Çocuklugumda hamsi motorlari iskeleye yanasir, kovalarla kasalara doldurulan hamsiler iskelenin basina kadar gelen kamyonlara yüklenirdi.
Gece avlanan balikçilar sabahleyin agizlarina kadar dolu motorlarla dönerler ve yüklerini bosaltmak için sira beklerlerdi iskelede. Motorlarin bes alti tanesi yan yana iskeleye yanasir yüklenen kamyonlar Ankara Konya, Kayseri, Eskisehir gibi Anadolu illerine dogru yola çikarlar, taze hamsi ve baliklar tezgahlarda olurdu. O sehirlerde balikçilar: “Ünyeli geldi, Ünyeli geldi” diye satarlardi baliklari.
Bu uzun yillar böyle sürdü.
Bugün yine uzun yillarin ötesinden denizle ilgili iki konu var sevgili okuyucular.
Motorculuk ve Balikçilik.
Ünye'de bu is kollarindan motorculuk çoktan bitti, balikçilik ise can çekisiyor.
Küçükken babam kalkan baligi alirdi, tasimakta zorlanirdim, on santim kalinligi vardi, annemin bir balik kesme satiri vardi kalkan baligini tahtanin üzerine koyar kare, kare dilim keserdi, biz balik yemeden duramazdik, palamutlari lakerda yapardi, hamsileri tuzlardi annem.
Bu is kolunda isler çok iyi degil. Yeni balik avlama teknikleri denizin dibini tarayarak baliklarin yuvalarini yok ettiler ve denizi kuruttular, geçen yil hamsi az çikti bu yilda sinyal veriyormus, Kalkan, Morina, Kirlangiç ve Torik gibi baliklarin nesli tükendi, bugünkü generasyon bu baliklari tanimiyorlar.
Ünye'de deniz tasimaciligi da, zamana ve teknolojiye yenik düstü. Yasi ellinin üzerinde olanlar motorlari, çaparlari, balikçi kayiklarini ve Ünye'ye gelen yolcu gemilerini, tuz gemisi, gaz gemisini, posta vapurunu hatirlarlar. Yine o dönemin çocuklari çocukluklarini bu meslegin son temsilcisi, son kaptan Yasar Kaptan ve Dumantepe motoru ile hatirlarlar, motorculuk Ünye'de kaybolmus bir zamani anlatan hüzünlü bir hikayedir.
Istanbul-Hopa-Istanbul
Karadeniz kiyisindaki il ve ilçelerde yasayan insanlar karayolunun gelismedigi yillarda, Istanbul'a gemilerle giderlerdi. Ünye'den otobüsle Istanbul'a ilk yolculuk, Mithat Kisacikoglu'nun Wehite (o yillarda Wahit) derlerdi makta uzun tahminen 40 kisilik otobüsü ile yapildi, yil 1955 olabilir, yaniliyor olabilirim bu konuda bilgisi olanlar lütfen beni düzeltsinler. Acaba o yolculuktan hayatta olanlar var mi, soförü kimdi, Istanbul'a nasil ve kaç saatte gitmisti bilemiyoruz.
Karadeniz'de sefer yapan gemiler, siyah gemiler, beyaz gemiler diye ikiye ayrilirdi, siyah gemiler biraz daha eski idiller. Istanbul- Zonguldak-Inebolu-Sinop-Samsun-Ünye-Ordu-Giresun-Görele-Vakfikebir-Trabzon-Sürmene-Pazar-Hopa'ya kadar gider yolcu ve yük indirir, sonra tekrar ayni limanlara ugrayarak yük ve yolcu alarak Istanbul'a dönerdi.
Ünye'de bu yolcu ve yük yükleme isi 3-4 saat sürerdi. Ünye'den tüccarlar Istanbul'a satilmak üzere, findik, kendir, fasulye, misir, elma, armut, canli tavuk, yumurta, koyun ve benzeri ürünleri gönderirdi.
Siyah Vapurlar
Siyah vapurlar genelde gazyagi, tuz ve posta tasirlardi. Bunlar Aksu-Tari-Sus-Cumhuriyet-Tirhan-Kades-Etrüsk-Güneysu idi. En görkemlisi Cumhuriyet'ti. Ünyeliler bu vapura bastonlu vapur derlerdi. Bazen ayni anda iki veya üç vapur birden gelip Ünye'nin tam orta yerine demirlerlerdi, sonra teker teker hareket ederler düdük çalarak Ünye'ye veda ederlerdi.
Beyaz Kugular
Sonra yolcu gemileri beyaz gemiler gelirdi.. Ege-Izmir-Ankara-Samsun -Iskenderun-Ordu-Giresun-Trabzon.
Bunlardan Ordu-Giresun-Trabzon kardes gemilerdi.
Ege-Izmir ayri bir kardes..
Samsun-Iskenderun ise ayri bir kardestiler.
Benim en çok sevdigim "Ankara " idi. Ankara, Ikinci Dünya Savasi'nda˜ hastane gemisi olarak kullanilmis, savastan sonra yolcu gemisi olarak degistirilmis ve Türkiye'ye satilmisti.
Bu vapurlarda dogum oldugu zaman beyaz bayrak çekilirdi. Dogan bebegin hüviyetine dogum yeri vapurun adi yazilirdi. Ordu vapurunda dogmussa hüviyetine dogum yeri "Ordu Vapuru" yazilirdi.
Samsun tarafindan gelenler, fenere dogru dik gelirdi, sanki fenerde karaya çikacakmis gibi yakin geçer birden dönerek limana inerlerdi.
Gemi daha görünür görünmez motorlar hareket ederler, demir atma yerine geldigi zaman onlar da geminin yaninda olurlardi. Yolcular vapurun yanindan indirilen bir iskele ile yukari çikar, yükler ise vinçler vasitasi ile geminin ambarlarina alinirdi..
Yükleme ve bosaltma isleri bittikten sonra demir alir, burnunu fener tarafina dogru çevirir, düdük çalip Ünye'yi selamladiktan sonra yavas yavas gözden kaybolur Fener burnunu yalayarak geçerlerdi.. Gemiye yük götüren motorlar geri döner, deniz durgun ise açiga demirlenir, firtina veya dalgali ise karaya çekilirdi.
Hüzün hep hüzün.
Ünye'de yetmisli yillarin basinda bu is bitti, yolcu ve yük tasimaciliginin kara yoluna kaymasi nedeniyle artik gemiler gelmez oldular
Tari, Kades, Tirhan, Aksu, Güneysu söküldü jilet yapildi.
Trabzon, Ordu, Deniz Kuvvetlerine verildi..
Ege, Izmir kardes gemilerdi, biri yandi biri söküldü..
Samsun-Iskenderun kardestiler jilet yapildilar.
Ünye'de motorlar ve mavnalar, karada bakimsizliktan çürüdüler, motorlari hurdacilara, odunlari ise çömlek firinlarinda odun olarak yakildi.
Böylece Ünye'de motorlar, vapurlar dönemi kapanmis oldu.
Bu hikayeyi yasi ellinin altinda olanlar bilmezler. Bu motorlarda makinist ve tayfa olarak çalismis bir kaç kisi kaldi hayatta. Geçen yil Dumantepenin makinisti Adnan Abi hayattaydi, “Bir dahaki yazi göremem Yasar Kaptan derdi bana, hikayede adi geçen kaptan Yasar Kaptan benim amcamdi.