Çok sevdigim bir arkadasim tatil dönüsü trafik kazasi yapti, arabasi sarampole yuvarlandi ve takla atti, hava yastigi maalesef açilmadi. Önde oturanlarin emniyet kemeri takiliydi, kazayi birkaç siyrikla ve kirikla atlattilar. Arkada oturanlarin kemeri takili olmadigi için arabadan firladilar. Çok sükür Allah onlarin canlarini bize bagisladi, birçok kiriklari var zamanla iyi olacaklar. Tabi bu sikintili süreçte es, dost, aile destegi çok önemli. Kaza travmasini atlatmak için belki de profesyonel yardim alinmali.
Bu vahim olayi neden anlatiyorum?
Emniyet kemerini takmayi asla ihmal etmeyelim diye. Kaza geliyorum demiyor malumunuz. Hep baskalarinin basina gelir diye düsünüyoruz, tedbirimizi almiyoruz. Sehir içinde kisa mesafeli bir yere de gidecek olsak emniyet kemeri takmayi ihmal etmemeliyiz. Istatistiksel olarak da kanitlanmis bir durum emniyet kemeri takiliysa daha az hasarla trafik kazasindan kurtuluyorsunuz. Hepimiz arabamizda Air Bag var ve herhangi bir kazada bizi korur diye düsünüyoruz. Oysaki açilmama ihtimali de varmis ki, bu durum çok vahim. Araç Muayenede kontrol edilmiyor mu, açilip açilmadigi? Birçok soru geliyor insanin aklina. Biz tedbirimizi alalim, duamizi edelim yola öyle çikalim. Olacagi varsa engel olunamadigi bir gerçek ancak, sonradan pisman olmamak için de trafik kurallarina uymali, güvenli bir yolculuk vaat etmeliyiz en azindan.
Bu vesile ile son yaptigim seyahatte yasadigim ve dikkat çekmek istedigim olaylardan bahsedecegim. Hafta sonu Ankara'dan Samsun'a otobüsle yolculuk ettim. Iki maske takarak, kendimi biraz olsun koruyabilecegimi düsündüm, yolculuk sirasinda bir sey yiyip içmedim. Soförün arkasindaki tek koltugu tercih etmistim, bu nedenle de kaptan soförü gözlemleme imkâni buldum. Yolculuk boyunca maskesini hiç takmadi, cep telefonu ile dakikalarca konustu, sigarasini, çayini içti. Muavinler deseniz onlarin da pek maske taktiklarini görmedim, trafik kontrol için polis durdugunda “maskenizi ve emniyet kemerlerinizi takin” uyarisi yaptilar ve onlar da maskeleri de taktilar.
Otobüse biner binmez emniyet kemerini taktigim ve maskemi zaten hiç çikarmadigim için bu uyari diger yolculari ilgilendiriyordu. Polis kontrolü öncesi herkes kemerlerini ve maskelerini takmisti. Polisin inmesiyle birlikte yan koltukta oturan çocuk ve annesi de kemerlerini açiyorlardi ki, uyarmadan edemedim. Neyse ki beni dikkate alip kemerlerini çikarmadilar ancak maske çeneye indirilmisti bile.
Çorum-Sungurlu'da Mavi Ocak Tesislerinin adi degismis “Metro Ganita” olmus. Eskiden beri burada mola verir otobüsler bu 20 dakikalik çay ve ihtiyaç molasinda gidilen tuvaletin temizligi, hijyeni çok önemli benim için. Yaklasik 20 tuvalet kabini vardi, genelde alaturka olan bu tuvaletlerin hiç birinde sifon yoktu. Sifonsuz tuvaletin af edersiniz ahirdan ne farki var sorarim size. Hangi akil bir alaturka tuvaleti sifon yapmadan insa edebilir? Buna benim aklim almadi. Bir de 2 TL ücreti var bu sagliksiz tuvaletin. Hem geldigim firmanin sikâyet hattina yazdim bu durumu hem de oranin müdürü oldugunu söyledikleri Beye söyledim. Sadece "iletecegim" yanitini aldim Müdür Beyden.
Sizler de gördügünüz çarpikliklari söyleyen tarafta misiniz, yoksa rahatça sineye çeken mi? Önceden utangaç ve çekingen oldugumdan çogu kez söyleyemezdim. Simdi ise, bunlarin usulünce söylenmesi taraftariyim, "Peki söylüyorsun da ne degisiyor?" derseniz. Belki, biri "aaa evet ya ne kadar dogru" diye bir düsünür ve belki de bu durumu degistirebilecek bir sey yapar.
Deniz Yildizi hikâyesini bilirsiniz. Yazi yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karsi kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklasinca, bu kisinin sahile vuran denizyildizlarini, okyanusa atan genç bir adam oldugunu fark eder. Genç adama yaklasir: “Neden denizyildizlarini okyanusa atiyorsun?” Genç adam yanitlar; “Birazdan günes yükselip, sular çekilecek. Onlari suya atmazsam ölecekler.” Yazar sorar; “Kilometrelerce sahil, binlerce denizyildizi var. Ne fark eder ki?” Genç adam egilir, yerden bir denizyildizi daha alir, okyanusa firlatir. “Onun için fark etti ama...”