AHMET DERYA VARİLCİ

Tarih: 04.03.2026 09:00

Karadeniz Arkeolojisi – Bizans Dönemi - XXV (Lozan Mübadilleri - 3)

Facebook Twitter Linked-in

Her ayrılıktan sonra birey yahut toplum yeniden tanımlanır. Çünkü ayrılık, sadece bir mekânı geride bırakmak değildir. Kendinden bir parçayı da bırakır orada ve giderken beraberinde pek çok şeyi götürürsün.

18 Aralık 1923’te yüz binlerce insan, “vatan” kavramının yeniden tanımladığı o büyük yolculuğa çıkmıştı. 

Yunanistan’dan gelen ilk Müslüman-Türk kafilesi, yanlarında hüzünlü anılarını, gözyaşlarını ve umutlarını taşıyarak ana vatana ayakbastılar.

Anadolu’ya gelen Müslüman-Türk kafilenin üç katı Ortodoks Rum topluluğu da aynı tarihte Anadolu’dan Yunanistan’a doğru yola çıktı. 

 

Ünye Mübadilleri 

 

1923 Nisan’ında ikinci gemi ile Ünye’ye gelenler, Batı Trakya’ya en yakın ilk göçmen kafilesindendi. Selanik’e bağlı Startiska (İsterça) köyü Makedon – Yunanistan sınırı arasında bugün bile itilaflı bir bölge. Hayruş adıyla bilinen ailenin erkeği 35 yaşında, eşi 16 yaşındadır ve kızlarına hamiledir. Yanlarında kardeşlerinin oğlu olan iki yeğeni vardır. Dedelerinin babası hakiki Arnavut, babaanne ve dedelerinin annesi Makedonca konuşan (Sırpçaya benzer bir dil) bir ailenin üyesidir. Orta Mahalle’de boş bir Rum evine yerleşirler. Beraber geldikleri akrabalarından bir kısmı İzmir’e gider ve Startista soyadını alırlar.

30’lu yıllarda Hayruş ailesinin evi Sivas’tan gelen Karargâh askerlerine verilince, aile Burunucu Mahallesine geçer.

Aynı kafileyle gelen Kayalılar (Startiska’ya yakın Kayalı mevkiinden geldikleri için bu adla anılırlar), Erdenizler (hepsi Ünye’den gitmişlerdir), Önder ailesi (Burunucu Camisi eski imamı Ali Önder efradı), Alan ailesi (Ünyeli ozan Kulfani / Mustafa Alan’ın efradı), Güldenizler, Parlaklar ve Balıkçı Yükseller’in aileleri Burunucu Mahallesi’nde iskan edilirler.

Ticari hayatı canlı tutan, özellikle Burunucu’nda çömlekçilik gibi çok önemli bir sektör yaratan Rumların 1923 sonrası gidişiyle birlikte Ünye ekonomisi çöker. Sadece ekonomik değil, kültürel ve mimari açıdan Ünye’de Rumların boşluğunu doldurmak uzun zaman alır. (Bkz. “Çömlekçi’nin Gülleri” adlı araştırma yazımız.)

Mübadil gelenler dâhil, Ünye’de ikamet eden herkes o dönem oldukça manidardır.

Selanik mübadili olarak Ünye’ye gelenler, kural olarak öncelikle giden Rumların mülklerine yerleşmesi gerekirken, bu ev ve araziler devlet erkânı, subaylar, felaketzedeler ve başka yerlerden gelen göçmenlerce kullanılmaktadır. Diğer yandan devletçe İstiklal Savaşı gazilerine, dul ve yetimlerine öncelik tanınarak ya satılır ya da tahsis edilir. Bu nedenle sevkiyat sırasında yaşanan karmaşa muhtemelen Ünye’de de görülür. Genellikle üç dört gün misafirhanelerde bekletilen mübadiller bakanlığın belirlediği iskân yerlerine sevk edilirken, yığılmalar ve gecikmeler olmaktadır. Tahsis edilen evlere yerleşemeyen göçmenler, cami ve okul binalarında bekletilir yahut başka yörelere sevk edilirler. Hatta Selanik’ten Ünye’ye gelen bir grup mübadilin Ünye’deki koşulları beğenmeyerek İzmir ve Manisa’ya gittiği bilinmektedir. (Benzeri sorunları içeren Hilal-i Ahmer Cemiyeti müfettişi Dr. Haydar Bey’in 1 Mayıs 1924 tarihli raporu bu konuda resmi bir belge niteliğindedir.)

Trenle yahut yaya olarak yapılan yolculuklar, göçmenlerin kaybolan eşyaları, camları ve kapıları kırık meskenlerde kalabalık olarak üst üste barınmaları, açlık ve hastalıklarla dolu bir tablo göz önüne alındığında, yolculuktan sonraki zayiat ve ölüm rakamlarını anlamak daha kolay olacaktır.

 

Ortak Acılar: Benden Selam Söyle Anadolu’ya

 

Türkiye’de “göçmen” yahut “muhacir” bilinen ve “kaybedilmiş toprakların hatırası / mirasçısı” olarak tanımlanan Lozan Mübadilleri, sayıca Rum mübadillerin dörtte biri kadardır. O yıllarda ve bir dönem öncesinde ülkenin dört bir yanından sürgün yahut tehcir nedeniyle yaşanan büyük nüfus hareketi yanında fazla öne çıkan bir olgu değildir. Buna karşın Yunanistan için mübadele olayı bir dönüm noktası olarak derin bir etki yaratmıştır. Muazzam koşulların zorlamasıyla toplumun benliğine kazınan, kültür ve sanat yaşamına damgasına vuran bir olgu halini almıştır.

Yunanistan’da “30 kuşağı” edebiyatçıları yoğun bir şekilde mübadele konusunu işlemişlerdir. 

Yunanlı kadın yazar Dido Sotiriyu, “Matomena Homata - Kanlı Topraklar / Benden Selam Söyle Anadolu'ya” adlı kitabıyla 1982 yılında Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülü'nü kazanmıştır. İzmir’in Şirince Köyü’nde doğan Sotiriyu, 13 yaşındayken 1922’de Yunanistan’a göçmüştür.

Sotiriyu, yıllar sonra kaleme aldığı mübadele öyküsünü şu şekilde sonlandırıyor:

 

“Ve sen Kör Mehmet'in damadı! Hele sen! Niye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni, ne olmuş! Ve işte ağlıyorum... Sen de öldürdün! Kardeşler, dostlar, hemşehriler... Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendi kendini!.. Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet'in damadı! Benden Selam Söyle Anadolu'ya!.. Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kırdıran cellatların Allah bin belasını versin!..[1]

 

Gece Yolculuğu

 

Gece Yolculuğu, yönetmenliğini ve senaristliğini Ömer Kavur'un yaptığı, başrollerinde Aytaç Arman ve Macit Koper'in rol aldığı 1987 yapımı filmin laytmotifini Karaköy yerleşimi oluşturur. 1923 Mübadelesi ile terk edilen Muğla-Fethiye’ye bağlı bu yerleşim, adeta hayalet kasaba görünümünde.

Bugün o eski evler bütünüyle koruma altına alındı. Eski adı Levissi olan köyde eskiden iki kilise, 14 şapel ( küçük kilise ) vardı. Taksiyarhis ve Katopanayi kiliseleri harap durumda. İkincisinin ahşap kapısı Fethiye Müzesi'nde. Panagia Pirgiotis Kilisesi (Aşağı kilise) ise daha iyi durumda. Freskleri ile ilgi çekici bu kilise, ziyaret etmeye değer. 

Mübadele'den önce kız ve erkek ilkokulları, doktor ve eczaneleri, matbaası ve çok sayıda dükkânı ile çok canlı bir yerleşim yeriymiş. Gazete bile yayınlanırmış. 

Mübadele ile gelen Müslümanların çoğu çeşitli nedenlerle, başka yerlere göçmüş. Buradan Yunanistan'a gidenler de Atina yakınlarında bir yere iskân edilmişler. Burayı mamur edip adına Nea Makri demişler. Yani "Yeni Meğri"yi kurmuşlar. 

Kayaköy'de büyük ve küçük kilise ile on dört şapel ve bir çömlek atölyesi bulunmaktadır. Köyde 13. yy'dan beri Hristiyan toplumun yaşadığı biliniyor. 1922'ye kadar 25 bin kişi yaşıyorken, "Mübadele" sırasında köyün sakinleri tümüyle Yunanistan'a göçmüştür. Buraya da Batı Trakya’dan göçmenler yerleştirilmiş. Kayaköy’ün önündeki düzlüğe evler kurulmuş. Şimdi düzlükte birkaç bin kişilik yerleşik nüfus var.[2]

 

Yegâne Miras

 

Yunan edebiyatının en büyük düzyazı ustalarından ve önemli şairlerinden Yorgos Yoannu, bu romanında 1923 Mübadelesi’nden sonra ailesinin yerleştiği Selânik’i anlatıyor. Yazarın annesi ve babası Tekirdağ-Keşan doğumludur. Çocukluk ve yeniyetmelik dönemlerinin anılarını bir araya getirdiği Yegâne Miras’ta okura, görevli gittiği Atina ve Bingazi’den son derece canlı insan portreleri ve günlük yaşam manzaraları sunuyor.

Deneme-hikâye arası bir anlatım tarzıyla çağdaş Yunan edebiyatına yeni bir soluk getiren yazarın bu kitaptaki başkahramanı, doğup büyüdüğü ve büyük bir aşkla bağlı olduğu Selânik şehri. Yeniyetme bir delikanlı olarak yaşadığı İkinci Dünya Savaşı sırasında, bombalar altında yıkılan Selânik’te yazarın kendi aile çevresinde gelişen traji-komik olaylarla örülen bu öykülerin ayrıntılarında Yunanistan’ın gizli çağdaş tarihini bulmak mümkün.

 

Kardeş Nereye? Mübadele (Belgesel)

 

Ömer Asan tarafından hazırlanan "Kardeş Nereye- Mübadele" belgeseli Ege'nin iki yakasından mübadillerle yapılan görüşmelerden oluşuyor. Bir saatlik film yurtlarından koparılan insanların zorunlu yolculuklarını ve hayatlarını yeniden kurmalarını anlatıyor.

Belgesel, 2010 yılında Türkiye’de ve Yunanistan’da çekiliyor. İstanbul, Ordu, Selanik, Drama, Katerini, Kilkis’te çekimler yapılıyor. 1924 Mübadelesi öncesi ve sonrası yaşanan büyük insanlık dramını bizzat yaşayanların tanıklığıyla ekranlara getiriliyor. 

Röportajlarda her iki ülkeden insanlar yer alıyor. Yaşananlar özellikle Ordu’dan gitmiş yahut Ordu’ya gelen mübadillerin ağzından anlatılıyor. 

Yüz binlerce insan hiçbir şekilde onayları alınmadan, ani bir kararla yurtlarından sürülmüş ve hiç tanımadıkları topraklara yerleştirilmiştir.

Bu belgeselde iki devlet arasındaki (Türkiye ve Yunanistan) 20. yüzyılın en dramatik insan değişimi, tüm çıplaklığıyla ekranlara getiriliyor.  

 

Sonuç: Vatan ve Gurbet Arasındaki İnce çizgi

 

1923 Mübadelesi, Ege’nin ve Karadeniz’in iki yakasında milyonlarca insanın hayatını geri dönülmez şekilde değiştirdi. Gidenler ve gelenler aynı denize bakıp farklı dillerde aynı hasreti çektiler.

Bugün Ünye’deki bir kilise duvarı veya Selanik’teki bir cami, bu büyük göçün sessiz anıtlarıdır. 

Daha önceki anlatımlarımızda olduğu gibi, anlatılan senin hikâyendir.

Bu hikâye, sayıların ötesinde, kaybedilen ve yeniden kurulan yaşamların hikâyesidir.

 

Devam Edecek: Osmanlı Arkeolojisi

 

Kaynaklar:

 

Varilci A.D.-Kabayel, Ahmet- 2009, Ünye Kent Yazıları  

Pekin, Müfide. 2005, Yeniden Kurulan Yaşamlar, 1923 Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Mübadelesi- Derleme: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 

Karakoyunlu, Yılmaz. 2005, Güz Sancısı, 5. Baskı, Doğan Kitap 

Karakoyunlu, Yılmaz. 2023, Salkım Hanımın Taneleri, 21. Baskı, Doğan Kitap Varlık Vergisi

Sotiriyu, Dido. 2000, Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Alan Yay.

Yoannu, Yorgo. 2002, Yegâne Miras, İletişim Yay.

Pekin, Müfide. 2005, Yeniden Kurulan Yaşamlar –Derleme: 1923 Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Mübadelesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,

Kavur, Ömer. 1987, Gece Yolculuğu, Alfa Film

Asan, Ömer. 2011, Kardeş Nereye? Mübadele Belgeseli, Heyamola Production


 

[1] Sotiriyu, 2000; 240

[2] Muğla İl kültür ve Turizm Müdürlüğü


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —