Menü Ünye Kent Gazetesi
ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

Tarih: 11.11.2023 09:00

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR

Facebook Twitter Linked-in

Bu gün 11 Kasım birinci dünya savaşının resmi olarak sona erdiği gündür. 

 İkinci dünya savaşı ise zaten birinci dünya savaşının rövanşıydı. 

 Bana göre her iki savaşta vekâletler yoluyla devam etmektedir. 

28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp, 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren birinci dünya savaşında 20 milyon civarında insan ölmüştür. 

Bu savaş sonucu olarak Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya Macaristan İmparatorluğu ve Rus Çarlığı yıkılmıştır. 

 Osmanlı savaşa girmese ne olurdu? Osmanlı savaşa bir şekilde dâhil edilecekti, girmek zorunda bırakılacaktı, böylede oldu. Çünkü egemen güçler petrolün tadını almışlardı… Petrolde Osmanlı topraklarında mevcuttu. Dolayısıyla İngiltere, Almanya ve Fransa için petrol bölgelerine hâkim olmak, Süveyş kanalı olmak üzere orta ve uzak doğu ticareti için stratejik değerler taşıyan bölgelerde söz sahibi olmak için Osmanlının ya zayıflatılıp her şeye boyun eğmesi, ya da yok edilmesi gerekiyordu. 

 Osmanlı savaş öncesi çok geniş topraklara sahipti… Osmanlı kurulduğunda 6557 km kare toprağa sahipken, bu toprakların genişliği Yavuz Selim döneminde 6,557000 km, Kanuni döneminde ise müthiş bir genişlemeyle 14,983 000 kilometre kareye çıkmıştır. 

Osmanlının hâkim olduğu bu topraklarda şu anda 45 tane ülke bulunmaktadır. 

 Evet, doğrudur, birinci dünya savaşı 11 Kasım 1918 tarihinde sona ermiştir. Ama finali devam etmektedir. 

  Birinci dünya savaşında Amerika güçlüydü ama Küresel bir aktör değildi. Dünya siyaseti konusunda acemilikleri vardı…  Ama bu acemiliğini dünyanın o zamanki üzerinde güneş batmayan İmparatorluk diye nitelenen İngiltere’nin öğretileriyle aşma gayretindeydi.   

  Birinci dünya savaşı başta petrol olmak üzere yer altı madenlerinin paylaşım savaşıydı. 

 Ancak galip güçler orta doğuyu hukuksuz ve izansız, aç kurtlar gibi emperyalist zihniyetlerle paylaştığı için, cetvellerle çizgiler çizip kendilerine biat eden küçük devletçikler kurdurdular. 

Dolayısıyla hakkaniyet ölçüsünden uzak olarak kurulan bu devletler sebebiyle orta doğuda hiçbir zaman huzur olmadı. 

  Rusya Bolşevik ihtilali sebebiyle savaştan çekilmek zorunda kalmış, Çar ve ailesi tümden kurşuna dizilmiş, dolayısıyla Çarlık rejimi tarih sahnesinden silinmişti. 

  İngiltere, Fransa ve onların kuyruklarına takılan İtalya ve Yunanistan ile dünya emperyalist aktörü olarak sahneye yeni çıkan Amerika, Osmanlının sadece petrol bölgelerindeki topraklarını değil, Osmanlıyı Avrupa’dan da tecrit edip, Trakya İstanbul ve boğazlara el koyup, Osmanlıyı sadece Anadolu’da dar bir alana hapsetmeyi planlamışlardı.  

 Payitaht İstanbul’da onların bu planlarını gerçekleştirmelerini önleyecek bir liderlik maalesef yoktu. 

 Kızı Sabiha Sultan’ın söylediğine göre son Osmanlı Padişahı Vahdettin yaradılışı itibarıyla çekingen, çok mütevazı, muhiti çok dar, dostu, arkadaşı yok denecek kadar az bir insandı. 

Vahdettin iktidar yıllarında da yalnızdı… Bu yüzdendir ki hep tek başına kaldı ve nihayet kendisinden yana görünenler tarafından bile terk edildi. Aslında taht sıralamasında çok gerilerdeydi. Ama kader bazı olaylar sebebiyle onun tahta çıkma yolunu açtı.  Vahdettin çekingendi ve cesur kararlar alamıyordu.  Başta sürekli sadrazamlık görevi verdiği sarayın damadı Ferit Paşaya ve diğer bol apoletli süslü paşalara güvenerek onların gölgesinde kaldı, muktedir olamadı. 

 Vahdettin vatan hainimi? Derseniz… Hayır derim. Vatan haini değildi… Ama güçlü liderliği yoktu. 

Aslında Anadolu’ya gidip, Mustafa Kemal ile birleşip vatanın kurtuluşuna önder olmayı düşündüğü anlarda oldu. Fakat İstanbul’u kime bırakacağız, ben Anadolu’ya gidersem İstanbul dönülmez şekilde hep elden gider yanılgısına düştü.  

Mustafa Kemal Paşayı dinleyip Damat Ferit’i iktidardan uzaklaştırsaydı, Mustafa Kemal ile işbirliği yapsaydı, Mustafa Kemalin daha savaş başlamadan aklında Cumhuriyet kurmak olmasına rağmen, daha farklı gelişmeler olabilirdi. İşte bu minvalde Türk milletinin Mustafa Kemal gibi bir lidere sahip olması, Galip devletlerin planlarını bozdu. Parçalamak istedikleri Anadolu Mustafa Kemal’in önderliğinde kurtuluş savaşını başlattı, çöken imparatorluğun küllerinden yeni bir Cumhuriyet kurdu.  

Yaşasın Türk milleti… Ne mutlu Türküm diyene… Başta Mutafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere kurtuluş savaşı vererek bu güzel vatanı bizlere kazandıran şehitlerimize, Gazilerimize Allahtan rahmet diliyorum… Yaşayan Gazilerimize sağlıklı ömürler diliyorum 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —