Sikir sikir sikir!
Ince belli çay bardaginin içinde dönen çay kasiginin sesi, Uzun süredir duyamiyoruz degil mi? Karatay Hoca çikip "seker çok zararli, beyaz zehir" dedikçe, Bizler de sekeri azalttik ya da tamamen biraktik. Ben bile birakmisken artik herkes birakir diye düsünüyorum, Küçük çay bardagina iki seker atardim, büyük kupaya ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Bayagi da havali oluyormus çay bardaginin içindeki çay kasigini ve yanindaki sekeri kibarca tepsiye birakip; "ben seker kullanmiyorum" demek! Simdilerde seker isteyene uzaydan gelmis gibi bakiliyor farkinda misiniz?
Ankara’da yasayinca yaz tatillerinde denize kosmak adetimiz oldu. Ya memlekete Ünye’ye ya da Ege’ye kaçiyoruz. Yüzmenin ve kumsalda kitap okumanin disinda en sevdigim aktivite sabah yürüyüsleri. Yazliklarin önünden geçerken kahvalti sofrasinda oluyor ev ahalisi. Tabak çatal sesleri konusmalara, bazen de kahkahalara karisiyor. Bu seslerin arasinda bir eksik oldugunu hissetmemistim ta ki o sesi duyana kadar. "Çay kasiginin sekeri eritmek için çay bardaginin içerisinde döndürülürken çikardigi o ses" Sikir sikir sikir! O sofrada, hala sekeri çayina atan biri vardi. Belki de bir çocuk, durup dinledim. Bu sadece siradan bir ses degil; huzurun, keyfin, muhabbetin sesi... Sizce de öyle degil mi?
Ne zaman bu sesi duysam koyu bir muhabbet, dost ortami, dinlenme saati gelir benim aklima,
Uzun süredir bu sesi duymuyoruz. Sekersiz çay içmek bizi bu sesten magdur etti. “Çay kasiklarinin sessizligi” diyorum bu duruma. Mutfak çekmecesindeki kasiklikta çay kasiklari unutuldu. Çay bardagima çay kasigi koyup bos bos karistirmak geldi içimden. Çay kasiklarina sahip çikalim, arada onlarin da gönlünü edelim ve o sesten kendimizi mahrum etmeyelim!
Hayatimizdan çikardigimiz baska aliskanliklarimizi düsündüm daha sonra. Örnegin kupalarda çay içildiginden beri, ince belli zarif çay bardaklari da tarihin tozlu sayfalarina gömülüyor sanki. Gençler ise filtre kahve içmeyi tercih ediyorlar. Türk kahvesi ve çayin yerini tutar mi filtre kahve? Benim jenerasyonun “asla” dedigini duyar gibiyim. “Çayi koy, geliyorum” diyen bir dostun sesi ne kadar güzeldir, hele de yanina simsicacik simit esilik ediyorsa. Çayi ve kahveyi muhabbet ile bir tutan baska millet var mi acaba?
Orhan Veli Kanik’in “Ne Kadar Güzel” siirini bilir misiniz?
Çayin rengi ne kadar güzel,
Sabah sabah,
Açik havada!
Hava ne kadar güzel
Oglan çocuk ne kadar güzel
Çay ne kadar güzel!
Taze demlenmis çayi alin elinize, eve yayilan kokunun verdigi huzur ile okuyun gazeteni