Nato 4 Nisan 1949 yilinda 12 devlet tarafindan Sovyetler Birliginin genisleme politikasi ve saldirisina karsi kurulan bir pakttir. Daha sonraki katilimlarla üye sayisi otuza yükselmistir.
NATO’nun yillik savunma harcamasi, Dünyadaki savunma harcamalarinin % 70’sini geçmektedir.
Türkiye NATO’ya 18 Subat 1952 yilinda girmistir. Türkiye’nin Kore savasina da NATO’ya girebilmek için katildigi bilinmektedir.
Evet, Sovyetlerin kurtulus savasimizda Türkiye’ye destek vermis olmasina ragmen, Stalin’in o dönemde saldirganlik hali, dolayisiyla Bogazlarda ve Kars Ardahan’da gözünün olmasi sebebiyle NATO’ya ’girmis olmamiz Akilci bir politika olmustur.
Ancak ilerleyen zaman içerisinde NATO Amerika ve Avrupa için Türkiye’yi dizayn etme aygitina dönüsmüstür.
Yunanistan Avrupa’nin hayranlik duydugu ve medeniyet esiginin tarihten gelen öncüsü gördügü simarik çocugu, Türkiye ise hep ne ölsün ne dirilsin fakat kontrolümüzde olsun, ama Sovyetler karsisinda büyük ordusuyla Avrupa’ya bariyer olsun gözüyle bakilan bir ülke oldu.
Uzun seneler bu sebepten içine kapanik, Amerika ve Avrupa politikalarina uygun, etliye sütlüye dokunmama diplomasisiyle hareket eden bir ülke olduk… Düsünebiliyor musunuz, Cezayir’de yaptigi katliamlarda bir milyon insan katletmis olan Fransa karsisinda bagimsizlik mücadelesi veren Cezayir’in Birlesmis Milletler Genel kurulunda yapilan bagimsizlik oylamasinda olumsuz oy kullandik.
Atatürk’ün yurtta sulh cihanda sulh söylemi ya iyi yorumlanamamis, ya da uygulanmak istenmemisti.
Atatürk o söyleminde dünya siyasetinde bir seye karismamak ilkesini isaret etmek istememistir.
Hatta mazlum milletler, Atatürk’ün ilkeli bagimsizlik mücadelesini örnek almis ve kurtulus reçetesi olarak görmüslerdir.
Bakiniz Mustafa Kemal Atatürk bu minvalde Dünya siyasetiyle ilgili olarak neler söylüyor: Dünyanin neresinde bir rahatsizlik varsa’’ bana ne’’ dememeliyiz. Böyle bir rahatsizlik varsa tipki kendi aramizda olmus gibi onunla ilgilenmeliyiz. Olay ne denli uzak olursa olsun, bu ilkeden sasmamak gerekir.
Iste bu düsünüs, insanlari, uluslari ve hükümetleri bencillikten kurtarir. Bencillik kisisel olsun, ulusal olsun, her zaman kötü olarak anlasilmalidir.
1947 yilinda, Inönü döneminde Sovyet tehdidine karsi Amerika ile antlasma yaptik: Uzun antlasma özet olarak sunu isaret ediyordu: Türkiye hükümeti, Türkiye’nin hürriyetini korumak için ihtiyaci olan güvenlik kuvvetinin takviyesini temin ve ayni zamanda ekonomik istikrarini muhafazaya devam maksadiyla Birlesik Devletlerin yardimini istediginden… Böyle uzayip gidiyor.
Yardim ABD’nin çikarlarina uygun oldugu zaman ve sürede, baskana verilen yetkiyle 5123 sayili Yasa’yla kabul edilen antlasma uyarinca sürdürülecekti.
O zaman bizim için istikbal addedilen bu antlasma ile Amerika bize çikarlari dogrultusunda kendi uygun gördügü kadar yardimlar verecek, ama ülkemizin, savunma sanayi basta olmak üzere teknolojik gelismelerimizin önünü kesecekti. Güya Amerika’nin müttefiki ve NATO üyesiydik, ama hem Amerika, hem de onun aparati olan NATO eliyle Türkiye siyaseti kontrol altinda tutulmaya çalisilmistir.
Bu bakimdan da hem NATO’nun kurdugu Gladyo, hem de CIA kanaliyla Türkiye kendi istedikleri gibi olmaya zorlanmis, sürekli darbe sebebi yaratmak için iç karisikliklar çikartilmis ve ardindan neredeyse on yilda bir darbe yaptirilmistir. En son FETÖ eliyle darbe yapilmaya kalkisilmis, Ordumuzun kahraman subay ve askerleri ile halkimiz bu melanet tuzagi püskürtmüstür.
Simdi Amerika ve Avrupa PKK sevicisi ve destekleyicisi Finlandiya ve Isveç’in NATO üyeligi için Türkiye’yi zorlayacaklardir. Ülkemizi yönetenler kuskusuz ciddi yazili taahhütleri almadan buna razi gelmeyecek, veto hakkini kullanacaktir… Kenan Evren bir hata yapmis Yunanistan’in NATO’ya dönüsüne razi olmustu… NATO’nun besinci maddesi açiktir ve tüm NATO üyeleri bu maddenin hükümleri dogrultusunda hareket etmeli, PKK basta olmak üzere Türkiye için güvenlik sorunu olan meselelerde yanimizda olmalidirlar. Çagdas dedigimiz Amerika ve Avrupa’nin hala orta çag ve haçli zihniyeti ile hareket etmesi ayip olmuyor mu?