Filipinler Diktatörü
1917’de doğdu, hukuk okudu..
Bir siyasetçiyi öldürdüğü iddiasıyla 1 yıl hapis yattı.
İşte bu hayatının dönüm noktası oldu.…
YETENEKLİYDİ.…
Haksızlığa uğradığına HERKESİ inandırdı…
Hayatı boyunca mağduru oynadı..
Baktı ki mağdur edebiyatı kıyak iş, Japonlara esir düşüp sağ kurtulmayı başardığını anlattı..
İNANDI HERKES..
Böylece, hem mağdur, hem kahraman oldu.…
Aslında bu yalanı sonradan ortaya çıktı... Ancak gel gör ki halk onu bu kez de devlet başkanı yaptı ! İyimi !.
Bu karizmasıyla güzellik kraliçesi seçilen bir kadınla evlendi.
İMELDA..
İkisi de lükse düşkündü.
Halk yoksulluktan kırılırken O,
kendine yeni yeni saraylar yaptırıyordu..
Herkes seçimleri kaybedecegini düşünürken,
O ezici bir çoğunlukla yine kazandı…
Oda ne yapsın, bir saray daha yaptırdı…
Eşi de en az onun kadar
şatafata düşkündü…
3 bin çift ayakkabısı vardı..
Ülke ekonomisi çökmüş insanlar parklarda yatarken, Onun sandıklar dolusu mücevherleri vardı..
Seçmen kitlesine sürekli ülkenin büyüdüğünden, yaptığı yollardan, çok yakında dünyaya hakim olacaklarından falan bahsetti..
Seçimleri yine kazandı !…
Sonra sonra, baktı itirazlar yükselmeye başladı, hemen sıkıyönetim ilan etti.
Muhalifleri toptan Vatan Haini ve terörüst ilan etti..
DIŞ MİHRAKLAR” dedi..
Anayasayı değiştirip tüm güçleri kendisinde topladı.
Fakat herşeye rağmen
ORDUDAN” da korkuyordu.…
Paşaları çeşitli bahanelerle
bir bir tasfiye etti…
Sivil milisler kurdu..
Vatan millet Bayrak sancak
edebiyatı aldı başını gitti..
Kim karşı çıkarsa hapse tıktı.
Hapishaneler gazeteci, siyasetçi, öğrenci doldu…
Güzellik kraliçesi eşini önce başkent valiliğine, sonra da Çevre Bakanlığı'na atadı (!)
Bununla da yetinmedi, ülkenin en stratejik kademelerine kardeşlerini, amcalarını, yeğenlerini, kuzenlerini yerleştirdi.
Yazacak gazete kalmadığı için
halkın ruhu bile duymuyordu..
Eyleme kalkışan olursa, anında yaka paça içeri atıyor ve sorgusuz sualsiz hain ilan ediliyordu.
O artık bir devlet başkanı değil,
bir diktatördü!
Dile kolay…Tam 21 yıl böyle yönetti ülkeyi..
Ta ki muhalefet güçlenene kadar…
Girdigi son seçimi kaybetti ...
Ama yaptığı hilelerle ben kazandım dedi !..
Ancak bu kez muhalefetle başa çıkamayacağını anlayınca
kendisine yandaş yarattığı
orduya sığındı.
Muhalif taraflarla ordu arasındaki iç çatışmalara son noktayı en güvendiği ülke koydu…
AMERİKA..…
O buna da hazırlıklıydı …
Özel uçağına atlayıp
Hawaii’ye kaçtı.
Yanında bavullar dolusu
servet götürdü..
Sadece 24 çanta külçe altın vardı…
Öyleki Filipinler, hala Ferdinand Marcos ailesinin borçlarını ödüyor,
Marcos, 1989'da sürgündeyken
hayatını kaybetmişti.
Eşi İmelda, Marcos'un cesedini mumyalatıp Filipinler'e getirdi…
ANCAK, kocasını gömecek
iki metrelik toprak bile bulamadı…
Hiç bir mezarlık onu kabül etmedi..
Tören yapılması yasaklandı.
Eşi çuvalla para ödese de bazı haklarını aramayı hiç bir avukat kabül etmedi..
Ölüsü ortada kalmıştı..
Eşi, oturdugu evin bodrum katına gömdü onu..
Arada sırada tarihi, geçmişi hatırlamakta fayda var..
(Bir internet paylaşımından derlenmiştir.)