İSMAİL CANBULAT

Tarih: 05.05.2022 08:30

ŞU RENKSİZ HAYATIMIZDA, BİR ERGUVAN RENGİ BULABİLİYOR MUYUZ?

Facebook Twitter Linked-in

Çildirtici, costurucu, müjdeleyici Erguvan ve onun bütün güzel arkadaslari üzerine, onlarin, yazin muhtesem habercileri olmasi ve anlamlari üzerine öyle güzel seyler söylenmis ki…

Bizim sözlerimiz aciz kalacaktir, ne söylersek söyleyelim…

Her seferinde, “ne zaman açacaklar, ne zaman gelecekler ?” heyecanina birakiyorum kendimi, takvime bakmak istemiyorum…

Bahar gönüllü her insan bekliyordu sizi erguvanlar, mor salkimlar, sakuralar…

HOSGELDINIZ!

Her biri bir birinden degerli olan, merhum Istanbul âsiklari da erguvanlara nazir ve erguvanlar içre yatiyorlar;

Necip Fazil Üstad Eyüp sirtlarinda,

Yahya Kemal, Tanpinar, Orhan Veli, Edip Cansever, Münir Nurettin Selçuk, Attilâ Ilhan, Turgut Uyar Asiyan’da,

Ahmet Yüksel Özemre agabeyim de Üsküdar’da erguvanlar içindeler.

Sag olsalardi kosar giderlerdi erguvanlara, bahara…

……………

ZIYA OSMAN SABA'NIN, ''Düsünceli yürürken bir yol dönemecinde, çikacak önümüze beyaz dallarla bahar / Hatirlatacak bize sen çocuklugumuzu, erguvanli bir bahçe, mor salkimli bir duvar'' dizelerine konu olan;

YAHYA KEMAL'IN, YAKIN DOSTU AHMET HAMDI TANPINAR'A ITHAF ETTIGI BIR SIIRINDE, ''Beklemem fecrini leylaklar açan nisanin / Özlemem vaktini dag dag kizaran erguvanin'' diye yorumladigi erguvanlar geldi Istanbul’a; Ünye’ye, her yere!

SEN BAHARSIN, PATLARSIN VALLAHI!

Papatyanla, lalenle, erguvaninla, mor salkiminla patlarsin ve huzur verirsin gönüllere, yasama sevinciyle yükseltirsin onlari!

Hüseyin GARAN; “Istanbul, Erguvan ve Bogaz arasindaki su konusmayi duydum” diyor:

Erguvan Bogaza demis ki:

- Istanbul bizimle güzel.

 

Istanbul, Erguvan ve Bogaz'a demis ki:

-Siz renginizi benden aldiniz: Ne siz bensiz ne de ben sizsiz olabilirim...”

………

ARDA ÇAKMAK HOCAMIZ BIR KONUSMASINDA, Bizans, Osmanli ve Roma'dan geçmise bir seyahat düzenleyip erguvanin o dönemlerde yüklendigi manalari ve erguvanin geçmisten günümüze kadar “her dönemde gerek sosyal hayatta gerek sanat hayatinda yüklendigi misyondan” bahsederek, “sadece bir agaç olarak degil bir sembol oldugunu” anlatir.

 

FATIH ORDU, “ÜNYE'DE IKI ERGUVAN” YAZISINDA ÜNYE’NIN HAZIN DURUMUNU VE ERGUVANLARIN YERLERINI HABER VERIR BIZE!

Bu sehrin en begendigim tarafi, (eski) hastane yolundan (Çamlik Mevkiinden) sehre girerken karsimda buldugum manzaradir.

Aslinda Ünye, bir bas dönmesi gibi bir derin dönemecin ardinda bekleyen agaçlar, onlarin arkasinda deniz ve onun kenari boyunca mahalleleriyle Karadeniz’in en mahrem sehri gibi durmaktadir. Çok yazik ki Yüzüncü Yil Parki’nin ardindan gelen çiplak manzara bu masali fazla uzun sürdürmez.

Içimden hep mezarlik camiinin o taraftan Yüzüncü Yil’a kadar olan kisimdaki evlerin balkonlarini, çiçeklerle süslemek geçer. Bu kisimdaki tabiatin bütün sahsî hususiyetlerine ragmen beton bloklar pek de çirkin görünmektedirler. Hiç degilse bu evlerin balkonlari küpe çiçekleri, camgüzelleri, filbahriler, aksamsefalari, begonyalar, mimozalar ve duvarlar boyu sardunyalarla süslenebilseydi, nasil da peyzaja uyacaklardi.

Ve Ünye’ye sagli sollu bu çiçek rüyasinin arasindan girilecekti.

SAHIL BOYUNUN MUCIZESI; YÜZÜNCÜ YIL’IN KARSISINDA BEKLEYEN IKI ERGUVAN AGACINA KADAR DEVAM EDER.

Bu iki erguvan, gerilmis ve baglanmis kollariyla içten içe yanan ve böyle mevsimlerde de atesi disa vuran bir Bâki, bir Nedim beyti gibi kipkizil gülistanlar içinde gönül yanginlarina dönüsür…”

“çamurlusular” MAHLASIYLA SOSYAL MEDYADA YAZAN BIR ERGUVAN ASIGI YAZAR NE GÜZEL DEMIS:

“Her sene zamanlarini beklerler sabirla, son cemrenin düsmesinden bir ay sonra bir anda yesil ve maviye alternatif yaratirlar...

‘Intihari da’ ayri güzeldir erguvanin, mayis ortalarinda yollara hali gibi serilir çiçekleri... O zaman asfalt gerçekten aglar, kendi çirkinligine aglar, çatlar hasetinden...

Son çiçegini de verdiginde yere, sabirla beklemeye baslar bir sonraki seneyi...”

GEL ERGUVANLARA, MOR SALKIMLARA!

Gel hadi! Gör bu güzellikleri!

Belki ruhunda bir yerlerde ‘bi seyler’ kipirdanir da bambaska bir insan olursun bu bahar!

 

Dememiz o ki;

agaç, çiçek, böcek degil derdimiz bizim;

su renksiz hayatimizda, bir erguvan rengi bulabiliyor muyuz?

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —