Menü Ünye Kent Gazetesi
HÜSEYİN SAKA ( Klinik Psikolog)

HÜSEYİN SAKA ( Klinik Psikolog)

Tarih: 19.03.2026 09:00

Çocukluktan Yetişkinliğe Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Nedenleri, Tedavi ve Öneriler

Facebook Twitter Linked-in

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile ilgili okumalar yaparken “Çocukluktan Yetişkinliğe Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Nedenleri, Tedavi ve Öneriler” isimli bir makaleye rastladım. Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi oldukça geniş bir çerçevede ele alan bu makalenin kısa bir özetini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) çoğu zaman yalnızca çocuklara özgü bir sorun olarak görülür. Oysa bilimsel veriler bu durumun çocuklukta başlayıp ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam edebildiğini göstermektedir. Bu nedenle DEHB’yi sadece “yaramazlık” ya da “dikkatsizlik” olarak değerlendirmek, sorunun gerçek boyutunu gözden kaçırmak anlamına gelir. 

Çocukluk döneminde kendini daha çok yerinde duramama, dikkatini sürdürememe ve eşyalarını sık sık kaybetme gibi belirtilerle gösteren DEHB, ergenlikte organizasyon sorunları, derslere odaklanamama ve dürtüsel davranışlarla devam eder. Yetişkinlikte ise tablo biraz daha değişir; unutkanlık, iş hayatında istikrarsızlık, ilişkilerde zorlanma ve içsel huzursuzluk ön plana çıkar. Aslında değişen şey hastalığın kendisi değil, onun hayata yansıma biçimidir.

DEHB’nin temelinde tek bir neden yoktur. Genetik yatkınlık, beyin yapısındaki farklılıklar, nörokimyasal süreçler ve çevresel etkenler bu bozukluğun ortaya çıkmasında birlikte rol oynar. Bu nedenle DEHB, bireyin isteyerek seçtiği bir durum ya da ailelerin yetiştirme hatasının sonucu değildir. Aksine, biyolojik temeli olan ve doğru yaklaşımla yönetilebilen bir nörogelişimsel durumdur. 

Öte yandan DEHB çoğu zaman tek başına görülmez. Depresyon, kaygı bozuklukları, öğrenme güçlükleri ve madde kullanımı gibi pek çok psikiyatrik durum bu tabloya eşlik edebilir. Bu durum hem tanı sürecini zorlaştırır hem de bireyin yaşam kalitesini daha fazla etkiler. Tanı konulmadığında ya da gözden kaçtığında ise kişi uzun yıllar boyunca yaşadığı zorlukların nedenini anlamakta güçlük çekebilir.

Tedavi sürecinde ilaçlar önemli bir yer tutsa da tek başına yeterli değildir. Davranışsal müdahaleler, aile ve öğretmen desteği, çevresel düzenlemeler ve bireyin farkındalık kazanması tedavinin en az ilaç kadar önemli parçalarıdır. Bu noktada en belirleyici unsurlardan biri de çevrenin yaklaşımıdır. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da anlaşılmayan bir bireyin süreci daha da zorlaşırken; desteklenen, anlaşılmaya çalışılan ve güçlü yönleri fark edilen bireylerin daha sağlıklı ilerleme kaydettiği görülmektedir.

Sonuç olarak DEHB bir zayıflık ya da karakter sorunu değil, anlaşılması gereken bir durumdur. Davranışın ardındaki nedeni görebildiğimizde hem çocuklar hem de yetişkinler için daha sağlıklı bir yaşam mümkün hale gelir. Çünkü dışarıdan “dikkatsizlik” gibi görünen şey, aslında bireyin kontrol etmekte zorlandığı bir içsel süreçtir.

Hüseyin SAKA

Klinik Psikolog

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —