Hayatın süregelen hallerini sürdürüyoruz. Kimi işine takılıp saatini doldurmakta kimileri de saat gözetmeksizin günlerini kovalamakta…
Denge kurulu değil gibi sanki. Ya bir eksik ya bir fazlasıyız çoğumuz. Ortanca hallerden kalanları duyamıyorum bile.
Sahi günümüz neydi şimdilerde?
Hayat pahalılığını nerede tutsak eder olmuştuk…
Ya da büyük küçük demeden büyüklerimizden neler öğrenmiştik yaşama dair…
Yerini yadırgamadan nerde ve nasıl olduğunun farkında olmaktır mühim olan…
Sevginin, saygının, paylaşmanın, ortak olmanın ne olduğunu bilmeden bir çırpıda büyütüldük aslında birçoğumuz.
Kimimiz gürültü çokluğunda büyütüldü. Kimimiz de merhamet yoksunluğunda..
Bilinçli bireylerin olduğunu aile fertleri içerisinde şefkatle büyüyenlerimiz de vardı muhakkak. Kastım herkese aynısınız demek değil. Lakin çoğunluğun azınlığa dönüştüğü kadarıyla bundan da bahsetmek mümkün…
Bizlere bırakılan, büyüklerimizden kalacak olan avuç dolusu topraklar olmadı hiçbir vakit…
Uçsuz bucaksız yerlere göklere sığdıramadıkları koca bir yük, koca bir miras. Avuçlara dahi sığmayan binlerce dizi öfke..
Kavgalar…
Kavgalarımız…
Sesler…
Seslerimiz…
Kavgayı öğretir oldular çünkü ilk bizlere. Sorunların olduğu yerden çözüm üretilerek ya da sorunlarla bas edebilme yönteminden daha çok, öfke kontrolünden uzak apayrı yasatıldık…
Kalmadı böylelikle hiçbir vakit saygınlığımız...
Ne kendimize, ne karsımızdakilere…
İnsanın insana saygısını da geçtik. İnsanın kendisine saygısı kalmamış şimdilerde…
Kendimizle ilgili sorunlarımızdan bahsedecek olsaydık şayet; bu en basta kendimize veremediğimiz saygımız olurdu.
Hayat bilindiği üzere hep kendini yok sayanları harcamakla mükellef..
Ve bizler de bunun altında ezilmeye mahkummuşuz gibi kabullenir olmuşuz istemsizce..
Ve tuhaf olan da su ki; çok çabuk teslim olup, çok kolay yenik düşebiliyoruz hayata. Ve sesimiz kesiliyor..
Sürdürdüğümüz tek şey de kavga oluyor böylelikle..
Ne acı değil mi böylesi kendimizi yok edercesine kayıplara uğratışımız….
Ne acı sevgi kırıntılarında boğuluyor oluşumuz…
Zorlamaya tenezzül dahi edilmeyen, bana da çok manasız gelen, yıllar geçse de bir türlü anlamlandıramadığım duygu karmaşasına kapılıyorum tekrardan. Neden sevgiyle yoğrulmaz ki bir insan ?…
Yine boğazımızda düğümlenen küfürlere kafa atıyoruz…
Dün öyle geçti
Bugün böyle
Yarına da gün ola hayrola
Ve tükenmeyecek bir umutla tüm Dünya sevgiyle var ola…