Çagri gazetesini 1977 yilinda kurmustuk.
Kurulus sebebi, kurulusu, yayin hayati, sikintilar ve zevkleri bir baska, macerasi uzun.
ÖZLER olarak ( Muhammed Siddik Öz, Alparslan Öz, Hüseyin Faruk Öz, Mustafa Hasan Öz Kardesler) Çagri Gazetesi’ni Ünye’de yirmi bes yil çikardik.
O dönemler Ünye’de en etkili yegâne gazeteydi diyebilirim.
Hemen her sayisi ses getiriyor ve adeta birçok insan için belge mahiyeti teskil ediyordu.
Ünye’miz için yayinlarimizla hizmet etme gayretinde idik.
Bugün gazetecilik yapan birçok kardesimiz yetisti Çagri Gazetesi mutfaginda.
ÜNYE KENT Gazetesinin sahibi Ali Öztürk Kardesimiz de bunlardan biridir.
O mutfakta Sakir Gürel, Ahmet Yenin, Ismail Canbulat, Irfan Tosun, Muammer Bilgiç, Zeki Sahin ve daha niceleri vardi ve birlikte haberlerle yorumlar pisiriyor, hemserilerimize sunuyorduk.
ILK BIZIM YUNUS HEYECANI
Iste bu yayin yillarimizda Yunus Emre’nin Kabri’nin Ünye’de bulundugu ile ilgili duyumlar aldik.
Milletvekillerimizden Yilmaz Sanioglu Bey bize bir asker hikâyesini anlatti.
Hikâye söyle:
Ünye’de yillar önce askerlik yapan bir genç, babasinin ilmi çalismalar içerisinde bulunan bir insan oldugunu, babasinin kitaplari arasinda Yunus Emre’nin kabrinin Ünye’de oldugunu okudugunu söylemis Ünyelilere. Daha sonra ilgi duyanlar onunla temasa geçip durumu iyice ögrenmek istemisler. Ama ne yazik ki terhis oldugunu ve memleketine döndügünü ögrenmisler ve adresini de bulamayip pesini birakmislar.
Heyecanlandik.
Sonra Fotografçi Zihni Bayar Bey de bir dosya ile gazetemiz idarehanesine geldi.
Dosyada bir mektup seklinde dilekçe ve fotograflar vardi.
Mektup Ünyeli olan arkeolog Kiliç Kökten Bey’e yazilmisti. (1904-1974)
Mektupta Ünyeli gençler Yunus Emre’nin kabrinin Ünye’de bulundugunu iddia ediyor ve bu konuda arastirmak için kendisinden destek talep ediyorlardi.
Bir kismi 24-25 yaslarinda olan dört gencin adi yazili idi dilekçede.
Kadir Diktepe, Sabri Genç, Arif Çelik, Zihni Bayar
Dilekçe tarihi 16 Nisan 1974. Kiliç Kökten Bey ise ayni yil vefat etmis.
Arastirmalar baslayamamis ama söylentiler süregelmisti. Bu arada birçok efsane ve olaganüstü hatiralar da anlatiliyordu Seyhnuz adi verilen, evliya addedilen sahis ve yattigi makam ile kabri ile ilgili.
Yeniden heyecanlandik.
ILK ARASTIRMA VE FAALIYETLER
Ve hemen arastirmalara basladik.
Ihtimaller kafamizda yogunlasinca gazetemiz yayinlari ile konuyu gündeme getirip kampanya baslattik.
Kabir ziyareti yaptik defalarca ve ilgi duyanlarla.
Ömer Çam Hocamiz ve Kayinbiraderi Riza Firtina Gürkan Bey ile ziyaret yaptik ve bas ayak taslarini inceledik. Üzerindeki Arapça yazilari okumaya gayret ettik. Ömer Çam Hocamiz Hüvel Baki (ölümsüz ve ebedi yani baki olan sadece O’dur yani Allah’tir) yazisini ve Emre yazisini seçebildi.
Sonra ziyaretleri artirdik, kaymakam, belediye baskani, gazeteciler, milli egitim camiasi ve ilgi duyanlarla ziyaret ve arastirmalar yaptik.
Çagri gazetesi ve Yavuz Selim Vakfi olarak (Bendeniz vakfin Ünye Subesi Baskaniyim) Seyhnuz Evliyasi Kabri’nin bulundugu tepede ortak bir küçük anma programi yaptik ilgi duyanlarla birlikte ve o gün bu çalismalari ülke çapinda duyurmaya karar verdik. Yil 1984.
Ünye Belediye Baskanimiz Ismail Cerrahoglu Bey bu konuda tam destekçimiz oldu. Kurum olarak Yunus Emre ismini ilk defa belediyenin parkina koyalim teklifimizi kabul eden Sayin Cerrahoglu sayesinde Iskelenin yanindaki çam agaçlari ile örtülü Ünye Parkina Yunus Emre Parki adini verdik.
Çagri Gazetemizde de sürekli yayinlar yapmaya, farkindalik olusturmaya, Ünyelilerin dikkatini çekmeye basladik.
Önce çalismalarimizin haberlerini yaptik. Sonra biraderim Hasan Öz makalelerle durumu pekistirdi.
Sonra diger yazarlarimiz devreye girdi. Hasan Tahsin Kadioglu Hocamiz ilgililerin arastirmasini da teklif eden genis bir makale yazdi. Yüksel Sen Bey defalarca makale yazdi. Bu konudaki gazetemizin birkaç küpürü geçtigimiz günlerde Ünye Kent Gazetemizde yayinlandi.
Ordu Valimiz Necati Çetinkaya Bey ilgili makamlara taleplerimizi dikkate alarak yazilar gönderdi.
Halkimizin ilgisi çok güzel oldu ve her yerde konusulmaya, duyurulmaya baslandi. Kurumlar ve isyerlerine Yunus Emre isimleri kondu. Yayinlarda ve programlarda sürekli konu islendi ve tam manasi ile benimsendi.
Bizler Çagri Gazetesi olarak bütün bu çalismalari bir taraftan arsivliyor, bir taraftan katildigimiz toplanti ve programlarda dile getiriyor, tanitim faaliyetlerimize devam ediyor ve hemserilerimize de kurumsallasarak çalismalarin devamini teklif ediyorduk. Ömer Çam Hocamiz ve Hasan Öz Vekilimiz basta olmak üzere ilgi duyan çok hemserimiz her firsatta bu bilgileri ve çalismalari dile getiriyordu.
Belediye baskanlarimiz da bölgeyi yavas yavas ihya etmeye basladilar. Pesinden çok destekler verdiler.
Sonra benim de kurucu üyeleri arasinda bulundugum Ünye Yunus Emre Dernegi kuruldu ve çalismalar devam etti. Güzel bir eser çikarildi iddiamiz ile ilgili. Arsivler, arastirmalar, iddialar ve bilgiler toparlandi ve derli-toplu metinlerle belediye destegi ile eser bastirildi. Bizden de elimizde bulunan arsiv dosyalari talep edildi, bu konuda en çok yayin yapan Çagri Gazetemizin de arsivinden istifade edildi.
Geçtigimiz yillarda da OBB ve Ünye Yunus Emre Dernegimizin öncülügünde Ünye, Fatsa ve Ordu’da bes yil anma programlari yapilmisti. Yunus’un Çagrisi, Yunus’un Sesi, Yunus’un Nefesi gibi temalarla, önce ulusal sonra da uluslar arasi anma, sempozyum programlari gerçeklestirildi.
Bilindigi gibi UNESCO ( Birlesmis Milletler Bilim ve Kültür Örgütü, Londra’da -1946-kuruldu, simdi merkezi Paris’te) önce Yunus Emre’nin dogumunun 750. Yili münasebeti ile 1991’de Yunus Emre anma yildönümünü ilan etti dünyaya. Bu yil 2021’de de vefatinin 700. Yilinda Yunus Emre anma yili ayni kurum tarafindan ilan edildi.
Bu münasebetle ülkemizde de Cumhurbaskanligi tarafindan 2021 yili Yunus Emre ve Türkçe yili ilan edildi.
Bütün bunlar M.Hasan Öz vekilimizi yeniden heyecanlandirdi ve hemen harekete geçirdi. Kendisi ulasabildigi herkese ve ilgili her kuruma teklifini sunuverdi. Valimize, Büyüksehir Belediye Baskanimiza, Ünye Belediye Baskanimiza, tüm eski belediye baskanlarimiza, tüm eski yeni milletvekillerimize, bürokratlarimizin birçoguna, Yunus Emre Dernegimize, tüm Ünye, Fatsa ve Ordu Medyasina, yüzlerce ülkemiz ve yurt disindaki hemserilerimize, daha bir çok yerlere hizlica destek isteyerek ulasmaya çalisti.
Ve Ünye Kent Gazetemiz ilk hamleyi yaparak haberlerini yapti, yayinlarini yapti, röportajlar yapti, görüsler aldi, destekler istedi ve adeta büyük bir kampanya baslamis oldu. Takip ettiginiz gibi kampanyayi gazetemiz hemen her gün devam ettiriyor. Ayrica büyük destekler de açiklandi. Ilgililerin çogu da sükür çalismalari baslatti.
Çok sükür ki ayni heyecan ile hemserilerimizin de costuguna sahit olduk.
Duyarli olan ve destekleyen ve de çalismalar yapan herkesi kutluyorum. Umarim çok iyi bir netice alir ve sesimizi ve Yunus Emremiz’i ve de Ünye’mizi tüm dünyaya daha çok duyurur, Yunus Emre Hazretlerinin felsefesini de yayar ve yasatiriz.
Peki, kimdir Yunus Emre ve nedir O’nun felsefesi, fikri, zikri, davasi, derdi; bir de buna bakalim.
Bu bilgileri derleyen M. Hasan Öz Vekilimizin kaleminden aktarayim sizlere.
BIZIM YUNUS
Yunus Emre Hazretlerinin kim oldugunu hiç birimiz layigi ile anlatamayiz. Çünkü O mübarek insan nefsinin tüm kademelerini asmis ve yüce Yaraticinin halifesi olmus bir mertebeye ulasabilmistir.
Artik o mertebelere bugün kimseler ulasamiyor.
Bizler de çok düsük kalitelerimizle anlamaya ve anlatmaya çalisma hadsizligini gösterebiliyoruz.
Ayrica özellikleri ve güzellikleri ile yeterli bilgiler tam ulasamamistir bugünlere. Bir miktar eserleri ile anlamaya çalisiyoruz.
Çünkü O mübarek eserlerinde öyle bir ruh yasatti ki, yüzyillar sonra bugünlere en tesirli misralari ile gelebildi ve insanliga ders vermeye, ufuk açmaya devam etti.
Yasadigi dönemde ülkeleri, beldeleri mesakkatle dolasti, ögrendi, ögretti, örnek oldu. Insanlik ve tüm yaratilmislara bakisi yaratanin azameti sifati ile oldu. O yüzden görülmemis bir ask ile ruhlara hitabetti.
Yunus Emre Hazretlerinin düsünce dünyasi sevgi temeli üzerine kurulu oldu daima. Sade ve samimi bir tasavvufi düsünceye sahip olarak eserlerinde, duru Türkçesi ile siirlerinde samimiyet, heyecan ve aski yasadi ve yasatmaya gayret etti. Insanligi kardeslige, sefkate, merhamete ilahi aska davet etti.
Insani ve tüm yaratilanlari sevmekle baslayan ask deryasi dünyasinda Allah’a uzanan derin sevgi ile noktalanan düsüncelerinde “BANA SENI GEREK SENI” dedi.
Çünkü kaynaklarimiz bize bu temelde yasamayi ve düsünmeyi vazediyordu. Yaraticimizi, sinirsiz sevmek ve sadece O’nun rizasini gözetmek ve de Allah’in sevdigi kul olabilmek ulasilmasi gereken yegane hedeftir. Böylece insan dünyadan da hatta cennetten de daha sevgili gelen ve mutluluk veren, haz veren bir duruma ulasabilir. Çünkü insan cennete gittigi zaman yaratanin cemalini görünce cennet gibi sinirsiz güzellikler insan gözünde hafif kalir diyor kitabimiz.
Yasadiklari hakkinda az bilgiye sahip olmakla beraber Tabduk Emre gibi yüce bir merkeze tabi olmus ve seksenden fazla sene ömründe ulu insanlardan feyz alarak, temas kurduklarina feyz aktarmistir. Bugüne kadar da bu ruhi etki süregelmistir. Bildigimiz en önemli eserleri de Divan’i ve Risalet’ün Nushiyyesi’dir. Siirlerinde adeta insanin yaratilis gayesini islemis tasavvufi güzel sade Türkçesi ile tüm insanliga gerçek hayat serüvenini çizmistir. Aruz ve hece vezni ile yazdigi eserlerinde Türkçeyi edebi bir dil haline getirmistir. Siirlerinde apayri bir üslup olusturmustur. Kelimelere çok özel anlamlar yüklemistir. Bu özellileri ihtiva üslubu ile siirleri bugünlere kadar en etkili bir sekilde gelebilmistir.
O’nun tarif ettigi gerçek insan insan-i kâmildir. Insan-i kâmil olanlar temizdir, dürüsttür, merhametlidir, sevgi doludur, fedakârdir, sabirlidir, samimidir, gerçek dosttur, faydalidir, affedicidir, ahlaklidir, önderdir ve örnektir.
Türkçesi de anlasilir, saf, duru, temiz, derinlikli, anlamli, tasavvufi ve sevgi doludur.
Tüm insanligin saadeti için seslenir yine insanlara.
Kabul edilebilen dogum tarihi 1238, vefati da 1320’dir. Anadolu’yu, Rum illerini, yukari illeri dolasmis ve bizim kabulümüz ile Ünye’mizin bagrinda hayata gözlerini yummustur.
Allah sefaatine bizleri nail eylesin ve ögretilerine layik eylesin.
Yapmamiz gereken ise O’nu olabildigince anmak ve anlamak, eserlerini devamli okuyarak oradaki verilen mesajlara uygun yasamaktir.