"Güçlü olman seni mutlu etmeyebilir. Ama mutlu olman seni güçlendirecektir." TS. Eliot
Hiç düsündünüz mü size en çok ne mutlu eder? Genelde sorunun cevabi bilindiktir; aile, saglik, para ve huzur gibi. Benim kastim küçük sandigimiz büyük mutluluklar. Bir markete girdigimde firindan yayilan sicak ekmek kokusu beni mutlu etmeye yeter. Sokakta rastladigim bir arkadasimin güler yüzlü selami, sokak kedisinin bacaklarima gelip sirnasmasi, annemin yapmis oldugu kekin kokusu.
Insanoglu hep olumsuzluklara, mutsuzluklara odakli yasadiginda içi siser, siser de patlayamaz. O sislik zamanla ruhsal ve fiziksel hastaliga dönüsür. Her sey tozpembe olmayabilir ancak, degistirmek elinde degilse üzülmenin kime ne faydasi var ki? sorarim size.
“Gerçekte büyük bir sorunu hafife almak Pollyanna'cilik olabilir ancak abartilmis bir sorunu, normal seviyelerine döndürmek, tam bir gerçekliktir” cümlesini Mecit Ömür Öztürk’ün “Dervisin Teselli Koleksiyonu” kitabinda okudum. Yillardir arkadaslarim benim hayata bakisimi Pollyannacilik olarak degerlendirir, bazen de elestirir. Ben bir zararina görmedim aksine hayatimi daha kaliteli yasamama vesile oldu.
Yine ayni kitapta diyor ki, her sey yolunda gitse bile kalbindeki karanlik sebebiyle hayati ve olaylari daima karanlik gören insanlar vardir. Bir bilge, hep olumsuzluga odaklananlari, çiçekleri birakip sadece yaralarin üzerine konan sineklere benzetir. Yasadigimiz hadise ferahlik kaynagi olmak yerine, kasvet sebebi olmussa, teferruata bakmamiz gereken yerde bütüne, bütüne bakmamiz gereken yerde teferruata dikkat kesildigimizden dolayidir. Insan önce kendini tanimali ve olumsuz düsüncelerini törpülemeli.
Içimizde bir yerlerde sadece elestiren degil de takdir eden, nasihat eden degil de dinleyen, somurtan degil de gülen, mutsuzluk arayan degil de küçük seylerden mutlu olmayi bilen bir ben var. Hayat yolculugumuzda o neseli, eglenceli, iyi huylu beni bulalim. Bugünden baslayalim mi aramaya ne dersiniz? Önce güzel bir müzik açalim ve yazalim alt alta hayatimizda bizi mutlu edenler listesini.
Paulo Coelho ne demis; “Eger daima an’a odaklanmayi basarirsan, mutlu bir adam olursun.” Asil olan güzel havayi yasamaktir. Belki de yagmur yagarken kendini yeni bir kitaba kaptirmaktir. Kendini dostlarla muhabbetin akisina birakmaktir. Sabah uyandiginizda umursamazca islik çalmaktir.Kim demis, bunlar “küçük” seylerdir diye!
“Aristo’nun dedigi gibi “Mutluluk kendine yetenlerindir” çünkü mutlulugun ve hazzin tüm dis kaynaklari, dogalari geregi son derece güvenilmez, nahos ve geçicidirler ve rastlantiya baglidirlar.” -Arthur Schopenhauer
Haydi siz de bugün benim için iskelede yürüyüp balik tutanlari izleyin, martilarin süzülüslerine sahit olun, deniz kenarina inip dalga seslerini dinleyin, Yüzüncü Yilda oturup çay esliginde kitap okuyun, sahilde çekirdek çitleyin (kabugunu yere atmayin !), derin derin bir Ünye havasi çekin içinize. Eminim mutlu olmak için sadece bu söylediklerimi farkina vararak yapmaniz yeterli olacaktir.