TRT birde gösterime giren bir zamanlar Kibris dizisinin benzer isimle tamda bir zamanlar Çukurova dizisinin oldugu Persembe aksamina ve ayni saatlere konulmasi tuhaf ve manidardir.
Neyse oraya fazla takilmadan Kibris Türklerinin yasadigi zulümlerin bir dizi filmle simdiki nesillere aktarilmasi güzel bir girisim olmustur.
Bu dizinin özellikle gençlerimiz tarafindan, hele hele özellikle Kibrisli gençlerimiz tarafindan izlenmesini tavsiye ediyorum. Tarihini bilmezsen gelecegi kiyaslayamazsin.
Kibris’ta 1963 olaylari oldugu zaman dokuz yaslarimdaydim. Simdi olmus gibi hatirliyorum, Türkiye’de gençlik ayaga kalkmisti, duvarlara kahrolsun Makarios yazilari yazilmis, Türk halkina yapilan zulümler protesto edilmisti.
Ben o zaman çocuk aklimla su hayalleri kurmustum: Kibris’a arkadaslarimla gidiyorduk, özel timler kurup zalim çapulcu Rumlara günlerini gösteriyorduk.
Allah çocuklugumda kurdugum bu hayali gerçek eyledi, Parasütçü Komando olarak Kibris harekâtina katildim, Rumlara gereken cevabi verdik hepsinin hesabini sorduk, Kibris Türklerinin insanca yasama hakkina kavusmalarini sagladik.
Kibris adasi 1570 senesinde ikinci Selim zamaninda alinmistir. Adada 1820 senesine kadar sükût dönemi geçmistir. Ancak 1814 senesinde Rumlarin bir isyana hazirlandiklari yönünde bilgiler geliyordu Payitahta.
Osmanlinin kendilerine çok iyi davranmasina ragmen 1820 yilinda Rumlar isyana kalkistilar. Tabi bu isyan Istanbul tarafindan derhal bastirildi, kiskirticilara da gereken cezalar verildi. Adaya Osmanlinin atadigi genel Kadi bakiyordu.1878’ze kadar adada yönetim normal seyrinde devam ederken, Rus Osmanli harbi basladi. Osman Pasanin o ünlü Plevne savunmasina ragmen Rus ordusu Edirne’yi de geçerek Istanbul’un dibine, Yesilköy’e kadar geldi. Agir yenilgi alan Osmanli bu kargasa ve düstügü zor sartlar içersinde be seferde kendisine yardim vaat eden Ingiltere’nin siyasi tuzagina düsecek, Türkiye’ye 75 km mesafede bulunan, 50 bin sehide mal olarak alinan adayi Ingiltere’ye kiraya verecekti. Ancak Ingilizler daha sonra bu kira bedelini de ödemediler.
Aslinda anlasmaya göre Ruslar, Batum, Kars ve Ardahan’dan çekilirlerse bu anlasmanin sona ermesi, Ingiltere’nin Kibris’i Osmanlilara geri vermesi gerekiyordu. Ama öyle olmadi, 1914’te, Osmanlinin parçalanma dönemini firsat bilen Ingiltere Kibris’i kendi topraklarina kattigini ilan etti.
Böylece 50 bin sehit vererek alinan Kibris, Osmanlinin zayif dönemine geldigi ve bu bakimdan karsi koyamamasi sebebiyle Ingiltere’ye tamamiyla geçmis oldu. O tarihlerde Kibris’ta 100 bin Türk yasiyordu… Gelisen bu olaylardan tabiatiyla sarsildilar.
Yil 1960… Rumlar ve Türkler bagimsizlik kazandilar, Ingiltere adaya bagimsizlik hakki verdi, Türk Rum halkindan mütesekkil Kibris Cumhuriyeti kuruldu. Bu kurulus çerçevesinde Türkiye, Yunanistan ve Ingiltere Kibris üzerinde garantörlük hakkina sahip oldular. Papaz, Baspiskopos Makarios Kibris Cumhurbaskani, Dr Fazil Küçük ise Cumhurbaskani yardimcisi oldu. Cumhurbaskani Makarios’un en büyük hayali ( enosis) ‘’adayi Yunanistan’a ‘’ilhak etmek’’baglamakti. Tüm ömrünü bu ise adadi… Bunun için en insanlik disi hareketlere imza atti. Adanin Yunanistan’a baglanmasinda engel gördügü Türkleri yapacagi zulümlerle adadan kaçirma siyasetine basvurdu.
Makarios Kibris’ta Yunanistan’la anlasarak( EOKB )terör örgütü kurarak Türk köylerine saldilar yapmayi, bu yöntemle de Türklerin adadan gitmelerini, azinliga düsmelerini saglamak istiyordu.
Türkiye tabi devlet tecrübesiyle önlemler almaya baslamisti. Ilk asamada özel seçilmis Yarbay Riza Vuruskan ve diger bazi subaylar sivil kimliklerle Kibris’a gönderildiler. Yarbay. Riza Vuruskan Is Bankasi müfettisi kimligi ve sifatiyla, diger subaylar da ögretmen, basin mensubu, tarim teknisyeni sifatlari ile Kibris’a gönderildiler