Okullar tatile girince çocuklarda bir sevinç, bir nese… Özgürlügün tadini çikarma hevesiyle tatillerine kavusuyor çocuklar. Fakat bu sevinç çok fazla sürmüyor. Ailelerinin tercihi, belki bir kisim çocuklarin kendi istekleriyle yeni bir egitim faaliyetinin içinde buluyorlar kendilerini. Eskilerde sübyan mektepleri, biraz daha yakin zamanlarda mahalle mektepleri ve günümüzde yaz kuran kurslari adi altinda camilerimizde ve Diyanet teskilatinin belirledigi yerlerde Kur’an okuma ve ögrenme kurslari basliyor.
Bu bizim toplumumuzun genel uygulamasi oldugu için hem aileler hem de çocuklar bundan kendilerine farkli bir sevinç ve heyecan ortaya çikarabiliyorlar. Bu tür egitime ihtiyaç duymayan, karsi olanlara sözümüz yok. Onlari zaten bu tür egitim ilgilenmiyordur. Biz, bizim de çok faydasini gördügümüz bu tür egitimin hem gerekliligi hem de içerigi hakkinda birkaç söz edecegiz.
“ Sizin en hayirliniz Kur’an’i ögrenen ve ögretendir.” Hadisi serifi üzerinden yapilan yaz kuran kursuna ögrenci toplama çalismasi ve bu hadisin ne kadar dogru anlasildigi hususu tartisilir. Biz, bizden önce ve belki de daha eskiler; bu gün Arap harflerini ögrenip Mushaf’taki ayetleri okuyabilmeyi Kur’an’i ögrenme gibi algiliyoruz. Ne kadar yanlis!
Kur’an, Allah kelami/sözüdür. Allah(cc)’in sözleri emirdir ve hayatimiza uygulamamiz gereken bir farzdir. Yani Allah’in emir ve yasaklarinin bildirildigi bir kitaptir Kur’an… Biz ne yapiyoruz? Okumayi ögreniyoruz. Ardindan Kur’an’i ezberleyen hafizlar yetistiriyoruz. Hafizlik müessesesi bizim için çok önemli ve saygidegerdir. Hafizlar, ayakli Kur’an’dir. Peki, biz ve hafizlarimiz Kur’an’i ne kadar anliyor ve hayatimiza uyguluyoruz? Okumayi ögrenmekle, ezberlemekle her seyi hallettigimizi mi saniyoruz? Ezberlerimizin ne anlama geldigini, bize ne söyledigini bilmeden, Kur’an’i ögrendigimizi söyleyebiliriz miyiz? Kur’an’i ögrettigini zanneden Diyanet teskilatimiz bunun ne kadar idrakindedir? Kur’an’i anlama konusunda bizi engelleyen nedir?
Günün neredeyse tamamini Kuran okumakla, Arapça dualar ve zikirlerle geçiren kayinvalidemin emeklerine o kadar üzülüyorum ki… Zavalli kadin daha çok okuyabilmek için kendini zorluyor. Ancak bakiyorum ne istedigini, ne yaptigini bilmiyor. Sadece okuyor… Onun samimiyeti ve imani onu kurtarir belki ama bu isin sorumlulari kendini kurtaramaz, diye düsünüyorum. Bir imam arkadasima, “ Hocam, yarin Mahser Gününde hepimizin isi zordur mutlaka ama siz imamlarin isi daha da zordur.” diyerek, sorumluluklarinin agir oldugunu bu yüzden de islerinin ne kadar zor oldugunu ima etmek istemistim. Bana, “Sen kendini öyle mi kandiriyorsun!” deyince daha çok üzüldüm… Kim neyi niçin yaptiginin farkinda degil… Ben kendimi kandirmiyordum, onun adina da üzülüyordum…
Kur’an’i ögretmek bu kadar mi zor? Hafizlarimizla, Kuran kurslarimizla, yaz Kur’an kurslarimizla ögünebiliriz ve ögünmekten baska da bir sey yaptigimiz söylenemez. Bunca imam hatip liseleri, ortaokullari, Kur’an kurslari, mahalle mekteplerine ragmen insanlar neden Kur’an’a göre hareket etmiyor, Kur’an’in hükümlerini bilmiyor ya da biliyor da neden hayatina uygulamiyor? Burada bir çeliski yok mu? Kim kimi neden kandiriyor? Ne yapmaya çalisiyoruz? Bunca emek, harcama bosa gitmis, israf edilmis olmuyor mu? “Iki günü birbirine esit olan zarardadir.” diyen peygamberin ümmeti degil miyiz? Yillarca Kur’an’i okuyan ve kendinde hiçbir degisiklik olmayan insanlarin okumalari ne ise yaramistir? Kur’an’in hükümlerinden, emir ve yasaklarindan bîhaber okuma nasil bir okumadir ve bu okumalari ögreten ögretmen/hoca nasil bir egitmendir?
Iyiligi emredip kötülüklerden sakinmamiz gerektigini, her isimizde dosdogru olmayi, kimseye kul köle olmamayi, mazlumlari korumayi, muhtaçlara yardim etmeyi, kul hakkina dikkat etmeyi, … emreden Kur’an degil mi? Kur’an’in bu hükümleri nasil oluyor da insanlarin idraklerine naksedilemiyor? Mushaf’i ezberlemeye verdigimiz önem kadar Kur’an’i anlama ve kavramaya önem vermeyisimizin asil sebebi nedir? Özellikle Kur’an’i ögretenler bu konuda kendilerini sorgulama geregi duyuyorlar mi? Sorguluyorlar mi? Cevap evetse, toplumda neden bir degisiklik olmuyor, daha da kötüye gidiyor? Hayir, demiyor/diyemiyorsaniz bunun sorumlulugunu da mi hissetmiyorsunuz? “Keçi keçi bacagindan koyun koyun bacagindan asilir.” Yani herkes yaptiklari, yapmadiklari ve sorumluluklari çerçevesinde kendi hesabini verecek. Diyanet Isleri Baskani, ilahiyat ve cami hocalariyla benim hesabim ayni olmasa gerek… 26.06.2021