Yillar önce doktorluk yaptigim günlerden, bir hatira. Birkaç doktor arkadas, kendi aramizda birlesip, bir kenar semt Poliklinigi açmistik. Poliklinik islek bir cadde üzeri, iki katli müstakil bir bina. Altta giris ve poliklinik, müdahale, gözlem odalari, üstte birkaç yataklik bir servis, Doktor odasi, laboratuvar, mutfak filan.. Sirayla ,aksamlari gece 12’ ye kadar , birer doktor, nöbet tutuyoruz. Bir aksam, bir hemsire kizimizla beraber nöbetçiyiz. O giriste bankoda , ben yukarida doktor odasinda oturuyoruz. Gelen giden oldukça igne, pansuman vs.yi yapiyor, hasta gelirse bana telefonla haber veriyor. “Dr. Bey gelebilir misiniz?” Inip hastayi muayene edip, yukariya, doktor odasina dönüyorum, ama, halim hal degil, ben kendim de hasta gibiyim. Zaten, gündüzden beri üzerimde bir keyifsizlik vardi. Aksam saatlerinde biraz daha artti.. Bir gün önce, tedbirsiz davranip, yolda yagmur yemistim. Acisi simdi çikiyordu. Bazi bazi hastalandigimiz da es dost muhabbeti olur. Hani, derler ya, “Doktorlarda hasta olur mu ?” Ne yapalim, üsüttük iste. Bir iki ilaç aldim. Biraz rahatladim gibiyse de, git gide atesimin yükseldigini hissediyordum. Grip baslangici. Inip çiktikça hemsire kizda durumumu fark etti. “Hocam, siz iyi degilsiniz, galiba?” “ Haklisin, iyi degilim.” “ Hocam, doktor arkadaslarinizdan birine haber vereyim, gelsin, sizi eve yollayalim.” “Yok, gerek yok.” Nöbet zaten gece 12’de bitiyor. Birkaç saat için kimseyi ayaklandirmayalim. “ Nurcan ablayi çagirayim mi?” Esimi kastediyor.” “ Zaten, birazdan buraya gelecek. Telaslandirmaya gerek yok.” “Ilaç aldiniz mi?” “ Aldim amma, pek bir fayda vermedi. Sen, en iyisi , bana, su benim formülden bir serum hazirla. ” Gülümseyerek soruyor. “ Saridan mi olsun.” Sari dedigimiz, içine katilan vitaminden dolayi serumun rengi sari oluyor. “ Evet.” “Antibiyotikte katayim mi ?” “Elbette.” “ Agri kesici igne ( i.m.) vurmami ister misiniz?” “ Agri kesici aldim, zaten.” Kizcagiz, serumu hazirladi, geldi. “ 250 cc lik hazirladim, çabuk biter.” “ Iyi ettin.” “Sol kolunuzdan takayim, sagi kullanirsiniz.” “ Tamam” Takti serumu, astik askiya. Kiz, damla hizini ayarliyor. “ Sunu, çok aç, hizli gitsin, çabuk bitsin.” diyorum. “ Yok hocam, sonra kalbinize dokunur, çarpinti yapar.” Yataga filan uzanmadim. Aynen koltukta oturuyorum. Kolumun altinda bir yastik, Serum damla damla gidiyor. Damar içinde aktigini hissediyorum. Sag elimde uzaktan kumanda, tv. da zapping. Bir seylere bakip, oyalaniyorum. Bir yandan da, damla sayiyorum. Arada sirada, bir seyler için üst kata çiktikça , kizcagiz, odama bakip, “Hocam, iyi misiniz?” diye soruyor. Neyse serum bitti, ben biraz rahatladim. “ Size çay getireyim mi?” “ Büyük bardak olsun.” Çayi içerken aklima geldi, aksam pek bir sey yiyememistim, acikmisim, istahim da gelmis, Mutfaga gittim, buzdolabindan, ufaktan bir tepsi zeytin, peynir, ekmek, domates gurubu. Kizcagiz gördü. “Hocam, baska bir sey ister misiniz? Hazir çorba yapayim mi?” “ Gerek yok, bu, en sevdigim menü.” Nurcan hanim gelinceye kadar, ben, kendime gelmistim. Hemsire kiz, ona da çay koydu, durumu anlattik. Eve giderken, hanim sordu. “Iyi misin?” “Iyiyim.” “Neden bana haber verdirmedin? Gelirdim ya !” dedi. “Gerek yoktu, S... Hemsire , sag olsun, bana çok iyi bakti.” Dedim. Daha daha bir çok zamanlarda, bizim veya ailemizin, yakinlarimizin, dostlarimizin hastalanmalarimizda, elbette ki, bizlere bakan, ilgilenen, o en zorlu siralarda yanimizda olan hekimlere, saglikçilara ve diger insanlara minnet duymusuzdur. Bu, en normal bir duygudur. Degerli doktor meslektaslarimizin bu konuda yerleri, elbette ki, ayridir. Bir çok yardimci saglik meslek dali mensuplari arkadaslarimizin da emek ve fedakarliklari inkar edilemez. Doktor olmayla bile, ben de ki hastalandim, herkes hasta olabilir. Düsünün, kader bir gün size de bir sürpriz yapmis, bir sekilde hastalanmissiniz. Ne oldum, demeye kalmadan-Allah esirgesin- kendinizi bir hastanenin acilinde veya servislerinden birinde bulmussunuz. Hasta yataginizin basinda, on yedi, on sekiz yasinda, okulundan yeni mezun olmus bir hemsire kiz. Sizinle o ilgileniyor. Belki bir yakininiz veya bir iki arkadasinizda oradalar ama, orada, onlarin bir faydalari olmuyor. Kizcagiz, bir seyler yapiyor, yataginizi ayarliyor, yastiginizi düzeltiyor, sizi rahat ettirmeye çalisiyor. Doktor gelmeden önceki ilk hazirliklari yapiyor. Tansiyon bakiyor, damardan kan aliyor, isini tamamladiktan sonra, doktorunuzun bir az sonra gelecegini söylüyor. Diliniz döndügünce tesekkür ediyorsunuz. Gidiyor. O bir hemsire. Hemsire, ‘ kiz kardes’ demektir. Insanlik tarihinde hiç kimseye ve hiçbir meslege, bu kadar yüce bir anlam-sembol verilmemistir. O bir hizmetkardir, o bir görevlidir, bir iyilik perisidir, bir kahramandir, Ve hatta, gün olur, anne olur, hatta baba olur, kardes olur, yakin olur, yakinindan daha yakin olur, o bazen son bir ümit, bazen basinizda sizin için gözyasi döken biri olur. Tabii, bu arada, bazen, igne yapip caninizi yakanda olur. Tüm bunlar, ona, hemsirelik okuluna basladigi günden itibaren ögretilmistir. O, bunlarin, bir hastaya, bir hasta insana en iyi sekilde bakilacaginin, tedavisine nasil yardimci olunacaginin egitimini almistir. Tüm tibbi müdahalelerde, doktorlarina ve ekip arkadaslarina, en iyi bir sekilde yardimci olabilecek sekilde yetistirilmistir. Temiz giyinmeyi, kibar , nazik ve saygili davranmayi ögrenmistir. Hemsirenin tek üstü, amiri doktorudur. Ondan emir alir ve hastasina tedaviyi ona göre yapar. Hiçbir hemsire, doktorundan habersiz, kafasina göre is yapmaz, yapamaz. Tüm kurallar, hastanin iyiligi, tedavinin basarisi içindir. Modern Hemsireligi kuran ve esaslarini getiren Florence Nightingale’den beri bu böyledir. Ve ülkemizde, çok iyi kalitede, bir hemsirelik egitimi verilmektedir. Hemsire, bu toplumun, basi dik bir meslek insanidir. Hemsirelik haftalarinda, etkinliklerde piril piril kiyafetleriyle toplum önüne çikar. Milli bayramlarda gururla yürür. Medyada ki duygusal adlari, ‘mavi melek’tir. Mavilik, törenlerde, meslek kiyafetlerinin üzerine aldiklari mavi pelerinlerinden gelir. Pelerin, onlarin meslek hayatlari boyunca tek koruyucularidir. Genelde çalisirken, gece serinliklerinde, yedek bir hirkalari bulunursa da, gece sabaha kadar uykusuz bekleyen bir bedenin üsüyüp, titremesini, ancak bir pelerin durdurabilir. O da, bir insan evladidir, bir ailesi, bir yuvasi, bunca mesakkate, iyi bir gelecegi olmasi için dayandigi, bir hayati vardir. Birlikte uzun yillar görev yapmis oldugum, degerli hemsire arkadaslarimizi her zaman hayirla yad etmisimdir. Onlar olmasa biz ne yapardik. Bu günlerde isler biraz karisti, hemsire diyorlar, bakiyorsun delikanlinin biri çikiyor. Eskinin saglik memuru. ”Oglum, bu ne is?” “ Hocam, ne yapalim. Bizimde hosumuza gitmiyor, amma, adimizi böyle koydular.” Bende derim ki, tüm bu çocuklari ‘kiz kardes’ olmaktan kurtaralim, daha bilimsel bir meslek adi bulalim. Paramedik gibi, Acil Tip Teknisyeni-ATT gibi, ben ‘Medisyen’ kelimesini öneriyorum.
Tüm degerli Hemsire Meslek Arkadaslarimiz’in ilk profesyonel egitimli hemsire Florence Nightingale'in dogum günü olan 12 Mayis Dünya Hemsireler Günü’nü kutluyorum. Nice fedakar ve cefakar yillara.
Saygilarimla. Turgay Güven.