Menü Ünye Kent Gazetesi
AHMET DERYA VARİLCİ

AHMET DERYA VARİLCİ

Tarih: 24.08.2021 16:44

Ateş ve Su

Facebook Twitter Linked-in

(Insan Nasil Insan Oldu?)

 

1853 yilinda Isviçre’de siddetli bir kuraklik olmustu.

Vadilerde irmaklarin suyu azalmis, göllerin sulari çekilerek çamurlu dipleri meydana çikmisti. Zürih Gölü kiyisindaki Obermaylen kasabasinin halki, sudan bir parça toprak koparabilmek için kurakliktan faydalanmaya karar vermislerdi.

Bunun için suyu çekilen araziyi, bir bentle gölden ayirmak gerekti.

Ise baslandi. Sik giyinmis sehirlilerin pazar günleri mavi ve yesil sandallarla geziye çiktigi yerde, arabacilar atlarini dehleyerek bende toprak tasiyorlardi. Toprak hemen oradan, kurumus gölün dibinden aliniyordu. Birdenbire kazmacilardan birinin küregi, yari çürümüs bir kaziga çarpti.

Derken ilk kazigin ardindan bir ikincisi, üçüncüsü bulundu. Bir zamanlar insanlarin burada çalismis olduklari anlasiliyordu. Küregin topraga hemen her vurusunda yeni tas baltalar, olta igneleri, çanak çömlek kiriklari çikiyordu.

Arkeologlar olaya el koydular. Bulunan her kazigi, gölün dibinden çikan her seyi inceleyerek, vaktiyle Zürih Gölü’ndeki göl evlerinden yapilmis kasabayi oldugu gibi açiga çikardilar.*

 

****

Kazik temeller üzerinde kurulmus bu tür göl evlerini, yillar önce ÜTAG arastirma yazisi olarak, “Canik’in Ahsap Camileri” (çivisiz çanti teknigi) bahsinde yazmistik.** Ayni teknikle insa edilen göl evlerine günümüzde hâlâ Terme çayi havzasinda rastlamak mümkündür.

Zürih gölüne dönecek olursak, arkeologlar Isviçre’de Nevsatel yakinindaki bu kuruyan gölün bendini incelediler. Yapilan incelemeler, gölün dibinin birkaç katmanda  olustugunu göstermistir.

Gölün dibinde bir kati digerinden ayirmak kolaydir. Altta bir kat kum, onun üstünde ev, kap kacak ve alet kalintilariyla çamur kati, sonra yeniden kum tabakasi bulunmaktadir. Bu durum, birkaç kat biçimine tekrar etmektedir. Yalniz bir yerde, iki kum tabakasi arasinda kalin bir kömür tabakasi vardir. Bu kömür tabakasi sayesinde binlerce yil öncesine ait bir katman, köyün çürümeden günümüze ulasmis kalintilari olarak tespit edildiler.

Bilim adamlari, tabakalari inceleyerek gölün tüm tarihini ögrendiler. Çok eski zamanlarda gölün kiyilarina gelen insanlar, köylerini burada kurmuslardi. Yillar sonra göl sulari kabarmis, kiyiyi basmisti. Insanlar su altinda kalan köylerini birakip gitmislerdi.

Yapilar suda çürüyüp harap olmustu. Gölün dibinde bulunan kalin kömür tabakasi, eski bir yangin kalintisiydi. Esyalar tutusarak suya düsüyordu. Su onlari söndürüyor yani koruyordu. Böylece zedelenmeden gölün dibine çöküyorlardi. Orada esyalari baska bir bela bekliyordu: Çürüme tehlikesi. Fakat yanarak kömürlesmeleri, onlari bu tehlikeden kurtarmisti. Incecik bir kömür kabugu, esyalari çürümekten korumustu.

Ates ve su bir araya gelip, muhtesem bir koruma zinciri kurmustu.

Esyalar atesten ayri, sudan ayri etkilenselerdi, yok olup giderlerdi.

Fakat atesle su birlikte isliyordu.

Bu sayede binlerce yil öncesine ait esyalar, hiç etkilenmeden günümüze kadar gelmisti. Dokuma isi, çok dayanikli olmayan bir keten parçasi bile korunabilmisti.

Iste bu sayede bilim insanlarin binlerce yil öncesine ait verilere ulasabiliyor, insan yasaminin tarihöncesi dönemini aydinlatabiliyordu.

 

 

****

Günümüzün atesi ayni ates degil.

Suyu da ayni suya benzemiyor.

Yakip yok ediyor.

Yikip öldürüyor.

 

Oysa insan dogaya egemen olmustu, artik kolay kolay doganin gazabina boyun egmeyecekti. Daglara hükmetmis, okyanuslari birbirine baglamisti.

Insan yüce ve çok akilliydi.

Consalo Pisarro, müfrezesiyle birlikte karli And Daglari’ndan geçiyordu. Düsmemek için, çikintilara dikkatle basarak, dengeyi kaybetmemek için de kollarini açarak yürüyorlardi. Yeni Dünya’nin bulunusu, misafirlere de, ev sahiplerine de, pahaliya mal olmustu. Hele ev sahiplerinin durumu çok kötülemisti. Bir zamanlar yeryüzünde IRMAK devri vardi. O devirde, bir kabileden digerine, irmak yoluyla gidilirdi. Sonralari denizlerin fethedilmesiyle, DENIZ devri basladi. Deniz devrini, kitalari birlestiren OKYANUS devri izlemisti. Bundan sonraki devir ne devri olacakti? Pencereden kuslarin uçusunu izleyen Leonardo da Vinci, bunu artik seziyordu. ... Bruno’nun ölümü insanin sonu degildi. Ve Giardino Bruno, ölümü bunun için böyle mertçe karsilamisti.***

 

(M. Ilin – E. Segal’in “Insan Nasil Insan Oldu” eseri burada sona eriyor. Kitapta insanin nasil insan oldugu ve dogaya egemen olabildigi anlatiliyor. Sonra insanin nasil insanliktan çiktigi, kendi elleriyle dogayi tahrip ettigi ve insanlarin mahvina sebep oldugu gösteriliyor.)

 

 

 

[*] M. Ilin – E. Segal, Insan Nasil Insan Oldu, Say Yay. 12. Baski, Ist. 2001, s. 52

[**] ÜNYE TARIH ARASTIRMA GRUBU, Canik’in Ahsap Camileri, Ünyekent, 13.04.2020, http://www.unyekent.com/k41-canik-dergisi/h11747-canik-in-ahsap-camileri.html

[***] M. Ilin – E. Segal, Age, s. 470 ve 535


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —