Menü Ünye Kent Gazetesi
TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Tarih: 31.07.2021 18:23

ELLER YAYA, BİZ AY’A. TÜRKONOT’LAR UZAYA. TÜRKİYE’NİN UZAY ÇALIŞMALARI.

Facebook Twitter Linked-in

Cumhurbaskanimiz, geçmis günlerde  yaptigi bir konusmasinda, Cumhuriyetimiz’in  100. Yildönümü olan  2023’te Türkiye’nin Ay’a  gidecegini  müjdelemis  bulunmakta.

Eskiden tersi idi. Eller Ay’a, biz yaya denirdi.  Amerika’si, Rusya’si Ay’a  giderdi,  biz  bakardik. Evvel Allah, bundan  sonra, biz Ay’a, onlar yaya mi kalirlar, bilemem, amma, bizim  bir gün Ay’a   gitme  ihtimalimiz  olabilir. Ilk adimi atmak, yolun yarisidir, derler. Biz ilk  adimi attik, Türk Uzay Ajansi’ni kurduk, Adini  koyduk ya, yolun yarisi  tamam, bundan sonra, Insallah, Aziz Milletimiz, o günleri de görecek.

“Hocam, yine  bizimle  kafa  buluyorsunuz.”  “Yoo, gayet  ciddiyim.”“ Nasil, Hocam.”“ Eee, Türk Uzay  Ajansi  kuruldu ya, gerisi  gelir.”                                                                                               “Hocam, elde  yok, avuçta  yok. Nasil olacak bu is? Daha  ortada,  degil,  Ay’a  gidecek  roketimiz, kendi yapim savunma  füzemiz bile yok.Ayrica,  bir  yigin   teknik  ve maddi imkanlar  ile  yetismis  uzay adami da lazim.”

“ Türk  Milleti  zekidir, Türk Milleti çaliskandir. Evvel  Allah, devletimiz, milletimiz,  bu is için  gerekli  maddi manevi  imkani da  yaratacak  güçtedir. Devletimiz, milletimiz  gece  gündüz  çalisacak  ve Türkroket’ i de, uzay aracini da, gemisini de   yapacak, Türk  Gök Adami, Türk Gökmen,  pardon bayan, yani gök kadini da, Türk Gök Kizi da olabilir, Türk Gök Insani  diyelim, Türk astronot,  Türkonot ya da  Evrenot, artik adi ne olursa, o uzay aracini  kullanacak adamini  da  yetistirecek.

“..!!!???... Ne diyelim,  sasirdik  kaldik, hocam,  siz  de  böyle  diyorsaniz, elbette  dogrudur.”     

“Ve  bir sabah  safak  sökerken,  arkasinda  parlak  turuncu renkte   dumanlar  birakarak   kalkis  yapan, bir Türkroket,  üzerindeki  Ayyildizli Albayrak ve  içindeki  Türkonotlar’la  beraber, önce Ay’a  ve sonrada Mars’a, diger gezegenlere, yildizlara  dogru  yola  çikacak.  Evet,  gerçegi söylemek  gerekirse,  bu, çok büyük  bir  hayal, ama,  böyle bir  hayalin  gerçeklesmesini de  kim istemez?  Ben isterim.  Siz  istemezmisiniz, çocuklar? Istediginizi,  isteyeceginizi  biliyorum…”

Dogrusunu  isterseniz, benimde  bütün  ömrüm, böyle bir  hayal ile  geçti.  Ben bu hayal ile ilgili ilk  bilgilerimi,  gökyüzü, uzay, evren hakkindaki  ilk bilgilerimi, o zamanlar   Ege Üniversitesi Astronomi Kürsüsü’nde  ögretim  üyesi ve ayni  zamanda,   çok eski zamanlarda,  lise son siniflarda  okutulan ve  hatta benimde  okudugum,  Astronomi  Dersi’ nin,  ülkemizdeki tek ders kitabinin da yazari olan, ortanca dayim  Profesör  Dr. Sezai Hazer’ in, orta okul  yaslarimda ,  biz yegenlerini  karsisina alip ta, o zamanlar yeni yeni gündeme   girmeye  baslamis  olan, Ruslar’in uzaya-dünya  yörüngesine  uydu  yerlestirmeleri,  deney hayvani   ve insan  göndermeleri,  Amerikalilar’in Ay’a  gitme  hazirliklari vs. hakkinda  anlattiklari ile   almis, daha  sonra Astronomi  dersi   ile  pekistirmis,  hayallerimi , o zamanlar haylice  bol olan,  elbetteki  hayal  mahsülü,  ancak, ilgi  ve  dikkat çekici,  ayni  zamanda , insanligin  açlik, yoksulluk, savaslar, yikimlar ve  acilarla  geçmis tarihinin  ötesinde, insanliga   yeni  düsünceler  ve  yeni  ufuklar açan uzay-uzay gezileri- uzaylilar ile  ilgili   roman-çizgi roman- filimler ve tv dizileri ile  gelistirmis,  uzay  çalismalari ilerledikçe ve  insanlik  uzay-evren arastirmalariyla   yeni  atilimlar yapip, yeni ufuklar  açip, yeni  dünyalar  kesfettikçe,  olgunlastirmistim.

O devirler, uzay  yarisinin-rekabetinin, yukarda-uzayda  kurulan uydu sistemleriyle  asagiyi gözetleme devriydi. Aya gidilmis, Mars’a ve diger gezegenlere   uydular yollanmaya  baslanmisti. Dünya  yörüngesinde  yüzlerce   askeri uydu  dolasiyordu.  Büyük  devletler  askeri  egemenlik yarisini uzaya  tasimislar, bize de seyretmek   kalmisti. Gençlik   heyecani ile karisik bir heves  ve  hayranlikla,  gazetelerde, dergilerde   insanligin uzay ufkunun henüz Günes Yildiz  Sistemi çevresinde  oldugu,  Gökler Hakimi Gordon’un, Atestop  Uzay  Gemisi’nin  maceralarini  takip  ederdik.Tv’la  beraber, Kaptan Kirk ve Atilgan  Uzay Gemisi’nin  Galaksi maceralari  basladi, Uzay Yolu 1999 ile  devam etti, Simdiyse,   Yildiz Savaslari  ile  Galaksiler Arasi Uzay’da-Evrenin  haylice  genis  bir  kesiminde, çesitli ve  farkli , hayali  canlilarla  beraber yasiyoruz. Gençlik  yillarimda, bende   Gökmen  adli bir  uzay  hikayesi-maceralari  yazmaya  baslamistim.  Daha  sonraki yillarda,  eczaciligin-tibbin  koca koca dersleri arasinda  kaynadi, gitti.

Bir gün,  milletimizi  temsilen,  göklere çikacak, uzay denilen sonsuz  ufuklara açilacak,  ayyildizli bir  aracin, bir gün göklere dogru yola çikisini  görmek. ‘Hani bir  hayalim  var’,  derler ya,  benim de  hayatim  boyunca , ‘en büyük  hayalim’  budur. Büyük Milletim’in en büyük  bir sembolik ülküsü. Kizil bir elma gibi,  kizil bir ates gibi, kizil bir  günes gibi, hep ulasilmaya  çalisilan  yeni , güzel ve  mutlu  bir  ülke  gibi. Gurur  duyulacak  büyük bir  basari. Bir gün gerçeklesebilecegini –gerçeklestigini   görmekte,  en büyük  mutlulugum-mutlulugumuz   olacaktir.

Olur mu, olmaz mi o ayri konu. Ama,bir gerçek var. Türkiye, bir uzay macerasina hazirlaniyor. Nasil mi derseniz? Medyada haberler yayinlaniyor. ‘Türkiye’nin  Ay’a  seyahatinde  dün tarihi bir  test daha  yasandi. Aya gidecek  roketin motoru ateslendi. Türkiye  Ay Misyonu’nun ilk adimi olan, uzay yolculugunda  kullanilacak roket motoru,  atesleme testini basariyla geçti.’

Hikaye uzun, biz  kisasini  anlatalim.Türkiye, uzun yillardan beri,  Bati Karadeniz’de Sile’de  kurdugu, haylice  gelismis bir AR-Ge   Merkezi ve Füze Test  Alani  ile  Karadeniz’e dogru  füze yollama  denemeleri  yapiyor.  Çalismalar hayli ilerlemis durumda. Yabanci  medya, bölgenin muazzam bir  Askeri Üs kapasitesinde  oldugunu  ima etmekte. Türkiye’nin 1000 km ve hatta  2500 km menzilli  füze planlari yapmakta  oldugunu   açik açik söylemekteler. Demek ki bir seyler  var ki, Cumhurbaskanimiz bile, 2023’te Türkiye’nin Ay’a  gidecgini  müjdeleyebiliyor.

Genel kanaat,  sembolikte  olsa,  bir gün mutlaka,  Ay’da bulunacagiz. Bir  varligimiz  hissedilecek.  Nasil  olabilir? Ay’a Sert  Inis  deyimi kullaniliyor. Muhtemelen, 2023 yilinda Türk Bayrakli insansiz, sembolik, minyatür model  bir  Türk Uydusu’nu  tasiyan  bir  roketle uzay sinirina kadar  çikilacak,  daha  sonra  ikinci  bir  roketle  yerçekiminden  kurtulup, belli bir zaman süresi içerisinde  Ay’a kadar ulasilip,  uydu  Ay yörüngesine  sokulacak, belki  film-fotograf –görüntüde  alabilir, yollayabilir  veya bazi testler-tespitlerde yapabilir. Kendi  çapinda  bir  gösteri  olacak  ve  uydu-modül,  daha  sonra  kendiliginden  yada  uzaktan kumanda  otomatik  pilotla,  ay yüzeyine  mutlaka sert  bir  sekilde  inis-vurma-çarpma  seklinde  düsürülecek.

‘Bunca  masraf ve  yorulmaya  deger mi ?’, derseniz, malüm, bu isin ufku çok genis. Uzaya uydu yollamis, bilmem kaç tane ülkeden biri olmanin havas’i, yani  üstünlügü- özelligi –ayricaligi- bir yana,  isin birde  askeri - ticari yanlari var ki, bu tür bir gösteri-reklamdan   sonra  getirecegi  imkan ve yararlar  saymakla bitmez.  Her ne kadar,  disardan- içerden bir yerlerden, sermaye -  teknoloji  alma   ve   yabanci teknik danisman -  personel  çalistirma ile  yapiliyor- yapilacak ta  olsa, uzay  gücü olmaktan   dünyaya  tepeden bakmaya, uzaya askeri  güç yerlestirmekten yük-  yolcu  tasimaya   kadar  uzun ve  genis  bir çalisma  alani.

Hepsi  bir  yana,  dogrusunu  isterseniz, Türkiye,  2000-2500 km kadar  menzilli,  Ege- Kibris- Libya-Somali –Katar-Karabag’a,  belki  Afganistan vb. ülkelere  kadar da  uzanabilen-uzanabilecek füze-roket  denemeleri  yapiyor. Olaylarin  arkasindaki  gerçekte, bu. Saygilarimla. Turgay  Güven

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —