UYUMAK MASKARALIKTIR!
Beykent Üniversitesi, MYO Çocuk Bakimi ve Gençlik Hizmetleri Bölümü-Bölüm Baskani Dr. Ögr. Üyesi Celal GÜLSEN Bey, “MEHMET AKIF ERSOY’UN EGITIM ANLAYISI” adli makalesinde su tespiti yapmis:
“Çocuk egitimi yaninda yaygin egitim konusunu da ihmal etmeyen Mehmet Akif, çevresine ümit, azim ve sevinç tasimakla görevli olduguna inanarak kendi vatandaslarini üstün degerlerle güçlendirmeyi hedeflemisti.
O’na göre uyanik olmak, gelisen dünyanin gerisinde kalmamak gerekmektedir. Bunun yolunun da yine insanin kendisi oldugunu ve kendi cehaletini yenerek uyanik olmasi gerektigini dile getirmistir. Bu yüzden toplumun bünyesini saran cehaleti acilen tedavi edilmesi gereken bir hastalik olarak görmüs ve milleti, “Hakkin Sesleri’nde su misralariyla uyarmistir:
Bir baksana: Gökler uyanik, yer uyaniktir;
Dünya uyanikken uyumak maskaraliktir!
Eyvah! Bu zilletlere sensin yine illet…
Ey derd-i cehalet, sana düsmekle bu millet
Her yer uyanikken bir tek Türk milletinin uyumasinin çok aci oldugunu anlatan Akif, cehalete bu koca milletin feda edilmesinin akil almaz bir durum oldugundan dert yanar ve Allah’tan utanmanin bile ilimle oldugunu vurgular. Bunun için de en umutsuz zamanda bile milli marsimiza “Korkma” diyerek baslayarak millete büyük bir umut isigi olur.
Egitimi, milletçe topyekûn kalkinmanin anahtari olarak gören Mehmet Akif, toplumun her kesiminin özünü yakalamak için egitilmesi gerektigini her firsatta dile getirmis ve verdigi vaazlarda, yaptigi konusmalarda ve siirlerinde bu konuyu hep gündemde tutarak cehalete savas açmistir. “
YERELDE HALKIN EGITIMI AÇISINDAN NELER YAPABILIRIZ?
Ülkemizde egitim açisindan hala büyük sikintilar yasanmaktadir malum. Genel olarak merkezi yönetimlerin egitim politikalari hakkinda söylenecek çok sey var kuskusuz. Ancak yazimizin konusu yerel olarak toplumumuzun özel bir egitim ve suurlastirma kampanyasi ile ilgili neler yapabilecegimizdir.
Ilimizde ve ilçelerimizde birçok girisimler mevcut ve bu organizasyonlar oldukça da faydali. Ama yeterli degil. Sivil kurumlarimizin ve resmi kurumlarimizin bu gibi faaliyetleri, halkimizin ideal toplum haline gelmesine yeterli olamiyor. Bu girisimler kesik, kesik, ara, ara, toplumun küçük kisimlarina yönelik oluyor ve sürekli olmadigi için de etkisi zamanla kayboluyor.
Eksiklerimiz çok ve bu eksikligin giderilmesinde elimizden çok seylerin gelebilecegine inaniyorum. Dünyada ve ülkemizde sayisiz örnekleri olan bu konudaki girisimleri incelersek, bu konudaki eksikligimizi yerel olarak gidermek amaci ile ilgili projeler üretebiliriz. Önceki makalelerimde bazi örneklerden bahsetmistim. 2040 Kitabimizda da çok örnekler ve teklifler mevcut.
Ordu Valimizin baskanligini yaptigi, mütevelli heyetinde Büyüksehir Belediye Baskani ve Ordu Üniversitesinin Rektörünün de bulundugu Egitim, Kültür ve Saglik Hizmetleri Vakfi basta olmak üzere, tüm ilçelerimizde bu amaçla çok sayida egitim, kültür, sanat dernekleri ve vakiflari mevcut. Bu kurumlarimizin isbirliginde Ordu ili ve ilçelerimizdeki tüm kesimlerdeki halkimizin toplumsal egitim, gelisim ve basarisi için süreklilik arz eden egitim süreci planlanabilir.
ORDU VE ILÇELERINDE NELER YAPILABILIR?
1- Ilk önce ilgili kurumlar tespit edilir ve listesi yapilir.
2- liste üzerinden bir tertip heyeti teskil edilebilir.
3- Belirlenen tertip heyeti bir planlama toplantisi ile tüm imkânlari tespit eder, plan yapar, yillik programlari belirler, görevlileri belirler, bütçeyi belirler, süreci belirler ve görevlendirmeleri yapar.
4- Egitimleri verebilecekler tespit edilir. (egitimcilerden, memurlardan, ilahiyatçilardan, akademisyenlerden ve ilgi duyan bütün gönüllülerden)
5- Egitimciler özel olarak egitilir. Verecekleri egitim, sunum, seminer, konferans için; iletisim, hitabet, diksiyon ve etkili egitim konularinda pratik egitimlere tabi tutulur. Onlara ayrica sabir, moral, basari, ve motivasyon egitimleri de verilir. Sonra da asil verecekleri egitim metinleri üzerinde çalismalar yapilir.
6- Özel, gönüllü egitim ordusu uygun ortamlarda ve uygun zamanlarda basari ile sunumlarini yapmaya bir program dâhilinde baslarlar. Okullarda, dairelerde, fabrikalarda, tüm kurum ve kuruluslarda verilen bu egitimler daha sonra da halka, belirlenen merkezlerde kurslar halinde sürekli aktarilir.
AMAÇ NE OLACAK?
Bu teklif ettigimiz toplumun topyekûn özel egitimlerinde amaçlanan ne olacak?
IDEAL TOPLUM olusturmak. Maddi ve manevi kalkinmanin temelini olusturmak, insanlara neler yapabilecegini ortaya koyan içindeki cevheri açiga çikararak degerlendirmelerini saglamaktir hedeflenen.
Insanlara neler yapilabilecegi, nasil basarili çalismalar yürütülebilecegi, insanin içinde kaynaklarin ve cevherin oldugu, bunlari kesfetmeleri ve degerlendirmeleri halinde; azmin zaferi, basari yollari, basarisizlik durumlarinda alacaklari tavirlari ve çikaracaklari dersleri iradeleri egitilerek önlerine konur.
Bir arada sevgi ve saygi olusturarak güzel iliskilerle yasamanin kurallari, dayanisma, yardimlasma, isbirligi ile birlikte çalisma, adab-i muaseret, afetler ve olaganüstü olaylar karsisinda yapilmasi gereken isler, zor durumda olanlara yardim girisimleri ve kurallari gibi IDEAL TOPLUM olusturmak amaci ile hazirlanan egitim konulari, sunumlari bir bir ortaya konabilir.
Ayrica herkesin çalisma alanlarinda, görev yerlerinde, hizmet ettikleri kurumlarda, gönüllü çalistiklari kuruluslarda neler yapabilecekleri, daha fazla ve daha verimli neticeler alabilecekleri anlatilir.
Bu egitimler sürecinde görülecek ki, insanlar yaptiklari çalismalardan ve hizmetlerden çok daha fazlasini yapabilirlermis.
Hedeflerini büyüterek, zamanlarini daha iyi degerlendirerek, bos vakitler geçirmeyerek, enerjilerini daha çok kullanarak, iradelerini egiterek, sorumluluklar alarak, yaptiklari islerde daha uzmanlasarak, güçlerini birlestirip sinerji olusturarak, kapasite ve potansiyellerini daha çok kullanarak çok daha fazla mesafe alabileceklerine inançlari artacak.
Ayrica en önemli bir seyi kavrayacaklar: Yapabilecekleri çok daha fazla isler, çalismalar, basarilar varken bunlari yapmamak çok büyük kayip, ilaveten ayip ve de büyük vebaldir.
Gençlere, nesillere daima gelecek sizlerindir, size biraktigimiz mirasa sahip çikin gibi laflar ederken, bize ne biraktiniz da ne istiyorsunuz ki dememeleri için yapilmasi gerekenler yapilmalidir ayrica.
Bu egitimler araliksiz tekrarlanarak devam etmeli, her ferde ulasilmalidir. Insanlar bu süreçte artik enerjiyi biriktirmeli, anlatilanlari içsellestirmeli, özümsemeli, kabul etmeli ve kararlilikla ideal toplum yolunda yürüyeceklerine inanmalilar.
Bu egitimler sayesinde insanlar kendi çalisma alanlarinda büyük mesafeler kaydedebilirler ve birçok basarilara imzalar atabilirler.
ENGELLER OLACAKTIR AMA ASILABILIR
Tabi her zaman ve her yerde olabilecegi gibi bütün bu çalismalari anlamayan, dinlemeyen, benimsemeyenler de olacaktir. Onlar bazen ciddi itirazlarda bulunurlar, bazen alay ederler, bazen seviyesizce ve suursuzca elestirirler, bazen de engellemeye çalisabilirler.
Özellikle bu kesim için de projeye destek verenlere, davranis kurallari ve sekilleri açisindan bilgiler ve egitimler de verilmeli. Insan iliskilerinde en zor olani itirazci insanlarin ikna edilmesi, kaba davranilmamasi, tartisma ve kavga ortami olusturulmamasidir. Onlarin makul davranislarla karsilanmasi ve sakinlestirilmesi, itirazlarina saygi gösterilmesi ama çalismalara zarar vermemeleri uygun bir sekilde becerilmelidir.
YASADIKÇA EGITIM
Dr. Ilhami Findikçi, “Yasadikça Egitim” adli eserinin ilk sayfasinda su çok önemli tespiti yapiyor:
“Egitim, hemen her çagda toplumlarin en önemli sorunlari arasinda yer almistir.
Ilk insanlardan bu yana elde edilen bilgi birikimini insanlara aktarmak, bilgi toplumu olarak adlandirilan günümüzde daha da karmasik bir hale gelmistir.
Nitekim klasik egitim-ögretim yaklasimlari günümüz ihtiyaçlarina cevap verememektedir.
Klasik egitimin merkezinde yer alan "ögretmen" ve onun eliyle gerçeklesen "ögretme" ; yerini merkezde "ögrenci"nin yer aldigi "ögrenme" islevine birakmistir.
Ögrenme ise okul duvarlari ile sinirli olmaktan çikmistir. Nitekim büyük bir hizla artan bilgi birikimi, günümüzde egitimi, isi ve statüsü ne olursa olsun tüm bireylerde hizli bir bilgi eskimesine yol açmis ve yeni bilgi ve becerilere ihtiyaç dogurmustur.
Yasanan hizli degisime ayak uydurmak ögrenme ihtiyaci ve hizini da artirmistir.
Öyle ki "bilgi insani", "bilgi organizasyonu" ve nihayet "bilgi toplumu" na giden yolun, "ögrenen insan", "ögrenen organizasyon" ve "ögrenen toplum"dan geçtigi artik bilinmektedir.
Böylece hayat boyu egitim yani yasadikça egitim, hayatin en önemli gerçeklerinden birisi olmustur.”
YAPABILIRIZ. ÖNCE KAFAMIZDAKI ENGELLERI KALDIRALIM, SONRA YAPABILECEGIMIZE SIDDETLE INANALIM, SONRA EYLEME GEÇELIM. SADECE SIKÂYET ETMEKLE TOPLUM KALKINMAZ. TASIN ALTINA ELIMIZI KOYMALIYIZ.
Amin Maalouf’un belgesel mahiyetteki romanlarini okumanizi tavsiye ederim.