Menü Ünye Kent Gazetesi
ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

Tarih: 18.11.2023 09:00

Hoş Seda Bırakmak Gerek Gök Kubbede

Facebook Twitter Linked-in

Dünyada çıkan sesler atmosfere doğru yol alır… Buna bizim konuştuklarımız da dâhildir. 

Boşuna denmemiştir hoş seda bırakmak gerek gök kubbede deyişi. 

Burada dile getirilmek istenen, karşımızdakine sevgi ve saygı göstermek, iyiliği hâkim kılmak, birbirimize selam vermek ve tebessüm etmektir. 

 İnsan sosyal bir varlıktır… Bu sebeple hayatını idame ettirmek için birbirine ihtiyacı vardır. 

  Zamanın su gibi akıp gittiği bu dünyada sıkıntılarımızı ve neşemizi paylaşarak hayatımızı daha mutlu kılmak gerek… Birbirimize saygı ve sevgi göstererek hayatı paylaşmak kuşkusuz saadete giden yolu açar. Hz Ali bir gün Peygamberimize, Maddi durumum iyi değil. Zekât -  sadaka veremiyorum. Bunun yerine sadaka sayılacak ne yapabilirim? Diye sorduğunda, Efendimiz ( S,A,V) ‘’insanların yüzüne gülümse’ ’buyurdu. 

  İnsanoğlu günümüzde ne yazık ki hayatı zorlaştırmak için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. 

   Saygı ve sevginin, hürmet ve hatırın, merhamet ve şefkatin, ilgi ve alakanın, dayanışma ve yardımlaşmanın, kıyaslama ve durup tartmanın, ben değil biz olmanın kavramlarını yitirmekteyiz gün be gün.  

   Dizginlenemeyen isteklerimizin girdabında savrulmaktayız tatminsizliğin rüzgârında meçhule. 

  Nefsimiz özümüze zıt katmanlara tırmanmakta masum hayallere inat. Mutlu olmak için hayhuyla doludizgin hayatımızın tatminsizliğindeki yorgun kalbimiz, erişemediği mutluluğa küs ve kızgın hallice. 

 Mutlu olmak için girdiği ham hayat maratonunda eksik sevgili haller bitap ve yorgun düşürmekte insan yığınlarını. 

      Mutluluk ne saraydadır ne Ayda… Mutluluk bazen kayan bir yıldızı görmek, bazen bir hayvanı sevmek, bazen bir dostu övmek, bazen bir kuş sesi dinlemek, daha da önemlisi hiç tanımadığımız biri bile olsa insana, daha doğrusu tüm canlılara iyilik etmektir. 

   Milli Eğitim dediğimiz, ama milli olmaktan uzaklaştırdığımız özümüzü öğretmekten uzak eğitimimizi en kısa sürede gereken düzeyde yapılandırarak milli değerler üzerinde inşa etmeliyiz. 

 Şayet toplu taşıma araçlarında gençlerin yaşlılara yer vermesi azalmakta, hatta giderek yok olmakta ise… İnsanların selem alıp vermeleri içtenlikli değilse, büyüklere ve ebeveynlere hürmet azalmakta ise… Nerede hatta yaptığımızı sorgulamamız gerekiyor! 

  Eskiden var olan saygı ve sevgiyi, dayanışma ruhunu yeniden tesis etmek ve yaşatmak zorundayız. 

   Çünkü bu bizim özümüz, öz değerlerimiz. Özünüzü kaybederseniz Ülkenize çakallar üşüşür. 

    Değerleri korumak emek ister, ama saadeti dünyaya değerdir.  

Şunu unutmamak gerek: Yüzyılların birikimi olan milli değerler şayet milli eğitimle iyi korunmazsa, yabancıların kültür emperyalizmiyle o kadar çabuk yok olur ki, bize ne oldu böyle diye şaşıp kalırsınız. Ve karşı karşıya kaldığınız kültür erozyonu telafisi geri dönülmez bir merhaleye geldiğinde ise zaten iş işten geçmiştir. 

 Dayanışmadan söz etmişken… Eskiden cenaze evine komşular yemek getirirlerdi. Öyle ki cenaze evinde günlerce yemek pişmez, komşuların getirdikleri yemekler yenirdi. 

  Son otuz yıldır bu adet değişti, cenaze evleri ziyafet evine dönüştü. Bu özümüze uygun değildir. 

  Onca üzüntünün içerisinde cenaze evinin birde günlerce yemek ikram etmesi makul ve mantıklı değildir. Bu adet her ne kadar oturmuş ve alışkanlık yapmışsa da, vazgeçmek doğru olandır. 

Bu konuda Diyanet önderlik etmelidir. 

 Ha cenaze yakınları ilerde üzüntüleri azaldığında mevlit merasimi, yemek daveti yapacaksa ona diyecek bir şey yoktur, o makuldür. 

 Yarın sabah bir şey yapalım dostlar. Sabah kalktığımızda yeniden dünyaya geldiğimizi düşünerek şükredelim… Herkese selem verelim, hayata ve insanlara gülümseyelim, küssek barışalım, hal hatır soralım… Hayatın tüm zorluklarına rağmen, dostumuz ya da yakınımız bizi kırmış, bize kusur işlemiş olmasına rağmen, biz bağışlayıcı olalım… Eğerler ile meğerleri bırakalım! Zira eğer ile meğeri evlendirmişler, keşke adında çocukları olmuş.  Hayat çok çabuk bitiyor. Üstadın dediği gibi: Demir tava geldi kömür bitti, akıl başa geldi ömür bitti.  

  


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —