz? Ben maalesef evet diyemiyorum, ya siz?
Yilin yarisina yakinini tatil ile geçiren bir milletiz… Bakmayin siz Avrupa Birliginde çalisma saatleri kistaslari söyledir böyledir dediklerine… Bilinmelidir ki, onlar su andaki gelismislik seviyesine çok çalisarak geldiler. Avrupa’da çalisan hemseriler bunu hep anlatirlar zaten.
An çok önemlidir… Anlar anlasilamazsa, vakit anlasilamaz, vakit anlasilamazsa, zaman anlasilamaz.
Derki bir üstat: Bir yilin kiymetini sinifta kalan bir ögrenciye sorun. Bir ayin kiymetini Prematüre bebegi dünyaya getiren bir anneye sorun. Bir haftanin kiymetini anlayabilmek için haftalik dergi çikaran editöre sorun. Bir dakikanin kiymetini anlayabilmek için tireni henüz kaçirmis bir kisiye sorun.
Bir saniyenin kiymetini anlayabilmek için olimpiyatlarda gümüs madalya kazanan bir sporcuya sorun.
Ülkemizde çogu kisi is yerini geç açar. Memur ya da isçi, birkaç dakika ise geç baslamayi ve erken ayrilmayi kar bilir.
Genellikle ülkem insani vaktin çogu kismini diziler vesaireler ile geçirip geç yatar, sabah ise giden uyusuk ve isteksiz kalkar, evin hanimi ise neredeyse ögleye kadar yatar.
Böylece canim anlar hoyratça kullanilip israf edilerek hantal, pisirik, verimsiz, bos bir hayatin mahzenlerinde tutsak edilir.
Bakin Japonlara, durakta toplu tasima vasitasi beklerken, yolculuk ederken bile bir sey okuyorlar.
Yaziyorsun ama dediklerini sen uyguluyor musun? Derseniz… Evet, ben uyguluyorum!
Çarsiya dolmusla gidiyorsam, içimden ezberimde olan atasözlerini tekrar ederim, ya da ezberleyecegim özel sözler varsa, önceden notlar halinde cebime koydugum bu sözleri ezber çalismasi yaparim. Uzun yolculuga çikacaksam, yanimda mutlaka kitap bulundurur, yolculukta kitap okurum.
Kendi otomobilimi kullanirken de ya ezberimde olan kuran ayetlerini okurum, ya siir okurum, ya atasözlerini aklimdan geçirir pekistiririm…
Ayni seyleri sabah sporunda yürüyüste de yaparim… Böylece benim ne yolculukta, ne de herhangi bir seyi beklerken canim sikilmaz… Mesela bankada, bir devlet dairesinde ya da hastanede sira bekliyorum, bu benim için asla iskence olmaz… Çünkü böyle bir anda da ya ezberden, ya da yazili olan bir seyi okurum.
Ben yabanci dil çalisirken de böyle yapiyordum… Diyelim bu gün kaç kelime tekrar edip ezberleyecegim… Onlari küçük kâgitlara yazip her firsatta tekrar ediyor, ezberliyordum.
Böylece zamani verimli kullanarak dil haznemi gelistirmem ve pekistirmem daha kolay oluyordu.
Dil haznemin günden güne daha da gelistigini görmek ise bana büyük bir mutluluk veriyordu.
Son nefesini vermek üzere olan birine zamani geri döndürmek mümkün olsa ne yapardin diye sorabilseniz, kim bilir neler söylemek isterdi zamana dair.
An simdiki an dostlar… Karar vermek ve bundan sonraki hayatimizi, zamani nimet bilip israf etmeden iyi degerlendirmek için geç kalmamisizdir. Su saniye nefes aliyorsaniz, an sizinle, varin onu bas taci yapin… Unutmayin, su saniyeden sonra eger 24 saat daha yasayacaksaniz, 84 499 saniye daha vaktiniz olacak… Bir sonraki saniye ya da 24 saate girmek ise kime niyet, kime kismet.