Türkiye’de tarimsal kooperatifçiligin gelismesi ve tarimsal amaçli kooperatiflerimizin dünya standartlarinda rekabetçi konuma gelebilmeleri için asmamiz gereken birbiriyle baglantili 7 ana sorunumuz bulunmaktadir. Bu sorunlari birbirinden bagimsiz düsünmek yanlis olacagi gibi, sadece bir kaçina mahsus yapilacak düzenlemeler de orta ve uzun vadede sonuçsuz kalacaktir. Sorunlarin tümü bir bütünlük içinde ele alinmali ve her biri bir digerinin gerek kosulu gibi düsünülmelidir.
Asmamiz gereken temel sorunlarimiz sunlardir:
Iyi haber, tüm bu sayilanlarin büyük oranda kamu idaresi tarafindan da tarimsal kooperatifçiligin gelisimi önündeki sorun basliklari olarak kabul edilmesi ve 2012 yilinda yayinlanan Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Plani (2012-2016) içerisinde ana hedefler olarak tespit ve tescil edilmesidir. Esasen sorunlarin büyük ölçüde realiteye uygun olarak belirlenmesindeki basari, söz konusu stratejik eylem planinin sadece ilgili bakanlik ve kamu kuruluslari tarafindan degil, kooperatif üst kuruluslari, üniversiteler ve uluslararasi kuruluslarin katkilari ve katilimci anlayisla hazirlanmasindan kaynaklanmaktadir. (Eylem plani ve içerigindeki öncelikli hedeflere ayrintilara girdikçe sik sik deginecegiz)
Bunlardan ilk siradaki devlet politikasini digerlerinden ayri tutmak mecburiyetindeyiz. Tarimsal kooperatifçiligin gelisimi konusunda sonraki maddelerde yazilan sorunlarin çözümleri noktasinda, devletin tarim politikalarinin seyri bir nevi ön kosul mahiyetindedir. Bu derecede önem tasimasina ragmen, bu konuyu fazla ayrintiya girmeden olabildigince kisa ele almak yerinde olacaktir. Hem basli basina genis hacimli incelenmesi gereken bir içerige sahip olmasi, hem de kooperatifçiligin gelisimindeki neden-sonuç iliskisi baglamindaki agirligi, tarim politikalari konusuna, güncel siyasetin ve hükümet politikalarinin disinda, milli menfaatler temelinde olusturulacak devlet politikasi ile bakmayi zorunlu kilmaktadir.
Tarimda reform sarttir. Iktidar degisikliklerinden etkilenmeyecek, kisa-orta ve uzun vadeli rasyonel tarim politikalari olusturulmali, sadece üretimde degil satis, pazarlama, hammadde temini, ar-ge, piyasa yapisi, isleyisteki sorunlar v.b. konular planli tarim yaklasimiyla ve tüm aktörleriyle yeniden konumlandirilmalidir.
Nüfusu hizla artan Türkiye’nin, tarim dis ticaretinde açik veren, gida ve yem sanayinin ihtiyaç duydugu temel ürünlerin hemen tamaminda ithalatçi konumda olmasi, ülkenin gelecegi açisindan kaygi verici boyuttadir. Sürekli yükselen temel tarimsal girdi maliyetleri bir taraftan üretilen ürünlerin fiyatlarini arttirirken, diger taraftan bunu önlemek için fiyati artan ürünü ithal etmek üzerine süregelen bir politikayla üreticiyi ve piyasayi terbiye etmeye çalismak uzun vadede ne kadar anlamli olabilir?
Dünyadaki tüm gelismis ülkeler mevcut tarimsal potansiyellerini maksimum kullanma noktasinda politikalar gelistirirken, hacimli üretimden ziyade kaliteli ve yüksek katma degerli üretime odaklanirken, Türkiye’nin ekilebilir alanlari ve geçmisten gelen tarimsal hafizasiyla rekabetçi potansiyelinin çok altinda kalmasi kabul edilemez. 4 milyon küsur hektar tarim arazin bos dururken, 1/20'i olan bir ülke denizi doldurarak senin bes katin tarimsal ürün ihracati yapabiliyorsa sapkayi önüne koyup düsünme vaktin çoktan gelmis demektir.
Karar verip geregi yapilmaya basladiginda da tarimsal amaçli kooperatifçiligin gelisiminin bir seçenek degil zorunluluk oldugu gerçegi karsimiza çikacaktir.
Neden mi?
Iste ülkeler ve rakamlar:
Almanya
En büyük üçüncü tarimsal ürün ihracatçisi. Sektör dâhilinde toplam 2.400 birim kooperatifi ve merkez kuruluslari ile yaklasik 1,4 milyon kooperatif ortaginin ihtiyaçlarini karsilamakta. Tarimda kooperatiflerin pazar payi et ve sarapta %33’e, tahil, sebze ve benzeri ürünlerde %50’ye ve süt ürünleri sektöründe %70’e varmakta. Bu kooperatiflerin ticaret hacmi yaklasik 66 milyar Avro olarak gerçeklesmis, kooperatifler araciligiyla 82 bin kisiye istihdam saglanmakta.
Dünyada A.B.D'nin ardindan en büyük ikinci tarimsal ürünler ihracatçisi. Süs bitkileri ve sebze ihracatinda dünya lideri, süt ürünlerinde üçüncü, sivi ve kati yaglarda dördüncü sirada. Toplamda 73 tane tarimsal kooperatif ve 120 bin ortagi olmasina ragmen ciro büyüklügü neredeyse 6.000 kooperatife sahip Italya kadar. Kooperatiflerin toplam tarimsal üretiminde ki paylari Avrupa Birligi ortalamasinin çok üzerinde, bazi ürünlerde %80 - %95 seviyelerinde.
Hububat basta olmak üzere sarap ve süt ürünlerinde önemli ihracatçi konumunda. Tarimsal üretimle ugrasanlarin %85'i en az bir kooperatife üye. Tarimsal kooperatiflerin Pazar payi ortalamasi %55.
Basta pirinç, meyve-sebze ve et üretimi üzerine uzmanlasmis tarimsal amaçli binlerce kooperatifleriyle çiftçi katiliminda %91 orana ve yillik 90 milyar dolar ticaret hacmine ulasan dünyanin en büyük tarimsal kooperatif birliklerine sahip.
Tedarik ve pazarlama kooperatifleri bünyesinde tarimsal üretim araçlarinin temini, ürünlerin tarim, sanayi, ticaret piyasalarinda dagitimi, tarimin yapilandirilmasi, kirsal pazarin aktiflestirilmesi, çiftçilere kapsamli iktisadi, teknik ve kültürel hizmetlerin saglanmasi gibi konularda çalismalar yürütmekte. Büyük ölçüde kurdugu üretim ve dagitim sirketleriyle, dis ülkelerde de 200'den fazla isletme ve organizasyona sahipler. Bir diger örnek de bünyede 2 milyon çiftçi ve 80 bin tarimsal kooperatif bulunan ve üye çiftçileri kurulusundan sadece 10 yil sonra “Çinli Yoksul Nüfus” kategorisi disina tasimayi basaran Tarim Ihtisas Kooperatifleri.
Dünyanin en büyük tarimsal ürünler ihracatçisi A.B.D.'de tarimsal kooperatifler piyasa ekonomisinin kalesi olarak kabul edilmekte. Yüksek üretkenlik ve modern teknolojinin tarimsal kooperatifçilik anlayisiyla birlestigi ülkede basta bugday, misir, soya ve pamuk olmak üzere birçok üründe devletin destekleyici ve yönlendirici politikalari göz çarpiyor. Çiftçi basina destekleme miktari AB ortalamasinin çok üzerinde. 5 milyon civarinda tarimsal üretici varken, tarimsal kooperatife üye olanlarin sayisi bu sayinin da üzerinde.
90 binin üzerinde tarimsal ürün isleme ve pazarlama kooperatifine sahip. Sadece süt kooperatifleri birliginde 6 milyon üretici örgütlenmis halde. Ciro/kisi basi GSMH oraninda dünyada ilk beste yer alan iki tarim kooperatifi ile Hindistan tarimsal kooperatifçilikte üst siralarda.
Tarimsal üretim ve ihracatta öne çikan bu ülkelerin ortak noktalari üretim, girdi temini, tedarik, pazarlama ve hatta finansman temini konularinda kooperatifçiligin gücünü ve avantajlarini kullanmak suretiyle hem etkin bir tarimsal organizasyonu, hem de beraberinde getirdigi sosyal, kültürel ve ekonomik refah artisini saglayan bir yapisal dönüsümü planlamis ve uyguluyor olmalaridir.
Ülkemizin tarimda GSMH bakiminda Avrupa’nin lideri ve dünyanin en büyük 10 üretici ülkesinden birisi olmasi önemli olsa da, tarim/gida ürünleri dis ticaret dengesinde ithalat rakamlarinin ihracatla ayni seviyelerde seyretmesi sonucu bu özelligi anlamini yitirmektedir.
Tarimsal kooperatiflerimizi hali hazirdaki yapisal sorunlarindan ve uygulanan tarimsal politikalardan bagimsiz düsünerek, üretim ve dis ticaret pazar paylari üzerinden gelisim ve islerligini diger ülkelerle mukayese ederek degerlendirmek de bu çerçevede dogru olmayacaktir.
Kooperatifçiligin ve kooperatiflerin gelisiminde devletin düzenleyici ve özendirici rolü tartisilmaz. Bu husus Anayasanin 171. maddesinde de hüküm altina alinmis ve “Devlet, milli ekonominin yararlarini dikkate alarak öncelikle üretimin arttirilmasini ve tüketicinin korunmasini amaçlayan kooperatifçiligin gelismesini saglayacak tedbirleri alir” denilmistir.
Devletimizin tarim konusunda da milli menfaatlerimizin gerektirdigi tedbirleri alarak tarimsal kooperatiflerimizin gelisimine ve islerligine yönelik anayasal görevini yerine getirmesini bekliyoruz.