Geçen gün oglum Levent, su ilklim degisikligi dünya için iyi bir gelecek vaat etmiyor dedi.
Hakliydi tabi… Onun ve tüm gençlerin kaygisini göz önüne alip, Dünyayi çok kirlettigimizi ve gelecek nesillere temiz bir doga birakmaktan uzak oldugumuzu düsündüm. Bu düsünce ise bu yaziyi yazmama vesile oldu.
Sahi dünya nereye gidiyor, bizi nasil bir dünya bekliyor?
Milyarlarca gezegenden biri olan ve kendi etrafinda 1670, günesin etrafinda ise 107 bin kilometre hizla dönen dünya, esrefi mahlûk olan biz insanlari ve diger canlilari barindiran bir gezegen. Ancak günesin yukarida bahsettigim hizinin günümüzde çok azda olsa azalmis oldugunu hatirlatalim. Tabi bu olumlu bir sey degil!
Yariçapi 6000 kilometre olan ve milyarlarca gezegenle birlikte dönen, seyahat eden dünyamizin hiçbir gezegenle çarpismadan yoluna devam etmesinin elbette bilimsel açiklamasinin olmasinin yani sira Allahin takdiri ile hareket etmesinin düsünülmesi inancin geregidir.
Inanç demisken… Biz insanlar maalesef dünya binegimize hor baktik… Onu korumadik… Ona ihanet ettik!
Benim çocuklugumda Karadeniz’de, tabi Ünye’de 35 çesit balik vardi… Biz top yani, dikilitas, fok fok, fener, çamlik ya da adaya giderek bir saatte ‘’iki dizim balik(kizil ota diziyorduk)’’ yakaliyorduk. Hey gidi dünler hey! Çocuklarimiza temiz bir doga, deniz birakamamis olmamiz yüzünden torunlarim benim çocuklugumda yedigim baliklari ancak ansiklopedide görebilecek.
Tabiat, okyanus ve denizler ile içersinde yasayan canlilar nasil korunsun ki? Dünyada her bir dakikada deniz ve okyanuslara bir kamyon dolusu plastik dökülüyor… Her yil ortalama 8 milyar ton plastik okyanus sularina karisiyor.
Ya tatli sularimiz? Dünyanin dörtte üçü sularla kaplidir. Ancak bu sularin sadece Yüzde iki buçugu tatli su, yani içilebilir sudur. Ama bu tatli suyun da yüzde 69’zu Antarktika ve Gronland’da buz tabakalaridir. Ne kaliyor tatli sudan? Yüzde otur bir. Bu yüzde otur birin
de ancak 0,00775’si içilebilir sudur. Derelerimizi, irmak ve nehirlerimizi kirletmis bulunuyoruz.
Böyle giderse, simdi petrol yüzünden çikan savaslara benzer savaslar maalesef 21’nci yüzyilda su yüzünden çikacaktir… Ileriki yillarda su savaslarina hazir olmaliyiz.
Antarktika ve Gronland’da zaman zaman dev buzlar kopup sürüklenmektedir… Bu durumun artis göstermesiyle deniz seviyesinin birkaç metre yükselebilecegi öngörülmektedir. Böyle bir gelisme gerçeklestigi takdirde sahil sehirlerin kiyilarinin sular altinda kalmasi kaçinilmaz görülmektedir.
Açikçasi dünya var oldugundan beri son yüz yil içersinde oldugu kadar kirletilmemistir.
Önceki ve benim kusagim, dogal beslenmenin ve yasamanin sansina erenlerdir.
Domatesin ve diger tüm sebzelerin tohumlarini saklayan annelerimizin dogal sebzeler yetistirdigini, domatesi isirdigim zaman suyunun yüzüme fiskirdigini, mis gibi kokan salatanin kokusunu 10 metreden hissedebildigimi, su andaki çiftlik elmalarini hiç tanimadigimizi simdiki gençlere nasil anlatalim? Deniz kenarinda birak oltayi, elimizle bile balik yakaladigimizi söylesek öykü gibi gelir!
Ancak buna da sükür… Eger Allahin dünyamizi korumak için yarattigi atmosfer, ozon bol gaz salimi nedeniyle delinir açilirsa, buradan dünyamiza gereginden fazla geçis yapacak olan günesin ultraviyole isinlari basta cilt kanseri olmak üzere saglimizi bozabilecektir. Su anda günesten yayilan isik dünyamiza, dolayisiyla bize 8 dakikada ulasmaktadir. Sevgide günes gibi dostluk ve kardeslikte akarsu gibi olmaniz dilegimle. Bu gece mübarek berat kandilidir… Geceniz hayirli olsun, Allah ibadetlerinizi, dualarinizi kabul etsin.