Menü Ünye Kent Gazetesi
AHMET DERYA VARİLCİ

AHMET DERYA VARİLCİ

Tarih: 16.02.2022 08:30

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk Eğitim Sistemi

Facebook Twitter Linked-in

Cumhuriyet döneminin ilk uygulamalarindan biriydi; 3 Mart 1924 tarihli, 431 sayili yasayla Hilafet, 429 sayili yasayla da Ser’iye ve Evkaf Nezareti ortadan kaldirildi. Ayni gün 430 sayili yasayla, egitimde Ögretim Birligi (tevhid-i tedrisat) ilkesi kabul edildi.

Bu ne anlama geliyordu:

Hilafeti ve Ser’iye Nezareti’ni de kapsayan üçlü uygulama nedensiz degildi.

Egitim, o güne degin din agirlikli oldugu için, Hilafet Makami’nin ilgi alanina giriyordu. Medreseler Ser’iye ve Evkaf Nezareti’ne bagliydi. Bu kurumlar varligini sürdürdükçe, egitimde birligi saglamak olanakli degildi.

Bu durum, yasa önerisinde söyle dile getirilmisti: 

“Bir devletin genel egitim siyasetinde, ulusun duygu ve düsünce bakimindan birligini saglamak gereklidir. Bu, gereklilik ögretim birligi ile saglanabilir. Iki basli bir egitim düzeninde, iki tip insan yetisir. Öneri kabul edildiginde, Türkiye Cumhuriyeti içindeki tüm egitim kurumlarinin tek kurumu Maarif Vekâleti olacak ve burada ulusal birligi saglayan gençler yetistirilecektir”

[Bkz. Metin Aydogan, Egitimin Birligi (Tevhid-i Tedrisat) 4 Mart 2018 tarihli blok yazisi.]

 

Osmanli’da Egitim

 Son dönem Osmanli egitim sistemi, her alanda oldugu gibi bu konuda da dehsetli bir gerilik içine girmisti. Bir zamanlar iyi isleyen egitim düzeni bozulmus, ekonomik çöküntüyle birlikte bilim disi bir egitim anlayisi hâkim kilinmisti. Bir önceki çagin ileri bilim merkezi durumundaki medreseler, çesitli tarikatlarin elinde çagdisi kurumlara dönüstü. Müspet bilimlerin ögretildigi medreselerde felsefe, matematik, kimya, tip ve astronomi dersleri yerine, 17. ve 18. Yüzyillarda bazi tarikatlarin inançlari dogrultusunda Arapça metinlerin okutuldugu, sadece mantik, hadis ve tefsir egitimlerinin verildigi yerler haline getirildi.

Baslangiçta bu okulda verilen dersler, Arapça sarf ve nahiv, Edebiyat ( mania, beyan, bedi), Mantik, Muhasebe, âdabi ve tedrsi usulü, münakasali akaid ( kelam ilmi) yaninda, riyazat ( hendese ve heyet) dir. Son dönemde hendese (mühendislik) ve heyet (sosyal bilimler)terk edilmistir. Mahalle mekteplerinde okunan dersler 19. yüzyilin ikinci çeyregine kadar okulun sehirde, kasabada, köylerde olusuna göre degistigi gibi vakfiye sartlarina, dönemlere, hocalara göre de farkliliklar göstermektedir.

Bu mekteplerde ögretim; hoca ve ögrencilerin gün dogarken okula gelmesi ile baslar, yemek zamanina kadar hiç durmadan devam eder. Ögrencilerden bir kismi yemeklerini evlerinde yer ve okula dönerler, bir kismi da evden getirdikleri yemeklerini okulda yerler.

Hoca çikinca kalfa denilen büyük ögrenci ile gün batincaya kadar derslere devam edilir. Bu okullarda hiç teneffüs yapilmaz ögretim yatsi namazina kadar devam eder. Teneffüs için verilen aralarda peygamber için kasideler okunurdu.

17. yüzyilda Osmanli egitimi bu sekildeyken, Avrupa’da Gueriche ilk jeneratörü, Thomas Savery ilk buharli makineyi, Pascal ilk hesap makinesini, Newton yerçekimi yasasini bulmustur.

Osmanli’da ise Teknik buluslar, düsünce akimlari (felsefe) ve tarih dersleri adeta yasaklanmisti. Tarih çalismalari “uzak durulmasi gereken bir bas belasi, huzur kaçiran bir kâbustu”  ve yalnizca Padisah’in onay verdigi konulari kapsiyordu. Türk tarihi diye bir dersin adi bile yoktu. [Bkz. “Kirk Yil” Halit Ziya Usakligil, 4.Baski, sf. 171]

18. yüzyilda Avrupa’da Newton, ”Optik” adli kitabini yayimladi. Volta, ilk elektrik bataryasini yapti. J.Watt, uzun süreli çalisan buharli makineyi yapti; Montgolfier kardesler ilk uçan balon yolculugunu gerçeklestirdiler. Trevithick, ray üzerinde giden ilk treni (1804) yapti...

Osmanli’da ise, 17. yüzyilda kanat takarak uçmayi basardigi rivayet edilen Hezarfen Ahmed Çelebi ve barut macunundan hazirlanmis fisekler vasitasiyla uçtugu rivayet edilen Lâgari Hasan Çelebi bulunmaktadir. 1632 yilinda lodoslu bir havada Galata Kulesi'nden kuskanatlarina benzer bir araç takip kendini bosluga birakan ve uçarak Istanbul Bogazi'ni geçen ve 3.358 m. ötede Üsküdar'da Dogancilar'a indigi varsayilan Hezarfen Ahmed Çelebi’nin bu uçusu hakkindaki belgeler simdiye kadar sadece Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sindeki ifadesinden ibarettir. Evliya Çelebi eserinde sunlari yazar: "Iptida, Okmeydani’nin minberi üzere, rüzgâr siddetinden kartal kanatlari ile sekiz, dokuz kere havada pervaz ederek talim etmistir. Badehu Sultan Murad Han Sarayburnu'nda Sinan Pasa Köskü'nden temasa ederken, Galata Kulesi'nin taa zirve-i belâsindan lodos rüzgâri ile uçarak, Üsküdar'da Dogancilar meydanina inmistir.Bu olay Osmanli Devleti'nde ve Avrupa'da büyük yanki buldu ve dönemin padisahi IV. Murat tarafindan da begenildi. Sonra Murad Han, kendisine bir kese altin ihsan ederek: "Bu adam pek havf edilecek (korkulacak) bir ademdir. Her ne murad ederse, elinden geliyor. Böyle kimselerin bekasi caiz degil, " diye Gâzir'e (Cezayir) nefyeylemistir (sürmüstür). Orada merhum oldu." Lâgari Hasan Çelebi’nin de akibeti benzer bir biçimde olur. [“Kanat takip uçma” eyleminin mucitlerinden biri de Leonardo Da Vinci’dir. Kendisinden önce bu isi yapan Ismail Cevheri’den esinlendigi söylenir. Hezarfen Ahmet Çelebi’nin takma kanatlarla uçmayi basaran Berberi fizikçi Abbas Kasim Ibn Firnas'tan sonra ikinci insan oldugu ileri sürülse de,  aerodinamik bilimi açisindan da böyle bir uçusun gerçeklesemeyecegi düsünülmektedir. Bu düsüncenin ilk çikis noktasi Grek Mitolojisindeki Ikarus’tur. Ikarus’tan bu yana kanat takarak uçmayi basaran bir insan evladi mevcut degildir.]

Bu yüzyillarda Avrupali stetoskobu (kalp ve akciger dinleme cihazi,1816) buldu. Ampère, elektrik akimini ölçen ampermetreyi yapti. Faraday, elektromanyetik kuramlari gelistirdi.

Osmanli’da siyasi ve toplumsal konular islenmiyor, Arapça ve Farsça’dan baska yabanci dil ögretilmiyordu. Yabanci dil ögrenmek günah sayildigi için, devletin dis iliskileri Fener Rumlarinin ya da Ermenilerin çevirmenligine birakilmisti. [“Çankaya” Falih Rifki Atay, Sena Matbaasi, Istanbul-1980, sf.23]

Kizlar okutulmuyordu. Yüzde 10 civarinda olan okuma yazma bilenlerin neredeyse tamami erkekti. Mesrutiyetten sonra açilan birkaç kiz mektebinde, edebiyat hocalari harem agalarindan olusuyordu. Resim ve heykel yasakti. Üniversite’de, kütüphane denilen yerler, bakimsiz ve tozlu depo gibiydi. [“Mustafa Kemal ve Uyanan Dogu” Paul Gentizon, Bilgi Kit., 2. Bas., Ankara-1994, sf.140] [Akt. Metin Aydogan, Agy.]

 

Cumhuriyet’in Ilk Yillarinda Egitim Kurumlari

 1923 yilinda, tüm egitim kademelerindeki ögrenci sayisi, nüfusun ancak yüzde 3’ünü  olusturuyordu. Okur yazar orani uzun süren seferberlikler ve Kurtulus Savasi kayiplari nedeniyle ancak yüzde 6 civarindaydi. [“Bozkirdan Dogan Uygarlik-Köy Enstitüleri” Yalçin Kaya, 1.Cilt, Tiglat Mat.A.S., Ist.-2001, sf.59]

Darülfünun’da okuyan toplam ögrenci sayisi 2088’di, bunlarin ancak yüzde 8’i, yani 185’i kiz ögrenciydi. Tüm ülkede; 1011’i erkek 230’u kiz, 1241 lise ögrencisi; 5362’si erkek 543’ü kiz, 5905 ortaokul ögrencisi; 1743’ü erkek 783’ü kiz, 2526 ögretmen okulu ögrencisi vardi. Ilkokulda okuyan ögrenci sayisi, 273107’si erkek 62954’ü kiz, yalnizca 336 061’di. [“Tarih-IV-Kemalist Egitimin Tarih Dersleri” Kaynak Yay., 3.Bas., Istanbul-2001, sf.250]

1924’e gelindiginde çogu tarikat vakiflari tarafindan yönetilen 479 medrese faal durumdaydi ve 1800 ögrencisi vardi. Her birinde ancak 5-6 ögrenci kalmisti. [“Cumhuriyet Dönemi Türk Ansiklopedisi” Iletisim Y., 3.C., Ist. S. 660.] Adlarina medrese dense de bunlar, yönetiminde bulunan mezhep ya da tarikatin inancina göre ve bilimsel degeri olmayan bir egitim veriyordu. Farkli Hiristiyan mezheplerine ve farkli ülkelere bagli misyoner okullari, Mesrutiyet’ten sonra kurulan maarif mektepleri ve din egitimi veren tarikat okul ve kurslari biraraya gelince; ortaya gerçek anlamda bir egitim karmasasi çikiyordu. Bu karmasa içinde, okuduklari okulu bitiren ayni ulusun çocuklari, bir ya da birkaç degil, adeta onlarca ‘ulusun’ bireyleri haline geliyordu. Egitim, ulusal birligi saglamanin degil, ayriligin ve parçalanmanin araci haline gelmisti.

 

Haftaya: Misyoner Okullari, Bursa Toplantisi ve Milli Egitim Kurumlari.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —