SİBEL KURU

Tarih: 06.05.2022 08:30

Çocukluk…

Facebook Twitter Linked-in

Yasam zincirimizin en temel halkasi çocuklugumuz, en masum, en özel anilarimiz oralarda. Kimimiz bolca karistiriyoruz eski anilari, eski defterleri, fotograflari… Kimimiz de kaçiyoruz hep geçmisin izlerinden, geçmisi hatirlamaktan…

Bugün içinden çikamadigimiz, yoluna koyamadigimiz, kontrol edememekten yakindigimiz çogu soru isaretinin cevabi eski defterlerde aslinda. Mesele; yüzlesmek istiyor muyuz ya da buna hazir miyiz sorusunu cevaplayabilmekte…

Ileriki yillarda ayni durum çocuklarimiz için de geçerli olacak. Nasil bir çocukluk yasatiyoruz onlara? Amacimiz çocugumuzun mutlu olmasi, iyi bir hayat sürmesi mi yoksa bizim yapamadiklarimizi yapabilmesi, bizim sahip olamadigimiz her seye sahip olmasi, basaramadiklarimizi basarmasi mi?

Çocugun ileride geçmisi ile hesaplasmasinin olmamasinin öncelikle evde kosulsuz sekilde kabul edilmesine, kosulsuz sevgi ve deger görmesine bagli oldugunu bütün ebeveynlerin ögrenmesi gerekir.

Bizim çocuklugumuzda, bir çocuk bütün köyün ya da mahallenin çocuguydu. Güvenle istedigimiz kadar sokakta oynayabilirdik, eve girmemiz için sadece aksam ezaninin okunmasi gerekirdi.

Günümüzde çocuklarin dört duvar arasinda geçirmek zorunda oldugu vakit arttikça ekrana ve ebeveyne bagimli çocuklarin sayisinin da arttigini görüyoruz. Bu çocuklarin yas ilerledikçe farkli bagimliliklar gelistirme riskinin göz ardi edilmemesi gerekir.

Çocuklarimizin, bizim çocuklugumuzdaki gibi dogada daha çok vakit geçirmesi, topraga dokunmasi, agaçlara tirmanmasi, bolca hareket etmesi, dogal ortamda çamurla, tasla, toprakla, yaprakla oynamasi, dogayi dogal ortaminda ögrenmesi sosyal, duygusal ve akademik gelisimi için öncelikli ihtiyaçtir.

Kendi çocuklugumu düsündügümde her zaman sansli hissetmisimdir. Genis aile ortaminda, Ikizce’nin Düzpelit Mahallesinde büyüdüm, hep kalabalik bayramlar yasadim, büyüklerimin ellerini öpmenin kiymetini bildim, bahçesinde dedem Avni Bey yapimi dönme dolap ve salonunda sepet salincak olan bir evin bahçesinde dedemin pikabindan yükselen türkü sesleri esliginde çamurdan yaptigim oyuncaklarla oynarken hiç daha fazlasini isteyip aglamadim, çok küçük yaslarda para ödemek zorunda kalmadan istedigim zaman ata bindim, karsiliksiz yapilan iyiliklerin herkese fayda saglayacagini ögrendim, güzel anlarin para ile satin alinamayacagini bildim, kalabalik sofralarda yemek yerken kafami kaldirip televizyon ekranina bakmadim… Bütün bunlarin ne kadar kiymetli oldugunu yasim ilerledikçe, büyük sehirde yasadikça, kendi çocuklarima her an yasatamadikça çok daha iyi anliyorum.

Hepimiz düsünelim çok geç olmadan en yakinimizda çocuklarimizi doga ile bulusturabilecegimiz yerleri. Birakalim tabletleri evde, çocugumuzun dogal ortamda özgürce oynarken, yaraticiliginin daha fazla arttigini, bolca hareket ederken nasil rahatladigini gözlemleyelim. Bizde eslik edelim mümkün oldugunca, içimizdeki çocugu da besleyelim böylece… Tabi bir köyünüz varsa halen gidebildiginiz iste orasi her seye deger…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —