Nazli Çevik Azazi; Almanya’da 2017 “Thüringen Masal ve Efsane Ödülü”ne layik görülen, aslinda Veteniner Hekimlik egitimi almis ama, o güzel ve duyarli yüregiyle her daim sanatsal ifade yolunu arayarak, masallarin sifâsini kesfetmis bir bilge, bir masal asigi, bir “kadim anlatilar” ustasi ve ögreticisi…
Bizleri sifâyâb eden “Masal: Iki Dünya Arasindaki Ask” ve “Sifa Veren Masallar”in yazari…
Istanbul’da, “Anadolu Anlati Kültürünü” tanitmak misyonu ile kurulmus “SEIBA Anlati Merkezi”nin kurucusu…
3 yildir pandemi nedeniyle on-line egitim vermekteler.
O, henüz bizzat tanisamasak da benim Sevgili Hocam!
NAZLI ÇEVIK AZAZI HOCAM ANLATIYOR;
“Ben çocukken hiç masal dinlemedim, kimse bana masal anlatmadi. Masallar ile ilk karsilasmam Clarissa Pinkola Estes’in “Kurtlarla Kosan Kadinlar” kitabiyla oldu.
Bu kitap sayesinde masallarin sifali yönleri ile karsilastim ve masal sevdasi ilk defa orada kalbimin içine ince ince naksedilmis oldu…
O dönem bir yandan da sanatsal ifade yolumu ariyordum.
Tam bu dönem tiyatro pedagojisi masteri yapmak için Almanya’ya gitmeye karar verdim. Derslerim arasinda “storytelling” (hikâye anlaticiligi) vardi.
Bu derste; masal, mit, efsane her alandan hikâyeler dinleme imkâni bulduk.
Ve ben orada bu ise âsik oldum.
Hikâyeler bizi birbirimize baglar!
Hikâye anlatmak ‘bag kurmak’ demek!
Anlatici, kendi bag kurarsa hikâyeyle, dinleyiciyle de bag kurar… Ki bu bag; bir araya gelince tamamlanan bir hikâyedir... Bu güçlü bag ancak dinleyiciyle kurulur…
Iç derinligimiz bir bilinmez dünya. Masallar aslinda bu bilinmezlige ayna tutan arketipal (örnek) sembolleri (antikorlari. -I.C.-) tasidiklari için, sifalari buradan kaynaklaniyor. Çünkü bir nevi, kisiye ayna tutuyor.
Masal bir sanattir. Bir halk sanatidir.
Insanligin kolektif (ortak) hafizasindan süzülüp gelmis, “ortak rüyâlardir” masallar… Rüyâlar nasil ki ‘iyilestirme gücü’ne sahipse, masallar da ayni sekilde…
Yani bir sanat eseri, her zaman o sanat eseriyle muhatap olan, onu alimlayan, onun dünyasina dahil olan ve o sanat eserinin içindeki güzellikleri, estetik olani kendisine katan, kendi ruh sagligina katan her insana her daim aslinda sifâ verir.
Eger o masalla bir bag kuruyorsan, aslinda sana seni gösteriyor.
Kendini anlamak istiyorsan masalin “iç sesine” kulak ver. Masalin iç sesi, kendi içinde barindirdigi o derin anlamlar, aslinda insanin kendi iç yolculugunda ona rehberlik yapabilecek manalar. Masalin iç sesine kulak vermek, kendi iç sesine kulak vermek demek.
Einstein, “Mantik, sizi A’dan B’ye götürür. Hayâl gücü, her yere!” Diyor…
Hayâl gücü; Geçmisi, bugünde yeniden hatirlamamiza yardimci olan bir güç...
Masallarla, insanlar; “iç sinemasinin” perdesine yansiyan masal imgelerini “seyrederken”, kendi “içini” seyrediyor aslinda çocuk da yetiskin de…
O zaman, “hayâl gücü” de bu sekilde aktive oluyor.
Aslinda masal insana, insan olmayi ögretiyor.
Masal anlatiminda birebir temas kurmanin, göz temasi kurmanin ne kadar kiymetli oldugunu fark ediyorsun.
Ve bütün ayrimlarin ötesinde hepimizin insan oldugunu fark ediyorsun. Konusan, aglayan, gülen, üzülen insanlariz.
Ve masal bize bunu hatirlatiyor ve hepimizi insan paydasinda bulusturuyor…
……
“NAZLI ÇEVIK AZAZI KIM PEKI?” DERSENIZ;
Su gök kubbenin altinda, toprak ananin bagrinda hakikati arayan bir ölümlüyüm. Hakikatin pesindeyim ve hikâyeler buna sadece bir vesile.”
……………
Ben 3 yil önce, Nazli Hocamin “ANLATICILIK OKULU” egitimine tam baslamak üzereyken, pandemi nedeniyle yüz yüze egitimler ertelendiydi ne yazik ki…
Simdi “yolun” tekrar açilmasini ve diger anlaticilarla “gözlerin içine bakip, kalp ritimlerimizi hissederek hikâye anlatacagimiz” o günleri heyecanla bekliyorum!