Son zamanlarda özellikle gündeme gelen Istanbul Sözlesmesi’nin iptali konusu üzerinden firtina kopariliyor. Bu firtina bosuna ve samimiyetten uzak, tamamen politize edilmis bir istismar konusudur, diye düsünüyorum.
Kadina karsi yapilan siddet Türkiye’de, samimi her insani rahatsiz etmektedir. Gelenekler, görenekler, dini inanislar ve kurallar insanoglunun sosyal hayatini düzenleyen yazisiz uygulamalar/yasalardir. Toplumsal bilince kavusmus her insan bu kurallari bilir ve uygular. Böylece toplumda düzen saglanmis olur. Siddet hiçbir toplumda hos karsilanmamis ve bu tür uygulamalara karsi müeyyideler/yasalar ortaya konmustur. Zaten saglikli, bilinçli, sorumlu ve empati yetenegi gelismis her insan, siddetten uzak durur ve gelecek nesillere de bu kültürü nakleder.
Her toplumda iyi insanlar oldugu gibi kötü, çarpik zihniyetli insanlar da olmustur. Bunu yok etmemiz mümkün degildir. Hal böyle olunca, siddet meselesinin kadin üzerinden tartisilmasi hiç de etik görünmüyor ve ayni zamanda baska bir istismarin da apaçik örnegi olarak karsimiza çikiyor. Akilli, iyi terbiye almis, gelenek ve göreneklerini bilen ve yasayan, dini inanci saglam bir insanin birakin kadina, hiçbir canliya eziyet etmesi mümkün degildir. Siddete basvuran insanlar, aileleri/toplum tarafindan iyi yetistirilememis ya da yanlis yetistirilmis/yönlendirilmis insanlardir. Bu insanlar, her an bir canliya zarar verebilirler.
Kadin haklari savunuculugu yapan kurumlar, kadinlarin örtülü istismarinin neden farkinda degiller. Her gün, her saat televizyon ekranlarindan gözümüzün içine sokula sokula uygulamaya devam edilen istismarlari, istismar olarak görmüyorlar mi? Bazi mesleklerde, is yerlerinde kadinin bir sunum araci olarak kullanilmasi ve ucuz elaman olarak çalistirilmasi… Özellikle belki de en önemlisi, dizilerdeki kadin figürleri: Karaktersiz, aldatan, aldatilan, evliyken gayrimesru iliski yasayan, bir erkegi paylasamayan, kadinin kadina kurdugu bin bir çesit entrikalar, zengin sirket sahiplerine metres olanlar, bolca harcanan paralar, evlere girince çikarilmayan ayakkabilar, mükellef sofralar, kimden peydahladiklari belli olmayan çocuklar… Bu karakterler kadinlari yüceltiyor mu, alçaltiyor mu? Türkiye’de hangi kadin örgütü dizilerdeki bu durumun farkindadir ve tepki göstermistir. Siz kadini bu kadar asagilarsaniz ve bir figür gibi görürseniz, kadina siddetin önüne nasil geçeceksiniz? Istanbul Sözlesmesi üzerinden yapilan, politik istismardir ve tepkilerin hiç biri samimi degildir. Bu tepkiler de yine kadin istismarciliginin bariz bir örnegidir. Kaldi ki Istanbul Sözlesmesinde sadece kadina siddet meselesi yoktur. Ama tepki koyanlara baktigimizda nedense hep kadina siddet meselesi ön plandadir. Bunun üzerinden siyaset devsirmeye çalisilmaktadir. Bu samimiyetsizligin dik alasidir.
Bizim inançlarimizda kadin çok üstün bir yerdedir. Kadin anadir. “Cennet, analarin ayaklari altindadir.” Kadin yuvayi kuran ve ayakta tutan ana direktir bizim inancimizda, töremizde. Hanimdir bizim kadinlarimiz; hanlari, hakanlari yetistiren, onlara es olan, as olan, arkadas olan, can kardas olan… Kadinlarimiz bizim bas tacimizken simdi ne oldu da her gün kadin cinayetleriyle karsilasiyoruz? Bunu da çok ileri görüslü, aydin kesimimiz, devletleri yönetenler cevaplasin bakalim.
Özünden, inançlarindan, kültüründen, gelenek ve göreneklerinden koparilan nesiller ancak böyle tepkiler verir. Kurallari olmayan, saygi sevgi, hos görü, anlayis, empati nedir bilmeyen, çocukken önüne her sey sunulan, bencil yetistirilen bu insanlar baska ne yapabilir? Bunalima girdiginde ya kendinin ya da en yakinindakinin, sevdiginin(!), aski için her seyi yapabildiginin canina kiyar. Öfkelendiginde karsisindakini hiç acimadan öldürür. Nedense hep kendini hakli görür ve bu haklilik döngüsü içinde bunalimdan çikamaz.
Ne siyasi partilerimiz, ne sivil toplum örgütlerimiz ne de kadin dernekleri hiç biriniz samimi degilsiniz. Hepiniz politik bir çikmazin içinde toplumu gerip duruyorsunuz. Bu ne size ne de topluma bir fayda saglayacaktir. Toplum gerildikçe gerilecek ve siddet daha da artacaktir. Çünkü insanlarin ruhunu doyurmuyor bu tür tepkiler. Allah’tan korkmayandan korkmak lazimdir. Çünkü onlar her türlü kötülügü yapabilecek karakterdedirler. Allah’tan korkanlar da bu problemin çözümü için çare aramak için siyasetten uzak, bir araya gelmelidir. Yoksa istismarin sayisi da siniri kalmayacaktir. 24.03.2021