Hayatimiz sinavla geçiyor.
Öyle ya, dünya imtihan dünyasi degil mi? Önemli olan bu imtihani en iyi sekilde verebilmek. Imtihanini iyi verenlerin gelecekleri de mutlu ve huzurlu olacak, Cennette lüks bir hayata kavusacaklar. Imtihani basaramayanlar da Cehennemin dibinde çileye mahkûm olacaklar.
Bu sözlere kim inanir? Tabi ki Müslüman’im diyenler. Digerlerine sözümüz yok…
Günlük hayatimizda da çocuklarimizi sinavla yatirip sinavla kaldiriyoruz. Nedense, sinavlar yönlendiriyor hayatimizi... Evlerimizde basliyor, okullarda devam ediyor. Sosyal hayat içinde geçirdigimiz sinavlarin da haddi hesabi yok.
Sinav, her seyin merkezinde olunca kaderimizi de sinavlar belirliyor maalesef…
Sistematik sinavlarin disinda bir de elimizde olmadan, bilgimiz haricinde, zamansiz ve mekâniz sinavlarla da karsilasabiliyoruz hayatta. Birden karsimiza çikiyor, sasirip ne yapacagimizi bilemiyoruz. Sükûnetimizi koruyup, aklimizi kullanabildigimiz ölçüde kontrol edebiliyoruz bu tür sinavlari. Telaslanip panik haline girdigimizde her seyi berbat ediyor ve aci sonuçlarla karsilasabiliyoruz. Böyle durumlarda laftan sözden anlamayan tiplerin basibozukluklari yüzünden bu tür sinavlardan olumsuz sonuçla çikmamiz kaçinilmaz olabiliyor.
Laf söz dinlemeyen basibozuklar…
Bu tipler yüzünden pek çok sorun, sirtimizda bir kambur olarak kaliyor. Yillarca bu kamburu sirtimizda tasimak zorunda kaliyoruz. Bu tipler yüzünden degil mi bütün kaoslar, huzursuzluklar, kavgalar, nizalar, anarsi ve terörler… Ayrica çokbilmis tiplerdir bu basibozuklar... Evet, bunlar çokbilmis oluyorlar… Laf, söz dinlemezler…
Bu gün pandemi yüzünden evlere hapsolan insanlar, is yerlerini açamayan esnaflar, okullarina gidemeyen ögretmen ve ögrenciler, hep bu kuralsiz insanlarin basibozukluklari yüzünden islerini, görevlerini yerine getiremiyorlar. Devlet çareler ariyor. Toplumun bu kurallara uymasini bekliyor. Kurallara uyuldugunda sonuç aliniyor. Gevseme olunca da isler kötüye gitmeye basliyor, pek çok kisi ve kurum bundan olumsuz etkileniyor. Son tahlilde devlet anlamis olmali ki, insanimiz yarismayi seviyor, o zaman illeri yaristirip, kazanan illerde yasaklari gevseterek ödüllendirme yoluna gitme karari vermis durumda… Yani, iller arasi yeni bir sinava tabi tutuluyoruz demektir.
Okul müdürleri, ortaokullarindan liselere, lise müdürleri de üniversitelere ne kadar çok ögrenci gönderiyorlarsa o kadar çok basarili olduklarina inaniyorlar. Böylece ögrencileri diger okullarla bir yarisa sokuyorlar. Basari(!)yi artirmak için ögretmen ve ögrencileri sikistiriyorlar. Ilçe, il milli egitim müdürleri ve valiler de bu yaristan geri kalmiyorlar tabi. Sonunda is valiye kadar dayaniyor. Sonuçta basari da basarisizlik da valinin sirtina yükleniyor. Hal böyle olunca suuraltindaki bu sinav formülü pandemiye de uygulansa nasil olur, diye düsünülmüs olmali ki sonunda çareyi illeri yarisa sokmakta buluyorlar. Haksiz da sayilmazlar. Özgür olmak istiyorsak kurallara uyup hastaligin yayilmasini el birligi ile engellemeliyiz. Biz dikkatli, duyarli olmazsak devletin elinde sihirli degnek mi var ki bu salgini engellesin…
Sonuç; Iller yarisiyor… Haydi iller yarisa!
Pandemide pozitif vakalarin sayilarini düsürmek için girdigimiz bir yaris. Yarismayi çok seviyoruz, hani çocuklarimiz hep sinavlardan birinci çiksin istiyoruz ya… Simdi görev bizde, büyüklerde… Haydin hep beraber gayret edelim, bu salgindan kurtulup özgürlügümüze, isimize, asimiza; esimize, dostumuza kavusalim. Ne dersiniz? 20.02.2021