Bu ülke yersiz ve önyargılı tartışmalardan çok çekti… Kalkınmaya harcanacak zamanları heba etti.
12 Eylül’den önce sağ sol kavgaları, yakın tarihe kadar da okullar ve kamuda kıyafet sorunu ile uğraştık, enerjimizi boşa harcadık. Hâlbuki olay çok basitti… Makul, insani ve demokratik kavramları benimseyip uygulasak, olay çözülecekti… Nitekim önemli ölçüde çözüldü de!
Geçenlerde hem Kıbrıs’ta Rum yönetimindeki bir okulda, hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde başörtüsü skandalı yaşandı.
Rum Yönetimindeki okulda Müslüman bir mültecinin başörtüsünü sorun eden okul Müdürü yapılan soruşturma sonucu görevden alındı.
KKTC ’tinde ise Girne Anafartalar Lisesinde öğrenim gören Y.B öğrencilik hayatını açık geçirmesine rağmen okulu bittiği için kapanmıştı… Diplomasını almaya giderken ise başı kapalı gitmişti.
Ama karneyi verecek olan öğretmeni 28 Şubat zihniyetini hortlatırcasına, başını açmadığı takdirde diplomasını vermeyeceğini söyledi. Neyse ki bu katı tutum karşısında kız öğrencinin gözyaşlarına boğulduğunu gören okul Müdürü öğrenciye sahip çıktı.
Yahu nasıl bir zihniyet? Anlayamıyorum! Kız öğrenci diplomasını almaya gelmiş, diplomasını başı kapalı ya da açık olduğu halde versen ne olur? Ver kızın diplomasını gitsin be kardeşim. Vermesen ilticamı hortlar? Batsın sizin ilticanız, bir iltica diye tutturmuşsunuz!
Karışmayın kardeşim milletin kılığına kıyafetine, tüyüne, saçına sakalına! İsteyen açık, isteyen kapalı olsun… Kendi tercihine bırakın!
Tabi bunları derken şunu da samimiyetle ifade etmek isterim: Gençliğimden beri öğrencilerin ve kamuda görev yapan memurların başörtüsünün sorun yapılmasını haksızlık ve gayri medeni bir tutum olarak görmüşümdür. Ancak, okullarda kılık kıyafet serbestisinin başlamasından bu yana meselenin abartılıp hoş olmayan mecralara çekildiği görülmektedir. Örneğin, kot pantolonla, saçını arkadan topuz yapan şekliyle, acayip sakalla, tişörtle derse giren erkek öğretmenlerimiz… Kapanmayı abartan, ya da açık kıyafetinin göğüs bölgelerini ya da etek kısalığını abartan, ya da sıkı pantolon giyip dikkat çeken bayan öğretmenlerimiz… Daha makul olamazlar mı?
Öğretmenlerimizin öğrencilerin gözündeki saygınlığının, iletişim konuşma ve davranış özelliklerinin yanı sıra kıyafet ile de sağlanabileceğini düşünenlerdenim.
Biz kılık kıyafet ve inanç sistemi hususunda birbirimizle uğraşırken, Avrupa ve Amerika’da İslam’a karşı hakaret içeren davranışlar sergilenmektedir… Gerekli olan, bu hadiseler dikkatle takip edilmeli ve gereken önlemler alınmalıdır. Avrupa’daki bazı ülkeler, özelikle de terör yatakçısı İsveç’in, ikide bir Kuran’ı kerim yakan ahlak yosunu insanları sadece seyredip, işi fikir özgürlüğüne bağlamaya kalkışması kabul edilemez!
Başkalarının dini inançlarına karşı yapılan saldırıları inanç özgürlüğü olarak ifade eden İsveç’in bu açıklaması esasen fikir özgürlüğüne bakış açılarını değil, önyargılı ve ırkçı haçlı zihniyetlerini ortaya koymaktadır.
İslam’a ve dini inançlara karşı girişilen bu alçakça saldırılar karşısında sosyalist, komünist, ateist vatandaşlardan da demokratik bakış ve insan hakları bağlamında kınama ve açıklamalar bekleriz.
İsmini vermeyeyim… Üniversitelerde başörtülü öğrencilerin ikna odalarına alındığı zamanlardı… Kendisinin ateist olduğunu söyleyen bir bayan gazeteci, başörtülü öğrencilere yapılan bu muameleleri kınayan, yapılanların insan hakları evrensel beyannamesine aykırı olduğunu ifade eden yazılar yazmıştı. İşte bu mert duruşu çok takdir etmiştim. Dünya insanı olmakta, kim olursa olsun hakkı savunmak, haksızlığa karşı durmaktır zaten