Menü Ünye Kent Gazetesi
ERCAN ARSLAN

ERCAN ARSLAN

Tarih: 30.12.2020 17:08

Ünye Muallimler Kursu

Facebook Twitter Linked-in

20.yüzyilin ilk yarisinda gerçeklestirilen Türk Inkilabinin temel amaci; yeni Türk Devleti’ne milli bir kimlik kazandirmak ülküsü olmustur. Milli kültürün insa ve ihyasinda Harf inkilabi çok önemli bir evredir. Harf inkilâbinin amaci, Türk Milleti’nin geçmisi ile olan baglarini koparmak degil, Türk Milleti’ni egitim ve kültür alaninda daha iyi bir seviyeye ulastirarak, Türk Milleti’nin her alanda uygar oldugunu göstermekti. Türkiye’de alfabe degisikligi ihtiyaci birdenbire Cumhuriyet döneminde ortaya çikmis, Latin harflerine geçis fikri yalnizca Mustafa Kemal Atatürk tarafindan gündeme getirilmis, aceleyle uygulanmis bir inkilâp degildir. Ülkemizde harf inkilabina geçis sürecinde Ünye’de dönemin Maarif Memurlugunca yapilan ilk uygulamayi sizlerle paylasmak arzusundayim.

13 Eylül 1928 Persembe günü M. Bahaeddin, yeni harfleri ögrenmek için açilmis ve açilacak olan kurslar münasebetiyle Ünye Feyziye Mektebi’nde Maarif Memuru Nazif Bey’i ziyaret ederek, onunla Güzel Ordu Gazetesi muhabiri olarak bir mülakat gerçeklestirmisti. Bu görüsmede yeni harflerin yakin bir gelecekte Ünye halki tarafindan ögrenilmesi için Maarif Memurlugunca alinan tedbirler hakkinda konusulmus ve yapilan uygulamalar yerinde incelenerek müsahede edilmisti.

Ünye’de ilki halkin geneline tahsis edilmis olan iki dershane olusturulmustu. Bu dershanelerin biri Ünye Türk Ocaginda, digeri ise Ünye Halk Firkasi binasinda açildi. Bu dershaneler yeni harfleri hiç bilmeyenler ile biraz bilenler için açilmisti. Dersler 15 Eylül 1928’de baslayacakti. Açilan ikinci kurs ise memurlar için planlanmisti. Ayni sekilde bu kurs için de iki dershane olusturuldu. Ünye halki ve memurlar kurslara kayit olmaya baslamislardi. Ünye’de açilan üçüncü kurs ise Muallimler için tertip edilmisti. Ögretmenler için düzenlenen bu kursun mevcudu 48’dir. Kursiyer ögretmenlerden 28’i birinci, 20’si ikinci gurubu olusturuyordu. Ögretmenlerin kursunda alti gündür derslere devam ediliyordu. Maarif Memuru Nazif Bey kurslardaki erkek ve bayan ögretmenlerle ilgili olarak, “ögrenmeye çok azimliler, on bes gün içinde mini mini yavrularimizi yeni harflerle mükemmel bir sekilde okutacak kadar harfleri ögrenecekler” demisti. Ünye’de, halk, memurlar ve muallimler kursunda tedrisat tamamiyla muallimler tarafindan yogun bir sekilde, büyük bir heyecanla icra edilmekteydi.

Mülakatin ilerleyen bölümünde M. Bahaeddin Bey ile Nazif Bey Muallimler kursunun ikinci sinifinda imla dersine girerler. Güzide gençlerden Burhaneddin Bey okuyor, Muallim Vahap Bey süratle tahtaya yaziyordu: “Bir Avrupa ajansinin sözde Ankara’dan aldigi bir telgrafa göre Türk Milleti’nin sevdigi ve saygi ile basinda tuttugu büyük Gazi, sagdan soldan kralligi kabul etmesi için teklif mektuplari almakta ve bunlari memnuniyetle karsilamakta imis!..” M. Bahaeddin Bey, Muallimlerin yazilarini inceler ve izlenimlerini söyle dile getirir: “Umumiyetle diyebilirim ki yazdiklari harfler ve kelimeler defter çizgileri üstüne birer inci gibi dizilmis, imlâ yanlislari hemen hiç yok gibi. Tebrik ederek ikinci siniftan ayrilip birinci sinifa girdik. Mûsikî Muallimi Mehmet Arif Bey, Cavide hanimla Hasim Bey’i tahtaya kaldirmis, dersi veriyordu. Içlerinden bir beyin defterine baktim; “Bundan sonra bu güzel harflerle okuyup yazacagiz. Bu yeni fikir inkilâbina büyük Gazi Mustafa Kemâl’in en büyük eseri denilebilir.” cümleleri yaziliydi. Sonra bazi Ünye, Fatsa muallim hanim ve beylerinin defterlerinde göz gezdirdim. Bu kadar muvaffakiyet. Bu anda içimden söylüyordum: “Herhâlde bu muallimler hayata yalniz okumak ve okutmak için gelmis kimseler! ”.. Ilk Mektebin Yazi ve Türkçe Muallimi Ömer Sadik Bey’in yazisina bakiyordum; meger yeni Türk harfleri sanatkâr ellerde ne dereceye kadar güzellesmeye müsait bir hâle gelebiliyormus. Bu fevkalade terakkiye (ilerleme, yükselme) karsi hiçbir söz söyleyemez oldum. Siniftan çikarken kendi kendime mirildaniyordum: “Yavrularimizin terbiye ve tahsilini bu necip irfân ordusuna tevdi ” etmekte tereddüt etmemeli. Öyle anliyorum ki bu fedakâr insanlar Gazi’nin açtigi yoldan sarsilmaz adimlarla ve hem de suhuletle(kolaylikla) geçecekler!..( Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Dogusu,TTK. Ankara 1993,G.Ordu,17 Eylül 1928,s. 3-4)

 




Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —