Gertrude Bell , (1868 - 1926)
Yahut “Çöl Kraliçesi”...
Baska bir deyisle:
Elinde cetvelle Ortadogu’nun bugünkü haritasini çizen kadin!
1870’lerin sonunda, bölgede “arkeolog” olarak bulunan ilk Ingiliz istihbaratçi Lawrence degil, onun hocasi sayilan ve Birinci Dünya Savasi sonrasinda Ortadogu’nun sinirlarini bizzat çizen bir kadin, Gertrude Bell’dir.
Lawrence’i önceki bölümde anlatmistik.
Gertrude Bell ile devam edelim.
Tam adiyla söylersek; Gertrude Margaret Lowthian Bell...
14 Temmuz 1868’de Ingiltere’de, Washington Hall, Durham’da dogdu.
Dogumundan kisa bir süre sonra annesini kaybetti. Daha sonra üvey annesi olacak Mary S. Bell onun hem en yakin dostu olacak hem de birçok eserini yayinlamasina yardimci olacakti. Dadilarin ve egitmenlerin nezaretinde Ingiliz geleneklerine göre siki bir egitim alan Gertrude Bell muhafazakar bir aileye mensuptu. O zamanin sartlarinda kadinlar üniversiteye gitmiyordu. Gertrude ailesini ikna etti ve Oxford Üniversitesi’ne girdi. Dört yillik okulu yari sürede, birincilikle bitirdi.
Mezun olduktan sonra 1892’de önce Iran’da büyükelçi olan amcasinin yanina gitti, daha sonra iki kez dünya turuna çikti.
1899'da, pantolonu olmadigi ve eteginin çok hantal oldugu için iç çamasirlariyla tirmandigi La Meije daginda dagciliga basladi. Daha sonra Isviçre’de Alplerin en yüksek noktasina tirmandi. 1902’de Alplerde ekip olarak firtinaya yakalandilar. Bellerindeki halatla birbirine bagli üç kisi tam 53 saat boyunca bir yamaçta sallandilar. Bell’in dirayeti ve verdigi moralle tüm ekip sag kurtuldu.
Ailesinin zenginligi Anadolu ve Irak’taki birçok arkeolojik çalismayi finanse etmesini sagladi. Anadili Ingilizce’nin yani sira 6 dil daha ögrendi; Türkçe, Arapça, Farsça, Fransizca, Almanca ve Italyanca... Islam cografyasini gezdi, gözlemlerini kitaplastirdi. Cografyadaki bütün asiretlerle tanisip dost oldu. Bu yönüyle Gertrude Bell, “Çöl Kraliçesi” olarak ünlendi, Ingiliz Istihbarati’nin en güvenilir elemani sifatiyla Ortadogu’nun kaderini belirledi.
Asklari ve Hayal Kirikliklari
Gertrude, 24 yasinda, Henry Cadogan adli Tahran Elçiligi'ndeki bir memura asik oldu ve nisanlandiklarini duyurdular. Ancak Gertrude'nin ailesi, onunla evlenmesine izin vermedi. Cadogan yaklasik bir yil sonra zatürreden öldü. Bu, Gertrud’un hayatinda yasadigi ilk hayal kirikligi oldu.
Bell 1907’de Anadolu’daydi. Kiliselerle ilgili bir arastirma yapiyordu, Konya’ya geldi. Burada Ingiltere’nin Konya Askeri Konsülü Binbasi Dick Doghty-Willie ile karsilasti. Binbasi evliydi. Gizli bulusma ve mektuplasmalarin ardindan Ingiliz Binbasi 1915’te Çanakkale Savasi’nda hayatini kaybetti. Gertrude muhtemelen bu olay nedeniyle Türkler’i sevmedi hatta nefret etmeye basladi.
1920'lerin basinda, Irak Içisleri Bakanligi'nin Ingiliz danismani ve Kral Faysal'in kisisel danismani Ken Cornwallis'le yollari kesisti. O’na da asik oldu ama hem kendisinden 15 yas küçüktü hem de evliydi. Gertrude için Cornwallis tam bir hayal kirikligi oldu. Ken Cornwallis 1925'te bosandiktan sonra bile Gertrude’la gönül iliskisine girmedi.
Lawrence ile iliskisi asla duygusal tonda olmadi. Her ikisi de Oxford'a gitmis ve Modern Tarih okumuslardi. Her ikisi de akici Arapça konusmus ve Arap çöllerinde yogun seyahatleri olmustu. I. Dünya Savasi öncesi yerel kabilelerle baglar kurmuslar, arkeolog ve tarihçi Lt. David Hogarth tarafindan 1915'te Kahire'deki Ordu Istihbarat Karargahina atanmalari saglanmisti. Gertrude, Lawrece’in patronu, güvenilir dostu ve hamisiydi.
Yurtdisi Gezileri ve Ortadogu Çalismalari
Gertrude Bell 1893-1899 yillari arasinda Almanya, Italya, Isviçre ve Fransa’da seyahatler yaptiktan sonra 1899’da Kudüs’e gitti. Buradan 1900’ün Haziran ayinda yola çikarak Suriye’yi dolasti ve Cebelidürûz’a gitti. 1902-1903’te Hindistan, Cava, Burma, Çin, Japonya ve Amerika’yi dolastiktan sonra Ortadogu gezisini 1905’te tekrarlayarak ayni yerlerden bir daha geçti ve bu gezilerde gördüklerini bir seyahatnâme biçiminde degil, daha çok çöl insanlarinin yasanti ve duygularini dile getiren bir üslûpla The Desert and the Sown basligi altinda bir kitap halinde yayimladi (London 1907; Almanca’si: Durch die Wüsten und Kulturstätten Syriens, Leipzig 1908).
1905 yilinda Filistin ve Suriye’ye yaptigi gezide Antakya-Iskenderun üzerinden Anadolu’ya geçti ve Konya’da Binbirkilise denilen bölgede incelemeler yapti. Bizans kiliselerini inceledi. Bu seyahatlerde çadir kurup at üstünde güç erisilir yerleri dolasti. Bu sayede dagilmakta olan Osmanli Devleti’nin durumunu yakindan görüp inceledi.
1907’nin Nisan’inda Izmir, Manisa, Miletos, Isparta üzerinden Iç Anadolu’ya ulasti. Sir W. M. Ramsay ile bulusarak birlikte kazilar yaptilar. Bu çalismalar sonunda her ikisinin imzasi ile The Thousand and One Churches (Binbirkilise) adli hacimli ve bol resimli kitap yayimlanmistir (London 1909).
1909 baslarinda Halep’ten yola çikarak güneye iner ve çölü geçip Firat’in batisinda olan Ühaydir Sarayi harabesine ulasir. Daha sonra birkaç defa daha gittigi bu çok önemli kale ve saray kalintisina dair The Palace and Mosque of Ukheidir adiyla büyük bir kitap yayimlamistir (Oxford 1913). Bu saray üzerindeki çalismalarindan önce Bagdat, Musul, Cizre, Diyarbakir, Harput, Malatya, Darende, Tomarza, Kayseri, Eregli’den Konya’ya kadar yolculugunu ve yolda gördüklerini Amurath to Amurath (London 1911, 1924) adli kitabinda anlatmistir. 1911’de yine Ühaydir’da çalismalar yaptiktan sonra Bagdat’tan kuzeye çikarak Nusaybin ve Mardin üzerinden Silvan’a giden Gertrude Bell yolu üstündeki Nestûrî kiliselerini inceler; Silvan’da da çalistiktan sonra Diyarbakir üzerinden Viransehir’e, oradan Re’sül‘ayn’a ve Harran’a geçer. Buradan sonra ugradigi Kargamis’ta T. E. Lawrence ile tanisir.
1913 yili sonunda Sam’dan ayrilarak Necid çölüne girdi. Kizildeniz ile Basra körfezi arasindaki araziyi geçerek kirk günde Hâil’e vardi. Buradaki asiretin basindakilerle tanisarak I. Dünya Savasi’nin baslamasindan bes ay önce Bagdat’a ulasti.
I. Dünya Savasi ve Gertrude Bell
I. Dünya Savasi’nda Lawrence ile birlikte, Osmanli idaresine karsi Arap ayaklanmasini hazirlayanlar arasinda bulunmak üzere Kahire’ye gönderildi. Kargamis’ta kazi yapan Ingiliz arkeologlarindan L. Wooley ile Osmanli Devleti’nin çesitli yerlerinde (Girit, Tesalya, Anadolu) yillardir dolasan arkeolog D. Hogarth da ayni serviste idi. Ayrica burada savastan önce Anadolu’yu bastan basa gezen Anadolu arkeolojisi uzmani Sykes de bulunuyordu. Miss Bell 1916’da bir süre Kahire’deki bu istihbarat bürosunda çalistiktan sonra Mezopotamya’daki Ingiliz baskumandanligi emrine verilerek General Sir Percy Lake’in yanina gönderilip Basra’da görevlendirildi.
Gertrude Bell’e dogrudan resmi bir görev verilmemis olsa da Ortadogu’da Osmanli’ya karsi Ingiliz saflarinda çalisabilecek Arap kabilelerini tek tek raporlamisti. Bu raporlar askeri eylemlerde kullanildi. Ingilizler bu sayede Sam ve Halep’i ele geçirdi. Musul’a girmek üzerelerken Osmanli teslim oldu ve 1918’de Mondros Ateskesi imzalandi. Birkaç ay sonra Ingiltere Gertrude Bell’e “Üstün Basari Nisani” verdi...
(Devam Edecek; I. Dünya Savasi Sonrasi ve Gertrude Bell’in hazin sonu!)