Dil, insanlar arasindaki iletisimi saglayan bir araçtir. Beden dilini bir tarafa birakacak olursak insanoglu kelimelerle iletisim kurar, duygu ve düsüncelerini gelecek nesillere bu sekilde aktarir. Her kelimenin degisik zaman ve mekânda ifade ettigi anlam farklilik arz edebilir. Yani bir kelime degisik cümlelerde farkli anlamlar ifade eder, ekler vasitasiyla yeni kelimeler türetir, bu da o dilin zenginligini gösterir.
Bir kelimeyi atip yerine baska bir kelime koyarak dili gelistiremez, belki degistirebilirsiniz. Ülkemizde son altmis yildir yapilan da budur: Dili degistirmeye çalismak. Degistirmeye degil de gelistirmeye çalismis olsaydik belki çok daha güzel mesafeler kat etmis olacaktik.
Bizim gençligimizde özellikle Arapça ve Farsça kökenli fakat herkesin kolayca anladigi kelimeleri sirf yabanci kökenli, diye atip yerine kimsenin duyup kullanmadigi yeni kelimeler dayatarak yapilan dil reformu ancak dil erozyonu haline dönüsebilirdi; o da oldu. Bu gün Türkçe bir dil erozyonunun tam ortasinda yuvarlanip gidiyor. Bunlara birkaç örnek…
Eskiden arkadas, dost, kan kardes, sirdas gibi kelimeler vardi ve hepsi de farkli cümlelerde farkli anlamlar ifade ediyordu. Kisi saglikli bir iletisimle ne demek istedigini rahatça anlatiyor, dinleyen de ne söylendigini dogru bir sekilde anliyordu. Bütün bu kelimelerin yerine KANKA kelimesini koyduk… Digerlerinin hiçbir anlami kalmadi. Dolayisiyla arkadasligi, dostlugu, sirdasligi kaybettik. Arkamizi dönsek basimiza ne gelecegini bilememenin endisesini yasamaya basladik.
Bir de eskiden ahretlik kavrami vardi. Daha çok bayanlar arasinda olusan dostluk ve arkadaslik, sirdaslik baglarinin ahirette de devam etmesinin arzulanmasiyla olusan karsilikli ahit… Onu hep kaybettik zaten. Bizim kusagin disinda kimse hatirlamaz…
KUZEN: Kim çikardiysa ve ne anlama geliyorsa… Bakiniz biz kime kuzen diyoruz? Amca, teyze, dayi, halaoglu ve kizlarina KUZEN diyoruz. Amcaoglu/kizi, dayioglu/kizi, teyze oglu/kizi, halaoglu/kizi ifadelerini söylemek çok zor olsa gerek. Böylece tam sekiz kelime yerine bir kelimeyle isi hallediyoruz. Peki, kuzen deyince siz ne anliyorsunuz? Yukarida saydiklarimdan hangisi oluyor?
Son zamanlarda yenge ve enistelerimizi de tedavülden kaldirmaya basladik. Onlarin yerine abi, abla diyoruz… Sirf bizden büyük diye abi, abla diyorsaniz ona eyvallah. Bu kültürümüzün saygi ifadesi… Peki, agabeyinizin, ablanizin, teyze ve halanizin esleri sizin neyiniz oluyor? Onlarla saygi disinda bir baginiz yok mu? Yenge ve eniste bir akrabalik bagini ifade eder. Akrabaliga kabulünüzün de bir isaretidir. Gerisi kuru bir saygi ifadesi olarak kalir karsinizda…
Eee… Bizim bir de çok sosyetiklerimiz var. Onlar bir baska âlem. Onlarin çocuklari anne, baba demezler. Abi abla yoktur onlarda… Amca, dayi, hala, teyze, yenge, enisteyi hiç aramayin zaten. Onlar herkese isimleriyle hitap ederler. Çünkü onlara göre çagdasligin bir göstergesidir.
Dil, zamanla gelisir, degisebilir. Baska dillerden kelime alabilir verebilir. Ne kadar güçlüyseniz o kadar kelime verirsiniz. Üç kitada at oynatirken yeryüzüne yayilan Türkçe kelimelerin yerini bugün özellikle Bati kaynakli kelimelerin yer almasi ve bazilarinin yillarca Arapça ve Farsça kökenli kelimelerle savasirken Bati kaynakli kelimeleri görmezden gelmeleri de çok düsündürücüdür.
Bu kelimelerin kaybolmasi demek ayni zamanda bazi degerlerimizin de kaybolmasi demektir…
Kelimeler sadece kuru bir anlam ifade etmezler. Onlarin da ruhlari vardir ve her kelime o milletin kültürünün ruhunu tasir. Yabanci kökenli kelimelere kendi ruhunuzdan üflemis ve bu kelimelere kendi ruh halinizi konusturabilmisseniz iste bu kelime de sizindir. Çünkü sizi ifade ediyordur. Kuru kuruya yabanci kökenli kelime düsmanligi fayda vermez. Kültürümüzün ruhunu tasiyan ve gelecek nesillere aktaran pek çok kelime yerine ruhsuz, anlamsiz uyduruk kelimeleri yerlestirmek; hem köksüzlük, kültürsüzlük ve ruhsuzluk demektir vesselam…