Gerçek insanlardan, gerçek agizlardan, gerçek dostlardan, gerçek gönüllerden masal, hikâye, hikmetli kissalar dinlediniz dinlediniz, anlattiniz anlattiniz su günlerde, yoksa…
Yakinda masal-hikâye anlatan ne “kanli-canli, gerçek insan” kalacak ne de onlari dinleyen!
Sadece “duymak” anlaminda degil, “uymak, hak vermek, ders çikarmak” anlaminda da ‘dinleyen-takan’ kalmayacak, gerçek duygu, tecrübe ve kültür aktarimini…
Yani; bir toplumun ruh, toplumsal ve kültürel hafiza olarak devamini saglayan, “muhabbet, mesveret, birbirine anlatarak, birbirini dinleyerek sifalanma” olayi sona eriyor! Bitti artik!
ÇÜNKÜ ARTIK YALANCI CENNET VAADI VAR!
Çünkü artik sanal-yalan cennetin anahtarlari satiliyor! Pardon, gözlükleri!
Metaverse geldi milleeet Metaverse!
Gel vatandas giyeel, Metaverse’e giyeeel!
……………………
NEDIR ASLINDA METAVERSE, NE OLACAK YANI!?
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararasi Iliskiler Bölümü Mezunu ve kariyerine 1988 Yilinda TÜBITAK’TA baslayan; Yazar, Stratejist Abdullah Çiftçi, bakin Metaverse için ne korkunç seyler söylüyor:
“INSAN’IN 2. VERSIYONU OLDUGUNU SÖYLEDIKLERI 'INSAN 2.0'A, SAHTE CENNET VÂADEDIP TANRICILIK OYNUYORLAR!
Ilk kez 1992 yilinda Snow Crash adli romanda bahsedilen Metaverse, 1998 yilinda satin alinmis internet adresiyle 'her seyin önceden planlandigi' bir mecra; insanoglunun gerçek dünya ile baglantisini tamamen koparmaya aday görünüyor.
Dikkat! Facebook.com alan adi 1997 yilinda alindi, metaverse.org ismi 1998 yilinda alindi.
Facebook öncülügünde olusturulmaya çalisilan bu 'sanal dünya', toplumlarin toprakla, tabiatla ve inanç sistemleriyle iliskisini daha da zayiflatacak.
INTERNET SONRASI BIR 'YENI INTERNET' DÖNEMI BU: "ARTIRILMIS GERÇEKLIK...”
Bu fikirlerin hiçbiri yeni degil. Dünyanin nereye gidecegine yönelik bizlerin kullandigi dil ile “DÜNYAYA YÖN VERMEYE ÇALISAN, KALKISAN AKLIN” dili farkli. Bizler masumuz, safiz; Masumca, 'Gelisen teknoloji' diyor tüm televizyonlarda.
Oysa ki bu 'gelistirilen' teknolojidir. Yeni bir dünya kurguluyorlar aslinda!
Amaç; Insanin ayagini topraktan kesmek, saptirmak, sirk kosturmak. Yani biz ahirete inaniyoruz -inananlar için- bir rüyâ alemi var, bir hayâl ettigim var, bir de reel (gerçek, asil) dünya var.
Reel dünyadaki insan sanal gerçeklige transfer edilirse hakikati sorgulayamaz. Orada kaybolur.
"Ilk yaradilista Allah Teala diyor ki, seytan; 'Adem’e saygi duy.' o da diyor ki, 'ben daha üstünüm, atesten yaratildim, Âdem topraktan yaratildi, niye ona saygi duyayim?' Ve bu SANAL CENNET KURMA SÜRECI öyle basliyor.
'YARADAN SENI ADIL YARATMAMIS, (HÂSÂ) HATA YAPMIS, ‘BIZ SANAL DÜNYADA EN MÜKEMMELINI YAPACAGIZ’ DIYORLAR…
Sahte Dünya, Sahte Insan, Sahte Cennet…
'Yaradan seni adil yaratmamis adil davranmamis sana, (Tövbe Tövbeeee!) sen fakirsin, memursun, sen çöpçüsün, sen isçisin, dünyada zenginler var ama bak benim YENI DÜNYAMDA, YENI HAYATINDA esitlik var' diyor.
'INANDIGIN HER SEYI AT!' DIYORLAR!
(Amaç da bu zaten! Insanligi sifirlamak! - I.C.)
'Gel buraya, kendini yeniden var et, sana kendini yeniden var etme sansi veriyorum' diyor. 'Buna gelmen için de sana üç tane sey veriyorum’; Biri, para kazanma sansi, öbürü, yeniden kisilik kazanma sansi, üçüncüsü de 'çok haz alacaksin' "
EVET, STRATEJIST ABDULLAH ÇIFTÇI’NIN ANLATTIKLARIYDI BUNLAR! (Italik -yatik harflerle yazili kisimlar…)
Ne korkunç di mi?
Bize sanal dünyada gerçekdisi masallar, amaçlarina yönelik hikâyeler anlatiyorlar!
Yeni bir hayat, yeni bir tarih, yeni bir kültür, yeni bir geçmis ve gelecek, cinsiyetin, bayragin, milliyetin, ülkelerin, ülkülerin, inancin ve dinin olmadigi tek bir dünya devleti; yani sahte-yalandan bir Dünya ve Cennet!
BENIM BUNA KARSI YAPACAK BIR SEYIM YOK; DEGERLERIME SIKI SIKI SARILMAKTAN BASKA!
Bir de… Simdi çevrenizde size kadim kültürden, tecrübelerden damitilmis hikâyeler, sifali masallar, kissalar, yasanmis hikmetli anlatilari anlatanlar varsa, sakin kaçirmayin SON MASALCILARI, dinleyin onlari! Siz de anlatin “gerçek insanlara!”
Yakin bir gelecekte, gerçek bir insan sesinden bunlari dinleyemeyecek (belki de artik ihtiyaç hissetmeyecek) ve birbirimizin gerçek gözlerine, yüzlerine ve gönüllerine bakamayacagiz… Gidisat öyle görünüyor.